Rize 1977’Den Bu Yana En Yüksek Yağış Miktarını Kaydederek Ciddi Bir Afeti Önledi
Türkiye'nin en fazla yağış alan ili konumundaki Rize, 19-21 Eylül'de metrekareye düşen 355 kilogram yağışla 1977'den bu yana ölçülen en yüksek değere ulaştı.
Türkiye'nin önemli doğal güzellikleriyle öne çıkan illerinden Rize, yakın zamanda tarihinin en yoğun yağışlarından birine sahne oldu. 19 Eylül ile 21 Eylül tarihleri arasında, 36 saatlik kısa bir zaman diliminde metrekareye 355 kilograma ulaşan yağış miktarıyla, bölge 1977 yılından bu yana kaydedilen en yüksek değerle karşı karşıya kaldı. Bu olağanüstü doğa olayı, Valilik ve ilgili birimlerin erken ve etkili müdahaleleri sayesinde herhangi bir can kaybı yaşanmadan atlatıldı.
Beklenenin Üzerinde Yağış Ve Acil Durum Yönetimi
Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, yaşanan bu meteorolojik hadisenin ciddiyetini vurguladı. Vali Baydaş, geçmişte yapılan uyarıların dahi üzerinde bir yağış şiddetiyle karşılaşıldığını belirterek, "Çok ciddi bir yağış aldık ve olağanüstü bir afet atlatmış olduk. Allah'a hamdolsun can kaybı yaşamadık ama çok ciddi riskler atlattık. Başta Fırtına Vadisi olmak üzere, Fındıklı bölgemiz olmak üzere pek çok alanda tehlike oluştu" şeklinde konuştu. Yağışlar öncesinde yapılan 100 ila 150 kilogramlık uyarıların, denizden gelen nem ve rüzgarın etkisiyle beklenenden çok daha yüksek seviyelere çıktığı gözlemlendi. Bu durum, ani hava değişimlerinin ve iklimsel faktörlerin afet riskini nasıl artırdığının çarpıcı bir örneği oldu.
Erken Uyarı Sistemleri Ve Tahliye Kararları
Afet yönetiminde kritik rol oynayan erken uyarı sistemleri, Rize'de başarılı bir şekilde işlev gördü. Dere yataklarında kurulu Taşkın Erken Uyarı Sistemleri, Fırtına, Çağlayan ve Arılı derelerinde alarm sınırına ulaşınca yetkililer derhal harekete geçti. Vali Baydaş, o gece yaşananları şöyle aktardı: "Meteorolojik verileri yayımladık, ancak yağışın beklenen seviyelerin üzerinde bir artış gösterdiğini ve öngörülerin ötesinde bir yoğunlukla karşı karşıya kalındığını bildirdiler. Fırtına, Çağlayan ve Arılı derelerinde Taşkın Erken Uyarı Sistemimiz alarm sınırının tam üzerine geldi dediler." Bu uyarılar üzerine, Valilik bünyesindeki tüm birimler teyakkuz haline geçerek, özellikle Fırtına Vadisi, Fındıklı, Arılı ve Çağlayan dereleri çevresindeki yerleşim yerlerinde tahliye kararları aldı. Bu proaktif tahliye kararları sayesinde, dere taşmalarının yaratabileceği potansiyel tehlikeler minimuma indirildi ve Çağlayan ile Arılı dereleri taşmadan bu kritik süreç atlatıldı.
Altyapı Çalışmaları Ve Önleyici Tedbirlerin Rolü
Vali Baydaş, son bir yıldır yürütülen altyapı çalışmalarının bu afetin etkilerinin hafifletilmesindeki önemine dikkat çekti. Derelerde yaklaşık 2 milyon 800 bin metreküp malzeme çıkarıldığını belirten Baydaş, bu rakamın Türkiye genelinde temizlenen toplam 18 milyon metreküplük rüsubatın yaklaşık yüzde 15'ini oluşturduğunu ifade etti. Bu kapsamlı temizlik çalışmalarının yanı sıra, menfezlerin düzenli olarak temizlenmesinin de taşkınları önlemede hayati bir rol oynadığını vurguladı. Baydaş, "Dereler de menfezler de temiz olduğu için gelen su ve rusubat denize kavuşmuş oldu. Şehirleri su basmamasının, bizim taşkın yaşamayışımızın en önemli faktörlerinden bir tanesi bu" şeklinde konuştu. Ayrıca, dere yataklarının ana ve yan kollarında yer alan rüsubat engelleyici tersip bentlerinin de hasarın ve tahribatın ileri boyutlara ulaşmasını engellediği belirtildi.
İklim Değişikliği Ve Rize'nin Yağışla Yaşama Stratejisi
Rize'nin kendine özgü iklim koşullarına ve yıllık ortalama 2 bin 500 kilogramlık yağış miktarına değinen Vali Baydaş, bu değerin Türkiye ortalamasının yaklaşık 5 katı olduğunu belirtti. Bölgenin çay tarımı ve yeşil coğrafyasının bu yoğun yağışlara bağlı olduğunu hatırlatan Baydaş, "Bu yağmur olmazsa biz çay yetiştiremeyiz, bu yağmur olmazsa biz bu yeşil coğrafyayı elde edemeyiz" ifadeleriyle yağışın bölge için önemini vurguladı. Deprem bölgelerinde depremle yaşamayı öğrenmek gibi, Rize'nin de bu özel iklimle uyumlu bir yaşam stratejisi geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Gelecek İçin Önlemler Ve Riskli Yapıların Dönüşümü
Vali Baydaş, iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte şiddetli yağış periyotlarının kısalabileceği uyarısında bulunarak, gelecekte benzer afetlerin daha sık yaşanabileceğini ifade etti. 1977'den bu yana kaydedilen bu türden şiddetli yağışların, iklim değişikliği etkisiyle artık daha kısa periyotlarla tekrarlanabileceğine dair meteorolojik verilerin bulunduğunu dile getirdi. Bu durumun, "bir daha 50 yıl boyunca benzer bir felaket yaşamayacağız" şeklindeki yanılgılardan uzak durulması gerektiğini gösterdiğini belirtti. Bu kapsamda, Fırtına Vadisi üzerindeki riskli yapıların yıkım işlemlerinin kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi. Bugüne dek yüz civarında yapının kaldırıldığı ve bu sürecin devam edeceği, gerekirse yıkım işlemlerinden geri durulmayacağı kaydedildi. Bu adımların, bölgenin gelecekteki afetlere karşı direncini artırmayı hedeflediği belirtildi.