Türk Silahlı Kuvvetlerinin Irak Suriye Ve Lübnan Görev Süreleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kabul Edildi

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), Lübnan'daki görev süresinin 2 yıl; Irak ve Suriye’deki görev süresinin ise 3 yıl uzatılmasına ilişkin tezkereler TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.


Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Lübnan'daki görev süresinin 2 yıl, Irak ve Suriye'deki görev süresinin ise 3 yıl uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda kabul edildi. Bu kararlar, Türkiye'nin bölgesel güvenlik stratejileri ile terörle mücadele ve istikrar arayışındaki kararlı duruşunu bir kez daha ortaya koydu.

Irak Ve Suriye Tezkeresinin Gerekçeleri Ve Onay Süreci


30 Ekim 2025 tarihinden itibaren 3 yıl daha uzatılan Irak ve Suriye tezkeresi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasını taşıyordu. Tezkerede, Türkiye'nin güney kara sınırlarına komşu bölgelerde devam eden terör tehdidinin ve henüz tesis edilemeyen kalıcı istikrarın, milli güvenlik açısından risk ve tehdit oluşturmaya devam ettiği vurgulandı. Türkiye'nin, Irak'ın toprak bütünlüğünün, milli birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük önem atfettiği belirtildi. Tezkerede, "Irak'ta PKK ve DEAŞ unsurlarının varlığını sürdürmesi, etnik temelli ayrılıkçılığa yönelik girişimler, bölgesel barışa, istikrara ve ülkemizin güvenliğine doğrudan tehdit oluşturmaktadır. Suriye'de PKK/PYD-YPG ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütleri mevcudiyetini sürdürmekte ve ülkemize, ulusal güvenliğimize ve sivillere yönelik tehdit oluşturmaya devam etmektedir" ifadeleri yer aldı.
Ayrıca tezkerede, PKK/PYD-YPG'nin Suriye merkezi yönetimine entegre olma çabalarını ayrılıkçı gündemi nedeniyle reddettiği ve ülkede kalıcı istikrarın sağlanması sürecini engellediği de kaydedildi. Suriye'deki mevcut yönetimin terörle mücadele kapasitesinin geliştirilmesi, sivillerin günlük yaşamlarını ve geri dönüşlerini etkileyen mayınların temizlenmesi, kimyasal silahların tespiti ve imhası gibi konularda uluslararası desteğe ihtiyaç duyulduğu ifade edildi. Bu kapsamda, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü bozmaya, istikrarı sekteye uğratmaya ve gayrimeşru durumlar oluşturmaya yönelik her türlü risk, tehdit ve eyleme karşı uluslararası hukuktan doğan haklar doğrultusunda gerekli önlemlerin alınmasının, milli güvenlik açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2170 (2014), 2178 (2014), 2249 (2015) ve 2254 (2015) sayılı kararlarıyla Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının teyit edilmiş olması, yine 2170 (2014) sayılı kararda terör faaliyetlerinin kınanarak tüm üye ülkelere DEAŞ ve benzeri terör örgütlerine karşı 1373 (2001) sayılı karar ve uluslararası hukuk çerçevesinde tedbir alma çağrısında bulunulması, Türkiye'nin DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadele amacıyla oluşturulan uluslararası koalisyon bünyesindeki faaliyetlerini sürdürmesinin önemini artırmaktadır. Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca sunulan bu tezkere, Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tedbirleri almayı, saldırıları bertaraf etmeyi ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı milli güvenliği idame ettirmeyi hedeflemektedir. Daha önce 02 Ekim 2014 tarihli ve 1071 sayılı, son olarak 17 Ekim 2023 tarihli ve 1395 sayılı TBMM kararlarıyla uzatılan iznin süresi, 30 Ekim 2025 tarihinden itibaren 3 yıl daha devam edecektir.

