Fiili Hizmet Süresi Zammı Ve Doğum Borçlanması Erken Emeklilik Şartlarını Değiştiriyor

Çoğu meslek için erken emeklilik süresi 2,5 yıldır. Peki yıpranma ile kimler erken emekli olabilir?


Çalışma hayatında belirli koşullar altında geçirilen süreler, emeklilik yaşını öne çekerek vatandaşlara erken emeklilik imkanı sunmaktadır. Halk arasında "yıpranma hakkı" olarak bilinen fiili hizmet süresi zammı (FHSZ) ve doğum borçlanması gibi uygulamalar, sigortalılık başlangıç tarihlerini ve prim gün sayılarını etkileyerek emeklilik süreçlerini önemli ölçüde değiştirebilmektedir. Bu düzenlemeler, özellikle ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlar ile kadın sigortalılar için kritik avantajlar sağlamaktadır.


Fiili Hizmet Süresi Zammı İle Erken Emeklilik Koşulları


Fiili Hizmet Süresi Zammı (FHSZ), çalışma koşulları nedeniyle yıpranma riski taşıyan belirli meslek gruplarına tanınan bir haktır. Bu hak, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 40’ıncı maddesinde detaylı olarak açıklanmıştır. Kanun, ağır ve tehlikeli işlerde geçirilen prim ödeme gün sayılarına ek süreler tanıyarak, çalışanların emeklilik yaşından indirim yapılmasını sağlamaktadır. Bu avantajdan faydalanabilmek için söz konusu işyerlerinde belirtilen işleri fiilen yapma koşulunun gerçekleşmesi ve primlerin FHSZ belge türleri ile ilişkilendirilerek farklı şekilde yatırılması gerekmektedir. Bir işyerinin sadece FHSZ kapsamına girmesi yeterli olmamakta, çalışanın o işi gerçekten yapmış olması şartı aranmaktadır.


FHSZ kapsamında çalışılan her 360 günlük süre için mesleğin risk derecesine göre farklı gün sayıları eklenmektedir:


Çalışılan her 360 güne karşılık 60 gün ilave edilen işyerleri ve meslekler şunlardır: Kurşun ve arsenik işleri, cam fabrika ve atölyeleri, çimento fabrikaları, kok fabrikalarıyla termik santraller, alüminyum fabrikaları, döküm fabrikaları, itfaiye ve yangın söndürme işleri, insan sağlığına ilişkin işler.


Çalışılan her 360 güne karşılık 90 gün ilave edilen işyerleri ve meslekler ise şunlardır: Cıva üretimi işleri sanayii, demir ve çelik fabrikaları, asit üretimi yapan fabrika ve atölyeler, radyoaktif ve radyoiyonizan maddelerle yapılan işler, Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet ve polis mesleği ile Milli İstihbarat Teşkilatı, basın ve gazetecilik mesleği, TRT, milletvekilleri, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, ceza infaz kurumu çalışanları.


Özellikle yer altı işlerinde çalışanlar için bu ilave süre daha da artmaktadır. Yer altı işlerinde geçirilen her 360 günlük çalışma süresine 180 gün eklenmektedir. Eklenen fiili hizmet süresi zammı, asker, polis ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensuplarında en fazla 8 yılı, diğer mesleklerde ise en fazla 5 yılı aşamamaktadır. Bu eklenen sürelerin yarısı, emeklilik yaş haddinden indirilmekte, ancak bu indirim süresi hiçbir koşulda 3 yılı geçememektedir. Yıpranma hakkından yararlanan asker, polis ve MİT personeli en fazla 3 yıla kadar, diğer meslek mensupları ise en fazla 2,5 yıla kadar erken emekli olabilmektedirler. Erken emeklilik hakkından yararlanabilmek için ilgili mesleklerde en az 3600 gün prim ödeme şartının tamamlanması da zorunludur.


Radyasyonla Çalışanların Emekliliği: Erhan Ş. Örneği


Radyasyonla çalışanlar da fiili hizmet süresi zammından yararlanabilmektedir. Erhan Ş. isimli bir sigortalının durumu bu konuyu aydınlatmaktadır. 20 Eylül 1999 tarihinde sigortalı çalışmaya başlayan ve sürekli radyasyonla çalışan Erhan Ş., 8500 prim gününe sahiptir. Radyasyona tabi işlerde çalışanların çalıştıkları her 360 güne karşılık hizmetlerine 90 gün eklenmektedir. Bu durumda, Erhan Ş.'nin fiili hizmet süresi zammına tabi işlerde 7000 gün çalıştığı varsayıldığında, toplam çalışma süresine 1750 gün eklenerek 10.250 gün çalışmış kabul edilmektedir. Eklenen sürenin yarısı olan 875 gün de yaş haddinden indirilmektedir. Erhan Ş., ilk defa sigortalı çalışmaya 08 Eylül 1999 tarihinden sonra başladığı için 60 yaşa tabi bulunmakta, ancak bu işyerinde çalışmaya devam etmesi durumunda emeklilik yaşı 2,5 yıl öne çekilecektir.


