Ak Parti Sözcüsü Çelikten Sdgye Kritik Uyarı Bir Ülkede İki Ordu İç Savaş Çıkarır

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti MKYK sonrası AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında 10 Mart mutabakatı...


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında düzenlenen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı'nın ardından parti genel merkezinde önemli açıklamalarda bulundu. Çelik, toplantıda tüm yılın kapsamlı bir değerlendirmesinin yapıldığını, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da bu değerlendirmelere liderlik ettiğini ifade etti.


Söz konusu toplantının gerçekleştiği dönemde, üç ayların başlangıcını ve tüm inananların rahmet ve mağfiret ayı olan bu dönemi tebrik eden Çelik, aynı günün Sarıkamış şehitlerini anma yıl dönümü olması münasebetiyle, "Kendi imanlarını vatan savunmasına çevirerek o büyük fedakarlığı yapan Sarıkamış şehitlerimizi de bu vesileyle bir kez daha rahmetle anıyoruz." ifadelerini kullandı.


"Terörsüz Türkiye" Yolunda Önemli Adımlar


Yıl sonuna doğru gelindiğinde Meclis'te "Terörsüz Türkiye" hedefiyle çalışmalarını sürdüren Komisyonun önemli bir aşamayı tamamladığını belirten Çelik, siyasi partiler tarafından hazırlanan raporların teslim edildiğini aktardı. Bu sürecin başarıyla yürütülmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini sunan Çelik, "Bugün gelinen noktada artık raporlar yazılmış, siyasi partiler tarafından raporlar teslim edilmiştir. Bu çerçevede bu Komisyona bizzat başkanlık ederek, bütün bu süreci büyük vukufiyetle yöneten, sağduyuyla yöneten Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş'a ve burada bulunup görev yapan bu Komisyon'daki milletvekili arkadaşlarımıza bütün katkılarıyla, bütün değerlendirmeleriyle, eleştirileriyle bu süreci olgunlaştıran bütün milletvekili arkadaşlarımıza da teşekkürlerimizi sunuyoruz." şeklinde konuştu. Ayrıca, bu çalışmanın Türkiye'nin demokrasi birikimini ve Yüce Meclis'in meseleler hakkındaki yüksek dirayetini ortaya koyduğunu vurguladı. Komisyona yönelik eleştirilerin, asılsız suçlamalar ve hakaretler içermediği sürece dikkate alındığını, parlamenter siyasetin farklı görüşleri bir araya getirme esasına dayandığını da sözlerine ekledi.


Terörle Mücadelede Cumhur İttifakı'nın Kararlılığı


Cumhur İttifakı bünyesinde AK Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) sunduğu raporlar arasında ilke ve yaklaşımlar bakımından büyük bir uyum bulunduğuna işaret eden Çelik, bu iradenin Türkiye'yi terörsüz bir geleceğe taşıma hedefini yansıttığını söyledi. Türkiye'nin ve bölgenin terörden arındırılması için takip edilen iradenin ortaya konulduğunu belirten Çelik, sürecin zaman zaman yavaş ilerlese de çarkın dönmesinin ve süreçlerin işlemesinin esas olduğunu ifade etti. Terörsüz Türkiye ile terörsüz bir bölgenin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini, Türkiye'nin uzun yıllar terörle mücadele ettiğini ve bu süreçte şehitlerin büyük fedakârlıkları sayesinde terörün amacına ulaşmasının engellendiğini anlattı.


