Zorbalıkla Mücadelede Akran Nezaketi Kritik Rol Oynuyor

Türkiye’de son haftalarda art arda yaşanan akran zorbalığı olayları, okul iklimi ve öğrencilerin güvenliği konusunu yeniden gündeme taşıdı. Tüm bu olaylara...

Akran zorbalığı, günümüz eğitim ortamlarının en ciddi sorunlarından biri olarak kabul edilmektedir. Uzmanlar, bu olgunun yalnızca iki çocuk arasındaki münferit bir çatışma olmadığını, aksine sınıf iklimini olumsuz etkileyen, öğrencilerin güven duygusunu zedeleyen ve aidiyet hissini ortadan kaldıran karmaşık bir sosyal mesele olduğunu vurgulamaktadır. Bu sürecin görünmez ancak güçlü ortağı ise sessizliktir. Mağdur öğrenci yalnızlaştıkça, zorbalığı uygulayan kişi daha fazla cesaret bulabilmektedir.


İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü Ar-Ge biriminde yürütülen çalışmalara dikkat çeken Uzman Psikolog Ayben Demirkaya, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Zorbalık karşısında susmak, mağdur çocuğun kalabalık içinde yalnızlaşmasına yol açar. Bu nedenle sessizlik yerine ses olmak, yalnızlık yerine dayanışmayı örgütlemek hayati önem taşımaktadır" ifadelerini kullanmıştır. Demirkaya, bu tür durumlarda pasif kalmanın, sorunu derinleştiren temel faktörlerden biri olduğunu belirtmiştir.


Nezaket: Zorbalığın Panzehiri

Uzman Psikolog Demirkaya, zorbalığı önlemenin yalnızca yanlış davranışları yasaklamak anlamına gelmediğini belirtmiştir. Asıl önemli olanın, çocuklara birbirlerinin yükünü nasıl hafifleteceklerini ve aralarındaki bağı nasıl güçlendireceklerini öğretmek olduğunu dile getirmiştir. Demirkaya’ya göre, kullanılan dilin değişmesiyle okulun iklimi dönüşebilir ve bu dönüşüm, toplumun geleceğini doğrudan etkileyebilir. Demirkaya, "Zorbalığın panzehiri akran nezaketidir. Bir öğrencinin arkadaşına el uzatması, onun yanında durduğunu ifade etmesi veya ‘Seninle beraberim’ demesi, zorbalığın yıkıcı etkisini önemli ölçüde azaltmaktadır" şeklinde konuşmuştur. Nezaketin bulaşıcı bir etkiye sahip olduğuna dikkat çeken Demirkaya, küçük bir gülümsemenin bile sınıfın atmosferini olumlu yönde değiştirebileceğine işaret etmiştir.


Bu bağlamda, bir öğrencinin sırada bekleyen arkadaşına öncelik vermesi, "İyi ki varsın" demesi veya defterini paylaşması gibi basit nezaket davranışlarının öğretmenler tarafından fark edilmesi ve dile getirilmesi, bu davranışların değerini artırmaktadır. Takdir edilen davranışların tekrar etme eğilimi gösterdiğini belirten Demirkaya, böylece zorbalığın etkisinin zamanla zayıflayacağını ifade etmiştir. Ayrıca, öğretmenler ve ailelerle iş birliği içinde hazırlanan dijital nezaket kuralları da öğrencilerin ekran karşısında da güvenli ve saygılı bir iletişim dili geliştirmelerine katkı sağlamaktadır.


Öğrencilere Yönelik Yapıcı Yaklaşımlar

Psikolog Demirkaya, öğrencilerin zorbalıkla mücadelede aktif rol alabilmeleri ve daha yapıcı ilişkiler kurabilmeleri için çeşitli önerilerde bulunmuştur. Demirkaya’ya göre, öğrenciler arkadaşlarına kızdıklarında "Sen hep hata yapıyorsun" gibi suçlayıcı ifadeler yerine "Birlikte başka bir yol bulabilir miyiz?" şeklinde çözüm odaklı bir dil kullanmayı tercih etmelidir. Mesaj yazmadan önce "Bunu bana söyleseler nasıl hissederdim?" diye kendilerine sormalarının, empati geliştirmeleri açısından kritik olduğunu belirtmiştir.


Küçük nezaket hareketlerinin büyük anlamlar taşıdığına değinen Demirkaya, bir arkadaşına kalemini uzatmanın veya kapıyı tutmanın aslında "Seni önemsiyorum" demenin bir yolu olduğunu vurgulamıştır. Sınıfta "Birlikte başarabiliriz" ya da "Senin fikrin önemli" gibi sözlerin yaygınlaştırılmasının, güvenli bir öğrenme alanı oluşturduğunu dile getirmiştir. Son olarak, bir arkadaşı dinlemenin, bazen herhangi bir tavsiyede bulunmaktan çok daha değerli olduğunu ifade etmiştir, zira bu, arkadaşa değer verildiğini gösterir.


Yetişkinler İçin Beş Temel Yaklaşım

Uzman Psikolog Ayben Demirkaya, akran nezaketinin yalnızca okul ortamında değil, evde de beslenmesi gereken bir kültürel değer olduğunu belirtmiştir. Bu kapsamda Aile Yılı Projesi ile velilerin sürecin merkezine alındığını hatırlatan Demirkaya, zorbalığı azaltmanın yolunun yetişkinlerin günlük hayatlarında bilinçli tercihler yapmasından geçtiğini ifade etmiştir. Ailelere yönelik beş temel yaklaşımı şu şekilde sıralamıştır:


İlk olarak, sözcüklerin çözüm odaklı seçilmesi gerekmektedir. "Yine hata yaptın" gibi yargılayıcı bir ifade yerine "Bu kez farklı bir yol deneyelim mi?" şeklinde yapıcı bir yaklaşım sergilemek, çocukların problem çözme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmaktadır. İkinci olarak, dijital dilin kalıcılığının hatırlanması büyük önem taşır; yazılan her mesajın gerçek hayatta da iz bıraktığı bilinciyle hareket edilmelidir. Üçüncü olarak, küçük nezaketlerin görünür kılınması, yani basit jestlerin fark edilip dile getirilmesi, olumlu davranışların teşvik edilmesini sağlar. Dördüncü olarak, sınıfta veya evde olumlu cümlelerden oluşan bir pano hazırlayarak ortak bir sözlük oluşturmak, pozitif iletişimi teşvik eder. Son olarak, çocuğa her gün birkaç dakika boyunca yargılamadan dinlemeye zaman ayırmak, çocukların kendilerini değerli hissetmelerini ve duygusal bağlarını güçlendirmelerini desteklemektedir.