Doğum Borçlanması İle Sigorta Başlangıcını Öne Çekme


Kadın sigortalılar için doğum borçlanması, emeklilik süreçlerini etkileyen önemli bir başka faktördür. Normalde doğum borçlanması, sigortalı çalışmaya başladıktan sonra doğan çocuklar için yapılmaktadır. Çocuğun doğum tarihinden 2 yaşını dolduruncaya kadar olan dönemde annenin boşta geçen süreleri borçlanılabilmektedir.


Ancak, sigortalı çalışmaya başlamadan önce staj sigortası bulunan kadınlar için özel bir durum söz konusudur. Staj sigortası ile sigortalı çalışmaya başladıkları tarih arasında doğan çocukları için de doğum borçlanması yapabilmekte ve borçlandıkları süre kadar sigorta başlangıç tarihleri öne çekilebilmektedir. Hayri K.'nin eşi örneği üzerinden açıklanırsa, 1996 yılında bir tekstil fabrikasında çıraklık sigorta başlangıcı olan ve ilk sigorta başlangıcı 2012 senesi olan eşi, 2001 doğumlu ilk çocuğu için doğum borçlanması yapmak istediğinde dikkat edilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. Eşinin stajyer olarak çalışması dolayısıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna tescil edilmiş ve adına kısa vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş olması gerekmektedir. Eğer tescili yapılmış ancak kısa vadeli sigorta kolları primi bildirilmemişse, doğum borçlanması hakkından yararlanamaz. Eşinin 720 gün borçlanma yapması halinde sigorta başlangıç tarihi 2001 yılına değil, 2010 yılına çekilecektir.


Sosyal Güvenlik Kurumu’nun konuya ilişkin görüşünü netleştiren SGK’nın 2013/11 Sayılı Sigortalılık İşlemleri Genelgesi şu örnekle durumu açıklamaktadır:


"3/4/1996 tarihinde 506 Sayılı Kanun kapsamında stajyer olarak çalışması nedeniyle tescil edilmiş ve adına kısa vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş olan sigortalı 12/12/1997 tarihinde yapmış olduğu doğum nedeniyle Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi statüsünde borçlanma yapabilecektir. Bu sigortalının 18/1/2000 tarihinde ilk defa malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta kollarına tabi olarak çalışmaya başladığı varsayıldığında sigortalılık süresi başlangıcı 18/1/2000 tarihinden geriye doğru borçlanılan süre kadar gidilerek tespit edilecektir."


Bu genelge, staj sigortasının doğum borçlanmasında geçerli olabilmesi için gerekli koşulları açıkça ortaya koymaktadır ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan yanlış başvuruların önüne geçmeyi hedeflemektedir.


3600 Günle Emeklilik Ve Doğum Borçlanması Tercihleri


Meral G.'nin durumu, hem doğum borçlanması hem de 3600 gün ile emeklilik koşullarını bir araya getiren karmaşık bir senaryo sunmaktadır. 24 Nisan 1975 doğumlu Meral G., 04 Ekim 1996 tarihinde staj sigortası, 09 Kasım 1996 tarihinde ise prim ödenen sigorta girişi yapmıştır. 16 Ekim 2000'de doğum yapan ve 2001 Mart ayında işe başlayıp 30 Aralık 2001'de işten ayrılan Meral G.'nin toplamda 1680 günü bulunmaktadır. Sonrasında hiç çalışmayan ve isteğe bağlı sigorta yaptıramayan Meral G., 3600 gün ile 58 yaşında emekli olma şansını sorgulamaktadır.


Meral G., ilk defa sigortalı çalışmaya 08 Eylül 1996 tarihinden önce başladığı için (prim girişi 09 Kasım 1996 olsa dahi staj sigortası başlangıcı 04 Ekim 1996'dır), 3600 prim günüyle 58 yaşında emekli olabilmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, doğum borçlanması tercihi ve isteğe bağlı sigorta primlerinin durumu olmaktadır. Çocuğu için 16 Ekim 2000 ile 16 Ekim 2002 tarihleri arasındaki boşta geçen süreleri borçlanabilir. Boşta geçen süreler, raporlu ya da ücretli/ücretsiz izinler fark etmeksizin sigortalı çalışılmayan tüm dönemleri ifade etmektedir.


Meral G.'nin bu süreler için doğum borçlanmasını isteğe bağlı sigortaya başlamadan önce yapması hayati önem taşımaktadır. Zira isteğe bağlı sigortadan sonra yapılan borçlanmalar, borçlanılan günlerin SSK yerine Bağ-Kur kapsamında değerlendirilmesine yol açacak ve 3600 günle emeklilik hakkını etkileyecektir. Ayrıca, Meral G.'nin 3600 prim günüyle emeklilik hakkını koruyabilmesi için isteğe bağlı sigorta primlerinin 1259 günü aşmaması gerekmektedir. Bir gün dahi aşması durumunda, bu kez 3600 prim günüyle emeklilik hakkını kaybedecektir.


Staj sigortasına yönelik genel bir borçlanma hakkı bulunmamakla birlikte, Meral G. sadece belirtilen koşullarda doğum borçlanması yapabilir. Çalıştığı dönemde primlerinin asgari ücretin yüksek tutarı üzerinden yatırılmasının, mevcut prim günü sayısının normal emeklilik için gerekli süreden çok az olması nedeniyle, emekli olması durumunda bağlanacak en düşük emekli aylığını değiştirmeyeceği belirtilmiştir.