Türkiye'de etnik veya mezhepsel bir çatışmanın söz konusu olmadığını, tam tersine Türk ve Kürt'ün ebedi kardeşliğine terörün musallat olduğunu belirten Çelik, terörün millet arasında nifak oluşturma hamlelerinin iki ana yolla boşa çıkarıldığını vurguladı: "Birincisi, güvenlik güçlerimizin eşsiz fedakarlıkları ve dirayetli duruşlarıyla terörün bu hedeflerine ulaşması engellenmiştir. İkincisi de adları ne olursa olsun hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir bilincinden ayrılmayan bir millet feraseti ve millet basiretiyle bu meselelere yaklaşılmıştır." Çelik, AK Parti olarak Meclis Komisyonu'na sundukları raporda bu görüşleri net bir şekilde ifade ettiklerini, boşaltılan mağaralar ve sembolik düzeyde bırakılan silahların süreç için olumlu adımlar olduğunu belirtti. Gelecek dönemde silahların tamamen bırakılması ve terör örgütünün feshedilmesi konusundaki adımların, hukuki süreçleri kolaylaştıracağını da sözlerine ekledi.


PKK'nın Bütün Uzantılarıyla Feshedilmesi Esas Hedef


Çelik, sürecin kilit noktasının fesih konusunun bir söylem olmaktan öte, fiili bir duruma dönüşmesi olduğunu, bunun da silah bırakma, yakma ve teslim etme süreçleriyle mümkün olacağını kaydetti. PKK terör örgütünün, Suriye'deki SDG, İran'daki PEJAK ve Avrupa'daki ideolojik ile finansal illegal yapılanmaları da dahil olmak üzere bütün şube ve uzantılarıyla feshedilmesinin esas amaç olduğunu vurguladı. Terörün gündemden çıkmasıyla birlikte, bugün hukuki ve siyasi düzeyde tartışılan pek çok konunun daha sakin ve net bir şekilde ele alınabileceğini, demokratikleşme süreçlerinin de bu çerçevede ilerleyeceğini dile getirdi. "Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ilkesi etrafında ebedi kardeşliğimize, ebedi birlikteliğimize sahip çıkarak kaderdaşlık, vatandaşlık ilkeleri çerçevesinde geleceğe yürüyeceğiz." diye konuştu.


Dış Politikada Birlik Vurgusu


AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu'nun Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın SDG'ye ilişkin söylemlerine karşı yorumlandığı iddia edilen açıklamaları üzerine Çelik, bu konuda net bir duruş sergiledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın devletin başı olarak çizdiği dış politika çizgisinin, hem Kabine'deki tüm bakanlar hem de AK Parti tarafından aynen takip edildiğini belirtti. Çelik, "SDG konusunda da bakanlarımız ve parti yetkililerimiz arasında bir görüş ayrılığı ya da görüş farklılığı yoktur. Aynı şekilde Kabine'deki hiçbir arkadaşımızın da Cumhurbaşkanımızın iradesi dışında bir faaliyeti ya da söylemi söz konusu değildir." diyerek, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı'nın yürüttüğü faaliyetlerin ve kendi açıklamalarının da Cumhurbaşkanı'nın iradesi dahilinde olduğunu vurguladı. Galip Ensarioğlu'nun da daha sonra yaptığı açıklamada, sözlerinin herhangi bir bakanı kastetmediğini ifade ettiğini kayda geçirdi.


SDG Ve Suriye'deki Tek Ordu Prensibi


Bir gazetecinin "SDG'nin entegrasyonu konusunda bir ayak direme olduğunu görüyoruz. Son olarak Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in 'Rakka ve Deyrizor'da tüneller kazıldığını gözlemliyoruz' şeklinde açıklamaları oldu. Son durum nedir?" sorusu üzerine Çelik, SDG'nin Suriye'de PKK terör örgütü olduğunu ve Türkiye için bir tehdit teşkil ettiğini yineledi. Tek Suriye ve tek ordu ilkesi çerçevesinde ulusal bir bütünlüğün oluşması gerektiğini belirten Çelik, Suriye'de yeni çatışmaların önüne geçilmesi için 10 Mart Mutabakatı'na uyulması gerektiğini ifade etti. Mutabakatın, Suriye Kürtlerinin kazanımlarının tanınması ve Suriye'nin ayrılmaz bir parçası olması noktasında net ifadeler içerdiğini hatırlatan Çelik, herhangi bir terör örgütünün bir etnik grubun kazanımı olarak sunulamayacağını vurguladı. "Bizim burada söylediğimiz şey açıktır, SDG 10 Mart mutabakatına uymalıdır. Boşaltılan mağaraları da görüyoruz. Bazı mağaralar boşaltılıyor. Bunu olumlu karşılıyoruz." diyerek, terör örgütü tarafından Rakka ve Deyrizor'da yapılan yeni tahkimatların da gözlemlendiğini sözlerine ekledi.


