Acil Servislere Yılda 200 Milyon Başvuru Yığılması Sistemi Zorluyor

Acil servislere yıllık başvuru sayısı 200 milyona yaklaştı. Bu da nüfusun yaklaşık 2.5 katı. Türkiye Acil Tıp Vakfı Başkanı Şahin Çolak, “Ağızdan hapla...

Türkiye'deki acil servislerin, özellikle kış aylarının yaklaşmasıyla artan yoğunluğu, sağlık sistemi üzerindeki baskıyı gözler önüne serdi. Türkiye Acil Tıp Vakfı Başkanı Prof. Dr. Şahin Çolak, acil servislere yönelik yıllık başvuru sayısının oldukça yüksek seviyelere ulaştığını ve bu durumun hizmet kalitesini etkilediğini belirtti.

Acil Servislerin Yoğunluğu Ve Sınıflandırma Sistemi

Prof. Dr. Çolak'ın açıklamalarına göre, Türkiye genelindeki acil servislere yılda yaklaşık 200 milyon başvuru gerçekleşti. Bu devasa sayı, Türkiye nüfusunun yaklaşık 2,35 katına denk gelmekte olup, acil sağlık hizmetlerine olan talebin boyutunu açıkça ortaya koymaktadır. Başvuruların büyük bir çoğunluğu, acil olmayan vakalar için yapıldığı dikkat çekti.

Acil servislerde hastaların durumuna göre bir sınıflandırma sistemi uygulandığını dile getiren Prof. Dr. Çolak, bu sistemi şu şekilde açıkladı:

Yapılan başvuruların yüzde 65'inin yeşil alana, yaklaşık yüzde 35'inin sarı alana, sadece yüzde 1 veya 2'sinin ise kırmızı alana olduğu kaydedildi. Prof. Dr. Çolak, "Kendini acil hisseden her hasta acildir. Hastalara kendi kendini değerlendirme yükünü veremeyiz. Bunun kararını zaten hekim vermelidir. Baş ağrısı olan hasta da gerçekten acil olabilir. Ancak hastaların tedavi şekline hekim karar verir" ifadelerini kullandı. Bu durum, acil servislerin büyük bir kısmının aslında birinci basamak sağlık hizmeti alması gereken hastalar tarafından meşgul edildiğini düşündürmektedir.

Tedavi Yaklaşımlarındaki Yanılgılar Ve İlaç Kullanımı

Acil servis başvurularında sıkça karşılaşılan bir diğer problem ise hastaların tedavi beklentileriyle ilgiliydi. Prof. Dr. Çolak, "her hastalığa serum" gibi yanlış bir algının olduğunu vurguladı. Tıbbi prensiplere göre, hastanın ağız yoluyla beslenebildiği ve ilaç alabileceği durumlarda damar yoluyla tedavi tercih edilmez. Bu konudaki tıbbi yaklaşımı şöyle özetledi:

"Tıpta bir kural vardır. Hastanın oral yolu açık ise damardan tedavi verilmez. Yani ağızdan hapla tedavi edilen hiçbir şey damar yolu ile tedavi edilemez çünkü yan etki riski artar. Bir araştırma var kas içi yapılan uygulama ile oral yolla yapılan tedavilerin etkisi arasında 5 dakika fark var. Birisi 15 dakika içinde hastaya etki ediyorsa diğeri 20 dakika içinde etki ediyor." Bu açıklama, damardan ilaç almanın her zaman daha etkili veya hızlı olduğu yönündeki yaygın inancın bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu ortaya koydu.

Grip Sezonunun Acil Servislere Etkisi

Türkiye Acil Tıp Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Özgür Söğüt ise acil servis başvurularının yoğunlaştığı dönemin grip sezonu olduğunu hatırlattı. Prof. Dr. Söğüt, "Acil başvurularının en yoğun olduğu dönem grip sezonu. Şu anda sezon tam olarak açılmadı ancak kasım ayının ikinci haftası itibarıyla artmasını bekliyoruz. Şu anda hafif bir hareketlilik var ama tam olarak başlamadı" şeklinde konuştu. Mevcut hafif hareketliliğin, önümüzdeki haftalarda yerini ciddi bir yoğunluğa bırakabileceği beklentisi dile getirildi.

Genel olarak, acil servislerin yüksek başvuru sayıları ve özellikle yeşil alan hastalarının oluşturduğu yoğunluk, hem sağlık çalışanları üzerinde ciddi bir yük oluşturmakta hem de gerçek acil vakaların zamanında ve etkin bir şekilde tedavi edilmesini zorlaştırmaktadır. Halkın acil servislerin işleyişi ve hangi durumlarda başvurulması gerektiği konusunda bilinçlendirilmesi, bu sistemin daha verimli çalışmasına katkı sağlayabilir.