Lübnan Tezkeresinin Detayları Ve Meclis Onayı


Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) kapsamında Lübnan'da bulunan Türk askerinin görev süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi de TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasını taşıyan tezkerede, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 11 Ağustos 2006 tarihinde kabul ettiği 1701 sayılı karar ve TBMM'nin 05 Eylül 2006 tarihli kararıyla 1 yıl için verdiği izin çerçevesinde Türkiye'nin, UNIFIL'e TSK unsurlarıyla katkı sağladığı hatırlatıldı. Bu iznin süresi son olarak 31 Ekim 2024'ten itibaren 1 yıl uzatılmıştı.
Türkiye'nin UNIFIL'e yaptığı katkıların, barışı koruma harekatının etkin biçimde icrasında önemli bir işlev üstlendiği belirtilen tezkerede, "Bu çerçevede Türkiye'nin katkısı gerek Birleşmiş Milletler sistemi içinde, gerek bölgesel ve küresel ölçekte, gerek kapsamlı sivil-asker işbirliği faaliyetleri vasıtasıyla Lübnan toplumunun her kesimi nezdinde görünürlüğünün artmasına, ayrıca barış ve istikrarın korunmasına yönelik politikasının sürdürülmesine hizmet etmiştir. Bu itibarla UNIFIL'e katkımızın sürdürülmesinin önem arz ettiği değerlendirilmektedir" ifadelerine yer verildi. UNIFIL'in görev süresinin BMGK kararıyla 31 Aralık 2026'ya kadar son kez uzatıldığı ve 2027 yılına kadar tedricen tasfiyesine başlanmasının kararlaştırıldığı aktarıldı.
Tezkerede, Lübnan ile ikili ilişkiler ve bölgedeki güvenlik koşulları göz önünde bulundurularak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin UNIFIL'in görev süresinin uzatılması ve tedricen tasfiyesi yönündeki 2790 Sayılı Kararı uyarınca, TSK unsurlarının 31 Ekim 2025 tarihinden itibaren 2 yıl daha UNIFIL'e iştirak etmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Cumhurbaşkanınca yapılması için Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca Meclis'e sunulduğu ifade edildi.

