Yargıtay: Evli Eşin Gelirini Sadece Kendine Harcaması Boşanmada Kusur Teşkil Eder
Yargıtay, kazandığı parayı kendisine harcayan ve eşine destek olmayan kadını kusurlu buldu.
Antalya'da yaşanan ve Türk Medeni Kanunu'nun evlilik birliğine ilişkin sorumluluklarını yeniden gündeme taşıyan bir boşanma davası, Yargıtay'ın emsal niteliğindeki kararıyla sonuçlandı. Yargıtay, evlilik birliği içerisindeki eşin elde ettiği kazancı sadece kendi kişisel ihtiyaçları için kullanmasını ve evin ortak giderlerine katkı sağlamamasını boşanmada kusur olarak değerlendirdi.
Dava Sürecinin Başlangıcı Ve Karşılıklı İddialar
Dava, Antalya'da ikamet eden bir kadının eşine karşı açtığı boşanma talebiyle başladı. Kadın, dilekçesinde eşinin kendisine fiziksel şiddet uyguladığını, akşam yemeklerine düzenli olarak gelmeyerek aile birliğinden doğan yükümlülükleri ihlal ettiğini ve kazancına zorla el koyarak kendisine ekonomik şiddet uyguladığını ileri sürdü. Bu iddialar üzerine harekete geçen mahkeme süreci, ailenin dağılma eşiğine geldiğini gözler önüne serdi.
Erkek eş ise bu iddialara karşı çıkarak bir karşı boşanma davası açtı. Kendi savunmasında, eşinin aşırı sinirli olduğunu ve kazandığı tüm parayı sadece kendi ihtiyaçları için harcadığını belirtti. Erkek eş, eşinin evin ortak giderlerine hiçbir şekilde katkıda bulunmadığını, kira, faturalar ve diğer zorunlu harcamaların tüm yükünün tek başına üzerinde kaldığını vurguladı. Evin geçimini tek başına sağlamak zorunda kaldığını iddia eden erkek, eşinin mali sorumluluktan kaçındığını ileri sürdü. Karşılıklı iddialarla ilerleyen dava sürecinde, erkek eş daha sonra karşı boşanma davasından vazgeçti ancak maddi taleplerinden geri adım atmadı.
Mahkeme Kararları Ve Yargıtay'ın Emsal Niteliğindeki Hükmü
Yerel mahkeme, dava dosyasını inceledikten sonra kadın eşin boşanma talebini haklı bularak kabul etti. Mahkeme, erkek eşi ağır kusurlu addederek, kadına 40.000 Lira tazminat ödemesine hükmetti. Erkek eş, bu karara itiraz ederek davanın yeniden incelenmesi talebiyle dosyayı Bölge Adliye Mahkemesi’ne (İstinaf Mahkemesi) taşıdı. Ancak İstinaf Mahkemesi de yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğuna hükmederek erkek eşin itirazını reddetti.
İstinaf Mahkemesi'nin kararının ardından erkek eş, hukuki mücadelesini sürdürmeye karar vererek dava dosyasını bu kez temyiz yoluyla Yargıtay'a taşıdı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yapılan incelemeler sonucunda dikkat çekici bir karara imza attı. Daire, kazandığı parayı yalnızca kendi şahsi harcamaları için kullanan ve evlilik birliğinin ortak giderlerine destek olmayan kadını kusurlu bularak yerel mahkemenin tazminat kararını kaldırdı. Bu karar, evlilik birliği içerisinde eşlerin mali sorumluluklarına ilişkin önemli bir içtihadı oluşturdu.
Uzman Görüşü Ve Yasal Çerçeve
Yargıtay'ın bu kararı, hukuk çevrelerinde yankı uyandırdı. Kararı değerlendiren Avukat Dilek Yüksel, Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddelerine dikkat çekti. Yüksel, "Türk Medeni Kanunu'nun 186. maddesi açıkça belirtir ki, 'Eşler evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında malvarlıkları ve emekleri ile katılmak zorundadırlar.' Bu hüküm, eşlerin evin kira, aidat, elektrik, doğalgaz gibi temel giderlerinin ödenmesine, ekonomik güçleri nispetinde iştirak etmelerinin zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı.
Avukat Yüksel ayrıca, kadının kazancını sadece kendine harcama ve ev giderlerine katkıda bulunmama davranışını "duygusal şiddet" olarak nitelendirdi. Yüksel, bu tür bir yaklaşımın, "Ben kazancımı sadece kendim için harcarım. Kocam evin reisidir, evin tüm giderlerini o ödemek zorunda" şeklinde bir düşüncenin yasal zeminde kabul edilemez olduğunu, evlilik birliğinin karşılıklı sorumluluk ve dayanışma üzerine kurulu olduğunu vurguladı. Yargıtay'ın bu kararı, evlilik birliğinde mali sorumlulukların sadece bir eşin üzerine yüklenemeyeceği ve her iki eşin de ortak giderlere katkıda bulunma yükümlülüğü olduğu yönündeki hukuki prensibi pekiştirdi.