Prof Dr Pampal Yeni Bir Aktif Fay Tespit Etti Bölgede 65 Büyüklüğünde Deprem Potansiyeli Bulunuyor

Dün öğle saatlerinde Osmaniye’nin Sumbas ilçesinde meydana gelen 4,1 büyüklüğündeki deprem, ilk bakışta küçük görünse de uzmanlara göre bu sarsıntı, Doğu...

Kahramanmaraş merkezli yıkıcı depremlerin ardından Doğu Akdeniz bölgesindeki sismik hareketlilik endişe verici bir biçimde devam ediyor. Son olarak 4,1 büyüklüğünde kaydedilen sarsıntı, bölgedeki fay hatları üzerindeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Süleyman Pampal, bu sarsıntının ardından kritik uyarılarda bulunarak, bölgede göz ardı edilen yeni ve aktif fayların bulunduğunu, bunların ciddi deprem riski taşıdığını açıkladı.



Bölgedeki Göz Ardı Edilen Aktif Faylar


Prof. Dr. Süleyman Pampal, kamuoyunun ve bazı uzmanların odağının genellikle Savrun Fayı üzerinde yoğunlaştığını belirtti. Ancak Pampal, bu ana fay hattını kesen, doğu-batı doğrultulu çok sayıda aktif fay hattının bulunduğunu ve asıl tehlikenin bu faylardan kaynaklandığını vurguladı. Uzman isim, Feke, Yardibi, Minnetli ve Göksun arasındaki alanda yer alan bu fayların Savrun Fayı'nı dik açılarla kestiğini aktardı.


Geçtiğimiz yıl bu bölgede kendi haritalandırdığı ve isimlendirdiği Akçalıuşağı ve Bozdağanuşağı faylarının 5,5 büyüklüğünde iki ayrı deprem ürettiğini hatırlatan Prof. Dr. Pampal, bu fayların bölgedeki sismik potansiyeli açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Pampal, son kaydedilen 4,1 büyüklüğündeki depremin de Savrun Fayı'nı kesen aktif faylardan biri üzerinde gerçekleştiğini dile getirdi. "Akçalıuşağı Fayının uzantısı Sumbas’ın biraz kuzeyine uzanıyor. Akçalıuşağı ile Bozdağanuşağı fayları birbirine çok yakın. Bir iki ay önce yine bu bölgeye yakın 3,9 büyüklüğünde bir deprem daha olmuştu. Burada bir hareketlilik var. Daha önce de bunu gündeme getirmiştim. Dikkatli olunması gerekiyor" şeklinde konuşarak bölgedeki hareketliliğin devam ettiğini ve tedbirli olunması gerektiğini belirtti.


Minnetli ve Kozan çevresindeki deprem geçmişine dikkat çeken Pampal, doğu-batı yönlü bu fayların bölgede olası yeni sarsıntılar için göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Uzman isim, bu hareketliliğin bölgede "6 ila 6,5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli olan aktif fayların" varlığına işaret ettiğini ifade etti.


Yeni Bir Aktif Fay Keşfi: Gezid Dağı Fayı


Prof. Dr. Süleyman Pampal, bölgedeki çalışmalarını sürdürürken yeni bir aktif fay hattı daha tespit ettiğini duyurdu. Yaz aylarında gerçekleştirdiği arazi araştırmalarında "Gezid Dağı Fayı" adını verdiği bu fayın da aktif olduğunu belirten Pampal, fayın son 4,1 büyüklüğündeki depremin meydana geldiği yere oldukça yakın konumlandığını açıkladı. Gezid Dağı Fayı'nın Sumbas'ın yaklaşık 20 kilometre kuzeyinde yer aldığı bilgisini paylaştı. Pampal, kendi isimlendirdiği Akçalıuşağı ve Bozdağanuşağı faylarının da bölgede yakından izlenmesi gerektiğini vurgulayarak, bu iki fayın daha büyük bir ana fayla birleşmeden bağımsız şekilde uzandığına dikkat çekti.