Meclis Görüşmeleri: Destek Ve Eleştiriler


TBMM Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde, tezkerelere ilişkin farklı siyasi parti temsilcilerinden çeşitli görüşler dile getirildi.
Yeni Yol Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, istikrarın yalnızca silahla değil, diyalog ve işbirliğiyle sağlanabileceğini belirterek, 3 yıllık süreyi eleştirdi. Şahin, "Bizim TBMM geleneğinde böyle bir şey yoktu. TBMM'yi çalıştırmak çok mu zor ki siz 2 yıllık, 3 yıllık tezkereleri buradan çıkarıyorsunuz? Oysa tezkerelerde aslolan her yıl Parlamentoda yenilenebilecek güce iktidarın sahip olduğu gerçeğidir. Sayısal çoğunluğunuz, dilediğiniz gibi bu tezkereleri yılda bir görüşmek suretiyle çıkartabilir" ifadelerini kullandı. Terör tehdidinin varlığını kabul etmekle birlikte, 3 yıllık tezkerenin mevcut parlamentonun görev süresini aşan bir "yetki gaspı" olduğunu savundu.
İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, PKK, PYD, YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin sınırlardaki varlığının Türkiye'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkını kullanmasını haklı kıldığını belirtti. Ergun, "Dış politika, macera arayışlarından, duygusal reaksiyonlardan ve ideolojik sapmalarından arındırılmış, sadece milli menfaatler ekseninde şekillenmelidir, tezkerelerle talep edilen yetkiler bu büyük ve tarihi vizyonun bir parçası olmalıdır. Bizim 'evet'imiz, terörle mücadeleye destektir ama keyfiliğe, basiretsizliğe, kurumların devre dışı bırakılmasına rıza göstermek değildir. Bizim 'evet'imiz, devletin meşruiyetini, Meclisin iradesini ve hukukun üstünlüğünü koruma iradesidir" diyerek tezkereye destek verdiklerini açıkladı.
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, Türkiye'nin güney kara sınırlarına komşu bölgelerde devam eden terör tehdidi ve kalıcı istikrarın sağlanamamasının milli güvenlik için risk oluşturduğunu ifade ederek tezkereyi desteklediklerini söyledi. Türkiye'nin Irak'ın toprak bütünlüğünün ve istikrarının korunmasına büyük önem atfettiğini vurgulayan Aydın, PKK-PYD/YPG ve DEAŞ'ın Suriye'deki varlığını sürdürmesini ve istikrar sürecini engellemesini eleştirdi.
DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, Türkiye'nin coğrafyasında huzuru tesis etmenin en doğru yolunun demokratik ve barışçı siyaseti esas almaktan geçtiğini belirterek, "Orta Doğu'da şiddetin, ölümün değil halkların bir arada eşit ve barışçıl bir yaşamın tarafıyız" sözleriyle Irak ve Suriye tezkeresine "hayır" oyu vereceklerini bildirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, 18 yıldır yürürlükte olan bir tezkereyi görüştüklerini hatırlatarak, geçen 2 tezkereye "ret" oyu verdiklerini ve bu tezkereye de "ret" oyu vereceklerini kaydetti. 3 yıllık süreyle çıkarılmasına tepki gösteren Tan, "Komisyon İmralı'ya gidecekse TSK neden Irak ve Suriye'ye gidecektir? TSK Irak ve Suriye'de ucu açık konuşlandırılmaya devam edecekse Komisyonun Ada'ya gitmesi hangi amacı gütmektedir?" ifadeleriyle hükümetin terörle mücadele politikalarını sorguladı.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, Türkiye'nin dünyada barışın anahtarı ve insani yardımlar açısından önde gelen ülkelerden biri konumunda olduğunu belirtti. PKK'nın "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında kendisini feshettiğini açıklayarak silah bırakma sürecine girdiğini anımsatan Oktay, bu sürecin söylemden öteye geçerek fiiliyata dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Oktay, mevcut Şam yönetiminin çabalarına rağmen Suriye'de istikrarın tam anlamıyla sağlanamadığını, İsrail başta olmak üzere dış güçlerin gayrimeşru müdahalelerinin önemli rol oynadığını söyledi. PYD, YPG, SDG'nin Suriye'nin yaklaşık üçte 1'ini kontrol altında tutmaya devam ettiğini ve bu bölgelerin Suriye'nin en verimli toprakları, su kaynakları ve hidrokarbon rezervlerini içerdiğini vurguladı. Oktay, CHP'nin dış politikadaki gelişmeleri takip etmekte zorlandığını ileri sürerek, Türkiye'nin dış politikada "kükremiş aslan gibi" olduğunu ifade etti.
Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, UNIFIL'in Lübnan'da barışı sağlamak gibi bir vasfının olmadığını savunarak, "Askerimizin orada bulunması, Lübnan'la olan tarihi ilişkilerimizin hatırlatılması, bir yumuşak güç unsuru olarak orada görev yapması anlaşılabilir bir şeydir" sözleriyle Lübnan tezkeresini destekledi.
İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Lübnan'ın bugün siyasi hayatı parçalanmış, devlet kurumları felç olmuş bir ülke konumunda olduğunu belirterek, İsrail'in Lübnan'ı bombalamasına karşın UNIFIL'in sadece seyrettiğini iddia etti. Türkkan, "Hal böyleyken bu tezkereyi neden iki sene uzatıyoruz? Neyi, kimi kimden koruyoruz? İki yıl içerisinde nelerin gerçekleşmesini öngörüyorsunuz? Yaşadığımız son iki yıl önümüzdeki iki yılın habercisi mi?" sorularını yönelterek UNIFIL misyonunun etkinliğini sorguladı.
MHP Konya Milletvekili Konur Alp Koçak, İsrail saldırılarının ulaştığı ülkelerden biri olan Lübnan'ın barış ve istikrarının tüm bölgenin ortak meselesi olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Koçak, "Ne yazık ki uluslararası sistemin çifte standartlı yapısı mazlumun değil, zalimin yanında durmaktadır. Unutulmamalıdır ki Türk milleti tarih boyunca zalime karşı durmuş, mazluma kol kanat germiştir. Türkiye'nin Lübnan'daki varlığı da işte bu tarihi ve insani sorumluluğun somut bir tezahürüdür" diyerek tezkereye destek verdi.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, UNIFIL'in 1978 yılında kurulduğunu ancak o tarihten bu yana Orta Doğu'da barışı ne derece sağladığının bir soru işareti olduğunu belirtti.
CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Türkiye'nin güvenliğinin Şanlıurfa'dan başladığını savunarak, "Kendi toprağımıza, insanımıza odaklanmalıyız. Şanlıurfa, Kilis, Hatay, Gaziantep. Bunlar sadece şehir değil, Türkiye'nin kalkanıdır. Şanlıurfa'nın sınır güvenliği zayıfsa Türkiye'nin güvenliği de zayıftır. Askerimiz Türkiye'nin askeridir, görevi Türkiye'nin güvenliğini sağlamak olmalıdır. Kaynağımızı, enerjimizi, insan gücümüzü Lübnan'a değil Şanlıurfa'ya yöneltmeliyiz çünkü milli güvenlik önce kendi sınırlarımızdan başlar" sözleriyle Lübnan tezkeresine karşı çıktı.
CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre de "Hangi siyasi amaçlarla askerlerimizi gönderiyoruz bilmiyoruz. Hangi siyasi amaçlar gerçekleşirse askerlerimiz Türkiye'ye dönmeyeceklerdir, bunu bilmiyoruz. Hedefimiz ne? O hedefimiz nasıl gerçekleşiyor? Bunların yanıtlarını bilmiyoruz" diyerek misyonun amaçları hakkında bilgi eksikliği olduğunu ifade etti.
AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş, UNIFIL'in İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının ardından kurulduğunu belirtti. İsrail'in saldırganlığının tüm insanlığı etkilediğini vurgulayan Maviş, "Bu saldırganlık görmezden gelindikçe hatta bu saldırganlığın arkasında duruldukça kaybeden sadece Gazze değil, bütün insanlık olmaktadır" dedi. Maviş, Türkiye'nin bölgede tek taraflı ve edilgen bir rol yerine küresel barış ve istikrar için aktif rol almasının önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Görüşmelerin ardından, UNIFIL kapsamında Lübnan'da bulunan Türk askerinin görev süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi de TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.