Çelik, stratejik bir sabırla hareket ettiklerini, devletin tüm kurumlarının bu faaliyetleri aynı anda takip ettiğini ve aralarında herhangi bir çelişki olmadığını vurguladı. "Bir ülkede iki ordu olmaz, bir ülkede iki silahlı güç olmaz. Ordu düzeyinde bir ülkede iki tane silahlı güç olacağı düşünülüyorsa, bunun sonu iç savaş senaryosudur." uyarısında bulunan Çelik, böyle bir senaryoda tüm etnik ve mezhepsel grupların kaybedeceğini belirtti. Türkiye'nin amacının bölgede kardeşçe, onurlu, refah dolu ve barış içinde bir gelecek olduğunu dile getiren Çelik, 10 Mart Mutabakatı'nı kabul edip "bloklar halinde uygularım" demenin, ordu içinde yeni bir ordu olarak faaliyet göstermek anlamına geldiğini ve bunun son derece yanıltıcı olduğunu ifade etti.


Bölgesel Hassasiyetler Ve Vekalet Savaşları


Emperyalist odakların vekalet savaşlarının parçası haline gelme girişimlerinin büyük bir yanılgı olduğunu dile getiren Çelik, bu durumun Kürtlere ve Araplara büyük haksızlık olacağını vurguladı. Terörün gündemden çıkarılmasının temel amacının, Türk'ün, Kürt'ün ve Arap'ın ebedi kardeşliğine kimsenin musallat olmasını engellemek olduğunu belirtti. Hiçbir terör örgütünün varlığının, hiçbir kardeşimizin kazanımı olamayacağını, bu iki kavramın yan yana getirilemeyeceğini ifade eden Çelik, tek Suriye ve tek ordu çerçevesinde, Türkmen'in ve Arap'ın hükümette ve diğer kurumlarda temsil edilmesini, kapsayıcı bir hükümet modelinin kurulmasını ve anayasal vatandaşlık ile eşitlik temelinde bir toplumsal hayatın sağlanmasını hedeflediklerini belirtti.


Çelik, Suriye'nin güneyinde Siyonizm ile aynı çizgide hareket eden bazı odakların Dürzileri temsil ediyormuş gibi faaliyet yürütmesine karşı çıkılmasının, Dürzilere yönelik bir tutum olarak yansıtılmaya çalışılmasını da eleştirdi. "Biz tam tersine, bütün bunların Suriye içerisinde hem hükümette yer almasını hem parlamentoda yer almasını hem de toplumsal hayatın her aşamasında eşit temsille, kapsayıcı bir modelle yaşaması gerektiğini düşünüyoruz." diye konuştu. Rakka ve Deyrizor'daki tahkimatları ve diğer ilişkileri gördüklerini belirten Çelik, SDG'nin 10 Mart Mutabakatı yönünde ilerlemesi gerekirken, Siyonist katliamcılığın vaatlerine kanarak bunun zıddında ilerlemesinin yanlış olduğunu vurguladı. Çağrılarının bölgeye dönük kardeşlik siyaseti olduğunu belirten Çelik, "Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın üzerine hiç kimse ne vekalet savaşlarıyla ne terör örgütleriyle gölge düşürmeye kalkmasın. Bu bugünün meselesi de değildir. Bu, Orta Doğu'da uzun zamandır oynanan bir oyundur." sözleriyle konuşmasını tamamladı.