Kabataş Erkek Lisesi Öğrencileri Tarihi Saraylarda Yaşayarak Öğreniyor

Kabataş Erkek Lisesi, tarih derslerini daha kalıcı hale getirmek amacıyla İstanbul’un tarihi saraylarında işliyor. Topkapı ve Dolmabahçe saraylarının...


İstanbul'un köklü eğitim kurumlarından Kabataş Erkek Lisesi öğrencileri, tarih derslerini sınıf duvarlarının ötesine taşıyarak, şehrin görkemli saraylarında işleme fırsatı buldu. Tarih Öğretmeni Fikret Ünal'ın öncülüğünde hayata geçirilen bu yenilikçi eğitim yaklaşımı, öğrencilerin tarihi bilgileri yaşayarak ve bizzat mekanlarında deneyimleyerek edinmesini hedefliyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yürütülen bu proje ile öğrencilerin öğrenme süreçlerine derinlik katılması ve bilgilerin zihinlerde daha kalıcı hale gelmesi amaçlanıyor.


Tarihi Mekanlarda Devrim Niteliğinde Eğitim Modeli


Kabataş Erkek Lisesi Tarih Öğretmeni Fikret Ünal, derslerini tarihi mekanlara taşıma kararının, öğrencilerin konuya daha hızlı adapte olmalarını ve odaklanma becerilerinin artmasını sağladığını belirtti. Ünal, yenilikçi tarih derslerini ve bunların öğrenciler üzerindeki etkisini şu sözlerle ifade etti: "Sınıfların yerine tarihi mekanlarda işlediğim derslerde öğrencilerin ilgili konunun içine daha çabuk girdiğini ve daha iyi odaklandığını fark ettim. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli de bu anlamda çok önemli ve bundan vazgeçilmemesi gerek. Bu modeli eğitimde gerçek bir devrim olarak görüyorum." Öğretmen Ünal, "İmparatorluktan Cumhuriyete Türk Modernleşmesi" temalı ders anlatımlarını tarihsel mekanlarda gerçekleştirdiği bir proje yürüttüğünü açıkladı. Bu çerçevede, geçtiğimiz Ekim ayında Topkapı Sarayı'nda bir ders gerçekleştiren öğrenciler, Aralık ayı içinde ise Dolmabahçe Sarayı'nda farklı bir konuyu ele aldı. Proje kapsamında bir sonraki dersin Yıldız Sarayları'nda yapılacağı, ardından kronolojik sıra takip edilerek Kurtuluş Savaşı döneminin idari merkezi olan Ankara'daki Birinci Meclis Binası'nda bu yılki derslerin sona ereceği bildirildi.


Dolmabahçe Sarayı'nda Osmanlı Modernleşmesi


Öğrencilerle Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleştirilen ders, Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyılını, sarayı inşa ettiren Sultan Abdülmecit dönemini ve sonraki padişah Abdülaziz dönemlerini mercek altına aldı. Ders süresince, imparatorluğun modernizasyon çabaları ve bu süreçte yürütülen çalışmalar, mekan ve zaman bütünselliği içerisinde detaylı bir şekilde işlendi. Öğrencilerin büyük çoğunluğunun Dolmabahçe Sarayı'nı ilk kez ziyaret ettiği bu deneyim, geçmişin ihtişamını gözlemlemeleri açısından büyük önem taşıdı. Fikret Ünal, Dolmabahçe Sarayı'nın zor günler geçiren imparatorluğun son dönemlerindeki modernleşme hamlelerinin ve ihtişamının canlı bir kanıtı olduğunu vurguladı. Saray, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında pek çok kritik olaya ev sahipliği yapmış olmasıyla da tarihi derinliğe sahip bir mekan olarak öne çıkıyor. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün naaşının 16-18 Kasım 1938 tarihleri arasında halkın ziyaretine açıldığı ve cenaze namazının da kılındığı Muayede Salonu, sarayın en önemli bölümlerinden biridir.


Sarayın İhtişamlı Mimarisi Ve Tarihi Değeri


Tarih Öğretmeni Fikret Ünal, derslerde sarayın mimari özelliklerinin de ayrıntılı bir şekilde ele alındığını belirtti. Ünal, Dolmabahçe Sarayı'nın, "monoblok" yani tek bir yapı olarak 14.595 metrekarelik alanıyla Türkiye'nin en büyük saray yapısı unvanına sahip olduğunu dile getirdi. Saray kompleksinde 285 oda, 44 salon, 6 hamam ve 68 tuvalet bulunduğu bilgisini aktaran Ünal, iç mekandaki zenginliğe de dikkat çekti. Beykoz ve Bohemya'da özel olarak üretilen 581 şamdan, 141 halı, 115 seccade, Yıldız Porselen Fabrikası'nda üretilen bir bölümüyle birlikte toplam 280 vazo, 36 avize ve 158 saat gibi değerli objelerin sarayı süslediğini ifade etti. Ayrıca, neredeyse 600'e yakın paha biçilemez tablonun bulunduğu sarayda, 4.454 metrekarelik alanı kaplayan halıların tamamının Hereke dokuması olması, sarayın sanatsal ve kültürel zenginliğini gözler önüne seriyor.


Öğrencilerden Tarihi Deneyime Tam Not


Dolmabahçe Sarayı'nda ders işleyen 11. sınıf öğrencilerinin deneyimleri, bu yenilikçi eğitim modelinin başarısını gözler önüne serdi. Öğrenciler, tarihi mekanlarda bulunmanın öğrenme süreçlerine kattığı değeri dile getirdi.


Öğrencilerden Deniz Ünlü, sarayın görkemli duruşunun ve ev sahipliği yaptığı sayısız tarihi olayın kendisini derinden etkilediğini belirterek, "Dersimiz sırasında sarayı tüm yönleriyle ele almak bana yeni bir perspektif kattı. Orada işlediğimiz tarih dersini muhtemelen hiçbir zaman unutmayacağım." ifadelerini kullandı.


Ece Ergin ise, ilgili tarihte yaşananları bizzat yerinde dinlemenin kendisi için çok daha faydalı olduğunu vurguladı. Sarayı ilk kez ziyaret ettiğini dile getiren Ergin, "Kitapta okuduklarımı yerinde görmek derse olan ilgimi de artırdı. Beni en çok Atatürk’ün yaşamının son aylarını geçirdiği odada bulunmak etkiledi. Ayrıca, sarayda Atatürk’ün üstüne kayıtlı eşya sayısının yalnızca 3 olması da beni çok şaşırttı." şeklinde konuştu.


Ela Yağmur Açıkkaya da, Dolmabahçe Sarayı'nın Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün hayata veda ettiği yer olması nedeniyle kendisi için çok özel bir anlam taşıdığını ifade etti. Açıkkaya, "Sarayda ilk defa bu kadar detaylı bir anlatım dinledim. Hocamızın önderliğinde tarihi yalnızca kitaplardan değil yerinde öğrenmiş olduk. Saray atmosferini deneyimlemek tarihin önemli aktörleriyle empati kurmamızı da sağladı. Bizim okulumuz da bir saray, bu nedenle tüm dersleri zaten sarayda işliyor olsak da tarihi bizzat yerinde keşfetmek ayrı bir öğrenim deneyimi sundu." diyerek, mekanın tarihi olaylarla kurduğu bağı ve kişisel etkileşimini dile getirdi. Bu öğrenci yorumları, tarihi mekanlarda eğitimin, soyut bilgiyi somut bir deneyime dönüştürerek öğrencilerin hafızasında kalıcı izler bıraktığını açıkça ortaya koydu.