Veli Tutumları Öğretmenleri Mesleği Bırakma Noktasına Getirdi
Öğretmenler velilerin vakitsiz ve tuhaf isteklerinden, olur olmaz durumlarda hesap sormalarından şikâyetçi. Hatta, ‘Bazı velilerin sınır algısı kayboldu’...
Eğitim camiasında son dönemde dikkat çekici bir sorun gün yüzüne çıktı: Öğretmenler, bazı velilerin sergilediği "sınır tanımayan" tutumlar ve aşırı beklentiler karşısında büyük bir bezginlik yaşamakta, hatta mesleği bırakmayı dahi düşünebilmektedir. Velilerin özel hayata müdahale eden, mesleki yetkinlikleri sorgulayan ve zaman mefhumu tanımayan talepleri, eğitimciler üzerinde ağır bir baskı oluşturmaktadır.
Artan Şikayetler Ve Çığırından Çıkan Talepler
Öğretmenler, kendilerinden beklenenin ötesine geçen, profesyonel sorumluluklarıyla bağdaşmayan pek çok talep ile karşılaşmaktadır. Bu taleplerin başında, bir ilkokul öğretmeninin sosyal medyada paylaştığı ve büyük yankı uyandıran vaka gelmektedir. Söz konusu öğretmen, bir velinin kendisinden çocuğunun altını kontrol etmesini istemesi karşısında yaşadığı şaşkınlığı ve tepkiyi kamuoyu ile paylaşmış, bu durum eğitimcilerin yaşadığı sorunların sadece küçük bir örneği olarak öne çıkmıştır.
Bir başka olayda ise, velilerle sağlıklı bir iletişim zemini oluşturmak amacıyla her gün 17.30 ile 18.00 saatleri arasında görüşme saati belirleyen bir öğretmen, beklenmedik tepkilerle karşılaştı. Velilerden biri, öğretmene yönelik olarak, “18:05’te yazsam cevap vermeyecek misin? Hocam pardon? Ne bu mesafe? Saat mi kuralım?” ifadelerini kullanırken, bir diğeri ise “Bizim kızın öğretmeni çok garip, görüşmelere sınır koymuş” diyerek tepkisini dile getirdi. Bu tür geri dönüşler, velilerin öğretmenlerin kişisel yaşamlarına ve profesyonel sınırlarına duydukları saygının azaldığını açıkça ortaya koydu.
Eğitimcilerin yaşadığı bir diğer ciddi sorun ise, bazı velilerin asılsız veya yersiz gerekçelerle kendilerini Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) şikayet etmesidir. Çocuğunun yaşadığı bir sorunda durumu dinlemeden, anlamadan öğretmeni sorgulamaya kalkan ve hatta hesap sormaya yeltenen veli davranışları, öğretmenlerin iş yükünü artırmakta ve motivasyonlarını olumsuz etkilemektedir. Velilerin çocuğuna yönelik olarak “Öğretmenine nasıl bunu yaparsın?” demek yerine, doğrudan öğretmene yönelmesi, eğitim sürecindeki en temel paydaşlardan biri olan öğretmen-veli işbirliğini zedelemektedir.
Profesyonel Sınırlar Ve Veli-öğretmen İlişkisi
Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehduh Sami Taner, sınır tanımayan veli tutumlarının geldiği noktaya ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Taner, bazı velilerin öğretmene adeta bir “bakıcı” muamelesi yaptığını, bu durumun giderek “çığrından çıkmış, şımarmış veli talepleri” halini aldığını ifade etti. Öğretmenlerin veliye karşı sorumlu olduğu maddelerin mesleki mevzuatta açıkça belirtildiğini vurgulayan Taner, eğitim fakültelerinde veliyle nasıl ve ne zaman ilişki kurulması gerektiğinin, iletişim, davranış bilimleri, eğitim sosyolojisi ve eğitim psikolojisi dersleri aracılığıyla detaylı bir şekilde öğretildiğini belirtti.
Taner’e göre, öğretmenlerin vakitsiz aranması ve kişisel yaşamlarına müdahale sınırının aşılması durumunda, öğretmenin uygun bir dille bu zaman diliminin kendisine ait olduğunu, yapılanın zamanlama konusunda bir garabet olduğunu anlatması ve belirli bir görüşme saati belirleyerek veliyi davet etmesi gerekmektedir. Bu yaklaşım, profesyonel sınırların korunması adına büyük önem taşımaktadır.
Saygı Ve Güven Esasına Dayalı Bir İlişki Vurgusu
Prof. Dr. Taner, veli ile öğretmenler arasında olması gereken ideal ilişkiyi de tanımladı. Bir öğretmenin, çocuğun eğitimi ve yetiştirilmesi sürecinde anne babanın en yakın yol arkadaşı olması gerektiğini belirten Taner, bu süreçte birlikte hareket etmenin zorunluluğunu vurguladı. Öğretmenin pedagojik bilgisi ve insanı biçimlendirme konusundaki donanımının çoğu anne babada bulunmadığını dile getiren Prof. Dr. Taner, velinin öğretmenle ilişkisinde saygılı ve seviyeli bir tutum sergilemesi gerektiğinin altını çizdi.
Öğretmene mesleki bilgisini veya öğretme yöntemlerini hatırlatacak konuşmaların yanlış olduğunu belirten Taner, özellikle anne babanın öğretmene karşı bu tür olumsuz yaklaşımları çocuğun yanında yapmasının, çocuğun okulda da aynı tutumu sergilemesine yol açabileceği uyarısında bulundu.
Günümüzde sıkça rastlanan “helikopter ebeveynler” olarak tanımlanan, dünyanın kendi ailesi çevresinde döndüğünü düşünen ve çocuğunun her söylediğini doğru kabul eden velilerin bu tutumlarını öğretmenle ilişkilerine de yansıttıklarına dikkat çekildi. Prof. Dr. Taner, önceki kuşaklarda öğretmenle ilgili bir sorun olduğunda ailelerin çocuklarına “Sen öğretmenini şikayet edemezsin” dediğini hatırlatarak, günümüzde ise başkalarının işine karışılmasının ve buna “çocuğumun eğitimini önemsiyorum” denmesinin yanlış bir yaklaşım olduğunu belirtti. Öğretmene güvenilmesi ve onun yetkilerinin artırılması gerektiği vurgulanırken, velinin öğretmene karşı saygısının inşa edilebilmesi için eski dönemlerde olduğu gibi öğretmenin itibarının güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bu durum, eğitim sisteminin sağlıklı işlemesi ve öğretmenlerin mesleklerini huzur içinde icra edebilmeleri için kritik bir öneme sahiptir.