Savrun Fayı Tartışmalarına Bilimsel Açıklama


Bölgede sıklıkla gündeme gelen Savrun Fayı hakkında da önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Pampal, bazı meslektaşlarıyla bu konuda fikir ayrılıkları yaşadığını belirtti. Pampal, sahada yıllardır yaptığı detaylı çalışmalar sonucunda "Bu fay aktif değil, 7'den büyük deprem üretmesi beklenmemeli" diyerek kamuoyunu gereksiz endişeye sevk eden yorumlara karşı uyarıda bulundu. Özellikle 06 Şubat depremlerinin ardından bazı uzmanların, Göksun'dan Kozan'a uzanan Savrun Fayı'nın kırılacağını, 7'den büyük bir deprem üreteceğini ve Adana'yı yıkacağını iddia ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Pampal, bu görüşlere katılmadığını açıkladı. "Bu benim doktora tezimin konusu, çalışma saham. Bu alanda yıllardır çalışan bir bilim insanı olarak söylüyorum: Savrun Fayı aktif değil" ifadelerini kullandı. Bu iddiaların Adana'da yarattığı tedirginlik nedeniyle birçok konferans verdiğini ve halkı bilimsel veriler ışığında bilgilendirmeye çalıştığını kaydeden Pampal, fayın sahada incelendiğini ve iddiaların aksine büyük bir deprem üretme potansiyeli taşımadığını vurguladı. Prof. Dr. Pampal, depremin hemen ardından Savrun Fayı üzerinde çalışmaya başladığını ve bu yaz da iki ay boyunca çalışmalarını sürdürdüğünü, halen sahada olduğunu belirtti. Yapılan gözlemler ve jeolojik verilere dayanarak, fayın aktifliğini yaklaşık 30 milyon yıl önce oluştuğunu ve uzun süre aktif kaldığını ancak günümüzde bölgedeki tektonik rejimin değişmesi nedeniyle aktifliğini yitirmiş durumda olduğunu dile getirdi.


Türkiye Jeoloji Kurultayı'nda iki kez gündeme getirdiği bu konuya ilişkin olarak Prof. Dr. Pampal, Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü'nün yayımladığı aktif fay haritasında Savrun Fayı'nın aktif olarak işaretlenmesinin bazı araştırmacıları yanlış çıkarımlara yönlendirdiğini ifade etti. "Haritaya bakıyorlar, 80 kilometrelik fayı görünce 'Bu kırılacak ve büyük deprem olacak' diyorlar. Ancak bu yorumlar, sahadaki bilimsel verilerle uyuşmuyor" şeklinde konuştu.


Doğu Akdeniz'de Yapı Stoğu Ve Zemin Riski


Prof. Dr. Süleyman Pampal, Doğu Akdeniz bölgesindeki yapılaşma konusundaki risklere de dikkat çekti. Bölgedeki yapı stoğunun büyük ölçüde dayanıksız olduğunu belirten Pampal, kötü yapılmış betonarme binaların ve yetersiz zemin etütlerinin ciddi bir risk faktörü oluşturduğunu vurguladı. 06 Şubat depremlerini örnek gösteren Prof. Dr. Pampal, depremin merkez üssüne yaklaşık 230 kilometre uzaklıkta bulunan Adana'da 400'den fazla vatandaşımızın yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, "Bu kayıpların temel nedeni kötü betonarme yapılar ve uygun olmayan zeminlerdi" dedi.


Deprem sırasında bazı bölgelerde zemin kaynaklı ivme değerlerinin 4 katına kadar çıktığını belirten Pampal, zeminin deprem ivmesini büyüten en önemli etken olduğunu ifade etti. "Sağlam olmayan zemin üzerinde yapılmış kötü yapılar, uzaktaki bir depremi bile ölümcül hale getirebilir" sözleriyle uyarılarını yineledi.


Doğu Akdeniz'deki şehirleşmenin yanlış alanlara kaydığına da işaret eden Prof. Dr. Süleyman Pampal, özellikle Kadirli, Sumbas, Kozan ve Ceyhan çevresinde yapılaşmanın verimli tarım arazileri ve alüvyal zeminler üzerinde hızla arttığını gözlemledi. "Sürekli sahada olan biri olarak söylüyorum: Binalar ovanın içine doğru yayılıyor. Bu çok tehlikeli. Zemin etütleri yetersiz, yapı kalitesi düşük, kat sayısı fazla... Bu bölgelerde çok dikkatli olunması gerekiyor. Çok katlı yapılardan uzak durmalıyız" ifadeleriyle bölgedeki yapılaşma politikalarının acilen gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.