Türkiye’nin Son Devdah Ustası İpek Talebini Karşılamak İçin Her Gün Kilometrelerce Yol Kat Ediyor
Bursa'da yaşayan 60 yaşındaki Ertuğrul Şengünalp, ham ipeğin nemini kaybetmeden ipliğe dönüştürüldüğü, yaklaşık 700 yıllık geçmişe sahip devdahlığı 53 yıldır...
Bursa'nın Osmangazi ilçesi Muradiye Mahallesi'nde bulunan devdahhanesinde, geleneksel yöntemlerle ham ipekten iplik hazırlayan Ertuğrul Şengünalp, yedi yaşından bu yana süregelen meslek hayatında tam 53 yıldır bu özel sanatı icra ediyor. Şengünalp, her gün altı saatlik mesaisinde ortalama 20 kilometre koşarak, kaybolmaya yüz tutmuş bir sanatın son temsilcisi olarak takdire şayan bir azim sergiliyor.
Bir Zanaatın Son Mirasçısı: Devdahlık Sanatı
Asırlık bir geleneğin günümüzdeki tek temsilcisi olan Ertuğrul Şengünalp, ipeği kozadan ipliğe dönüştürme sürecini, geçmişten miras kalan tekniklerle titizlikle yürütüyor. Devdahlık olarak bilinen bu zahmetli sanat, Şengünalp'in elinde hayat bulurken, ürettiği el emeği ipek iplikler, el sanatları ve iğne oyasıyla uğraşanlar tarafından büyük ilgi görüyor. Bu eşsiz işçilik, sadece Türkiye'de değil, uluslararası alanda da kendisine yer bulmuş durumda.
Uluslararası Arenadan Gelen Özel Talep
Son yıllarda, özellikle Japonya'da yükselişe geçen el sanatları akımı, Şengünalp'in ürettiği ipliklere olan talebi artırdı. Japonya'dan gelen siparişler, bu geleneksel Türk zanaatının dünya çapındaki değerini ve kalitesini gözler önüne seriyor. Şengünalp, uluslararası düzeyde gösterilen bu ilginin, devdahlık sanatına Türkiye'de de daha fazla insanın yönelmesi için bir teşvik olması gerektiğini dile getirdi. Bu durum, bir yandan gurur vericiyken, diğer yandan sanatın geleceği konusundaki endişeleri de beraberinde getiriyor.
Mesleğin Zorlukları Ve Gelecek Kaygısı
Ertuğrul Şengünalp, devdahlık sanatının fiziksel olarak oldukça zorlayıcı olduğunu vurguladı. Her gün altı saat boyunca, yirmi metre uzunluğundaki atölyesinin bir ucundan diğer ucuna binlerce kez gidip gelerek, ipek kozalarını hassasiyetle ipliğe dönüştürüyor. Bu yoğun tempo, günde ortalama 20 kilometreyi aşan bir fiziksel aktivite anlamına geliyor.
Şengünalp, mesleğine olan bağlılığını şu sözlerle ifade etti: "Sağlığım el verdiği sürece bu sanatı sürdürmeye çalışacağım." Ancak sanatın geleceği konusunda ciddi kaygılar taşıyor. Oğlunu da bu sanatta yetiştirdiğini belirten Şengünalp, "Oğluma da bu sanatı öğrettim ancak bu işten geçinmesi mümkün değil. Türkiye'de şu anda benden başka bu sanatı yapacak insan yok," diyerek, sanatın sürdürülebilirliği önündeki ekonomik engellere dikkat çekti.
Hafta içi ipek bükme işini yapan Şengünalp, hafta sonları da evindeki küçük tezgahında ipek iplikleri kaynatıp yumuşatarak boyuyor. Tatil yapmadan, günde ortalama 08.00'den 14.00'e kadar süren mesaisine devam eden usta, "Kozayı ipliğe çevirmek için günde ortalama 6 saat koşarım. İş yerim 20 metre uzunluğunda ipek iplik üretmek için günde toplam 1000 kez dükkanın bir başında diğer ucuna gidip geliyorum," ifadeleriyle mesleğinin fiziksel yükünü anlattı.
Mesleğine duyduğu derin sevgiye rağmen, Şengünalp zaman zaman bırakmayı düşündüğünü de gizlemiyor. Ancak bu düşünceler, sanatın kaybolma endişesiyle birleşince yerini kararlılığa bırakıyor: "Mesleği bırakmayı her gün düşünüyorum da sevdiğim için yapamıyorum. Bıraksam bu sanat tarihin tozlu sayfalarında kapanıp gidecek." Şengünalp'in bu sözleri, sadece bir zanaatkarın değil, bir kültür taşıyıcısının da zorlu mücadelesini gözler önüne seriyor.