Prof Dr Şener Üşümezsoy New York Times’In İstanbul Depremi Uyarısını Asılsız Korku Yayma Olarak Nitelendirdi
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, CNN Türk canlı yayınında The New York Times'ın deprem raporuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Makalenin hiçbir dayanağının...
The New York Times gazetesinde yayımlanan ve Science dergisindeki araştırmaya dayandırılan İstanbul'da olası büyük deprem riskine ilişkin analiz, Türkiye'de geniş yankı uyandırdı. Bilim dünyasında tartışmalara neden olan bu değerlendirmelere, yer bilimleri alanının tanınan isimlerinden Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’dan çok sert tepki geldi. CNN Türk canlı yayınında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Üşümezsoy, söz konusu analizin bilimsel temelden yoksun olduğunu ve yalnızca kamuoyunda korku yaratma amacı taşıdığını ifade etti.
New York Times Ve Science Dergisi'nin İstanbul Depremi İddiaları
Bilim dünyasının saygın yayınlarından Science Dergisi’nde Perşembe günü yayımlanan yeni bir araştırma, sismik hareketliliğin kilitli bir faya doğru ilerlemesinin İstanbul için kritik bir tehdit oluşturduğunu öne sürmüştü. Bu durumun, yaklaşık 16 milyon nüfuslu metropolde 7.0 ve üzeri büyüklükte bir deprem riskini önemli ölçüde artırdığı belirtilerek, olası sonuçların bilim insanları tarafından son derece ağır olarak değerlendirildiği vurgulanmıştı. Analizde yer alan ifadeler, bölgedeki jeolojik tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. Cornell Üniversitesi'nden deprem bilimci Judith Hubbard ise The New York Times'a yaptığı değerlendirmede, muhtemel bir depremin "yakın tarihin en kötü insani felaketlerinden birine yol açacağını" ifade ederek durumun ciddiyetini vurgulamıştı. Analizde özellikle, İstanbul'da yaşanabilecek büyük bir trajedinin ana nedeninin fay hattının kendisi değil, "insan faktörü" olacağının altı çizilmişti.
Prof. Dr. Üşümezsoy'dan Bilimsel Çürütmeler Ve Eleştiriler
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, ABD merkezli medyanın Türkiye'deki deprem tartışmalarına yönelik yaklaşımını "çok ilginç, ABD merkezli medyaya biat etme anlayışı var" sözleriyle eleştirdi. Türkiye'deki gazetecilere hitaben, sahada bulunan yerel uzmanların raporları yerine, bölgeyi görmeyen kişilerin yaptığı spekülatif yayınlara itibar etmenin doğru olmadığını belirtti. Üşümezsoy, 1999 yılından bu yana yurt dışında her yıl en az 3 adet deprem yayını yapıldığını ancak bu yayınların hepsinin "çöpe atıldığını" ve "kağıt üzerinde spekülatif yayınların depreme de yansımış durumda olduğunu" dile getirdi.
New York Times'da çıkan makalenin Science Dergisi'ndeki bir makaleden yola çıkarak Marmara'da büyük bir deprem olacağını iddia ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Üşümezsoy, daha önceki yorumlarda fayın doğudan batıya doğru ilerleyerek Adalar Fayı'na ulaşacağı ve İstanbul'u yıkacağı öne sürüldüğünü belirtti. Ancak kendilerinin o dönemde fayın Düzce'ye doğru gittiğini savunduklarını ve Düzce'de deprem gerçekleştikten sonra bu iddiaların sahiplerinin sustuğunu ifade etti. Ardından, Yeşilköy'den Gaziköy'e kadar uzanan 110 kilometrelik fay hattının kırılarak 7.5 büyüklüğünde bir depreme yol açacağı yönündeki tezlerin de yapılan denizaltı çalışmalarıyla çürütüldüğünü aktardı. Bu çalışmalar sonucunda, söz konusu fayın sadece 60 kilometresinin kırıldığı ve Adalar Fayı'nda herhangi bir stres birikiminin olmadığı tespit edildiği bilgisini paylaştı. Üşümezsoy, batıdaki fayın 1912'deki Tekirdağ Çukuru depremiyle kırıldığını ve geriye yaklaşık 50 kilometrelik bir bölümün kaldığını sözlerine ekledi.
Prof. Dr. Üşümezsoy, uzun yıllardır "Bu fay iki parçalıdır, Büyükçekmece ile Yeşilköy arasında fay söz konusu değildir ve yalnızca Kumburgaz'daki fay vardır demekten dilimden tüy bitti" sözleriyle kamuoyunu bilgilendirmeye çalıştığını vurguladı. Analizin, fay hareketliliğinin batıdan doğuya, yani İstanbul'a doğru ilerlediğini öne sürdüğünü kaydeden Prof. Dr. Üşümezsoy, bu fayların "crep" (yavaş ve sürekli kayma) yaparak stres biriktirmediğini ve dolayısıyla büyük bir deprem potansiyeli taşımadığını savundu. Analizin "elmalarla armutları topladığını" ifade eden Üşümezsoy, Büyükçekmece ile Küçükçekmece arasında, Adalar Fayı'nda ve Avcılar Fayı'nda hiçbir stres birikiminin bulunmadığını kesin bir dille belirtti. Makalenin, fay hattını iki parçalı değil de tek parçalıymış gibi hatalı bir mantıkla ele aldığını belirten Üşümezsoy, "Dolayısıyla bu makalenin dayandığı hiçbir temel yok. Topluma korku veren yalancı çoban hikayesi" sözleriyle tepkisini tamamladı.