a

Akdeniz’de Beklenen Büyük Deprem Türkiye Kıyılarını Tehdit Ediyor

22 yıldır jeolojik yer olayları üzerine bilimsel çalışmalar yürüten ve bugüne kadar 18 depremi yer, zaman ve büyüklük vererek önceden tespit ettiğini öne...

Yer bilimleri alanında 22 yıldır özgün yöntemlerle çalışmalar yürüten Timuçin Özat, Akdeniz’de meydana gelmesi muhtemel büyük bir deprem hakkında kritik uyarılarda bulundu. Özat, Girit Adası güney hattında 2026 ile 2029 yılları arasında 8,1 ila 8,2 büyüklüğünde, yer yer Mercalli ölçeğine göre 9 ila 10 şiddetinde bir depremin beklendiğini ifade etti. Bu önemli sismik olayın Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyılarında ciddi tsunami riskleri oluşturabileceği belirtildi.

Yer Bilimci Timuçin Özat’ın Araştırma Süreci Ve Metodolojisi

Timuçin Özat’ın deprem araştırmalarına olan ilgisi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde yaşadığı kişisel bir kayıpla başladı. Bu acı deneyimin ardından depremlerin neden önceden tahmin edilemediği sorusuna yanıt arayan Özat, 01 Mayıs 2003 tarihindeki 6,4 büyüklüğündeki Bingöl depreminin ardından çalışmalarını daha da yoğunlaştırdı. Coğrafi Bilgi Sistemleri eğitimi alan ve hâlihazırda Jeoloji Bölümü öğrencisi olarak eğitimine devam eden 40 yaşındaki Özat, gazetecilik kariyerinin ardından tüm vaktini deprem araştırmalarına adadı.

Özat, Türkiye’deki jeolojik hareketliliği incelemek üzere “bilimsel parametreler ve matematiksel modeller” geliştirdiğini öne sürdü. Bu modellerin önemli bir kısmının uluslararası alanda da kullanılan bilimsel yöntemlerle örtüştüğünü dile getiren Özat, bugüne kadar yer, zaman ve büyüklük vererek 23 deprem tespiti yaptığını ve bu tahminlerden 18’inin gerçekleştiğini aktardı. Özat, deprem tahminlerinin kesinliği hakkında şunları kaydetti:

“Depremi yüzde 100 bilmek diye bir şey yok ancak yeterli bilgiye sahip bazı bölgelerdeki sismik boşlukların disiplinli şekilde takibiyle yüzde 60 ila 90 arasında matematiksel tahmin yapılabilir. Yüzde 15-20 yanılma payı normaldir. Birçok veri var lakin bunları anlatmaya, yazmaya kalksam çok uzun sürer ve karmaşık duruma gelebilir.”

Timuçin Özat, gerçekleştiren en belirgin tahminlerinden birinin 23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki Van (Erciş-Tabanlı) depremi olduğunu hatırlattı.

Akdeniz’de Biriken Gerilim Ve Girit Depremi Tahmini

Özat’ın açıklamalarına göre, hâlihazırda beklediği dört depremden en kritik olanı Girit Adası çevresinde, yani Akdeniz’de yaşanacak. Afrika plakasının Anadolu’nun altına dalmasıyla oluşan tektonik hareketlilik sonucunda, bölgede 1303 yılından bu yana sismik bir boşluk durumunun mevcut olduğunu belirten Özat, bu kesimde tam “722 yıllık bir gerilme biriktiğini” ifade etti. Yer bilimci, bu durumun 2026 ile 2029 yılları arasında Girit’in güney hattında 8,1 ila 8,2 büyüklüğünde, Mercalli bazında yer yer 9 ila 10 şiddetinde bir depremi tetikleyebileceği uyarısında bulundu.

Özat, bu büyüklükteki bir depremin Akdeniz genelinde geniş çaplı bir tsunami riski yaratacağının altını çizdi. Türkiye’de Muğla’nın Datça, Fethiye, Marmaris, Milas, Bodrum, Ula, Köyceğiz, Ortaca, Dalaman, Seydikemer ilçeleri ile Antalya’nın batı kıyıları, özellikle Finike ve Kaş, ayrıca doğusunda Alanya; Aydın’ın Kuşadası, Didim, Söke ilçeleri ve İzmir’in güneyinde Selçuk, Menderes, Seferihisar, Urla, Çeşme kıyılarının bu depremden ve dolayısıyla oluşacak tsunamiden etkilenecek başlıca bölgeler arasında yer aldığını kaydetti. Ayrıca, son iki bin yılda bölgede benzer yedi olayın yaşandığına dikkat çekti.

Türkiye Kıyıları İçin Tsunami Tehlikesi Ve Etkileri

Olası bir deprem sonrası tsunami dalgalarının Türkiye kıyılarına 15 ila 25 dakika içerisinde ulaşabileceği belirtildi. Özat’ın tahminlerine göre, dalga boyları 2 ila 8 metreye kadar çıkabilecek ve düz alanlarda karaya ilerleme mesafesi 1 ila 2 kilometreye ulaşabilecektir. Dalgaların saatteki hızının 400 kilometreyi aşabileceğini dile getiren Özat, Türkiye’nin önündeki adaların tsunami etkisini kısmen kırsa da, tsunami dalgalarının fırtına dalgaları gibi olmadığını ve koy ile körfezlerde büyük su duvarları oluşturarak dolanma davranışı sergilediğini vurguladı. Özat, bu konuda Yunanistan’daki çalışmaları da senelerdir takip ettiğini ifade etti.

Özat, ana şok öncesinde 2026 ile 2028 yılları arasında 5,0, 5,3, 5,5, 5,8 büyüklüğünde en az 4 ila 5 adet öncü depremin yaşanabileceğini öngördü. Türkiye’nin batısından itibaren geniş bir coğrafyanın bu depremi hissedebileceğini belirten Özat, eğer depremin büyüklüğü 8,3’e ulaşırsa, Ordu, Giresun, Trabzon ve Zonguldak’a kadar olan kesimlerde dahi hafif şekilde hissedilebileceğini dile getirdi.

Türkiye’nin Diğer Bölgelerindeki Deprem Potansiyeli

Timuçin Özat, Marmara Bölgesi’ndeki deprem beklentilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. İstanbul’un tarihsel depremlerinin bazen abartıldığına dikkat çeken Özat, Japon bir uzmanın Marmara için dile getirdiği 7,9 büyüklüğündeki bir deprem için 350 ila 400 kilometrelik bir fay hattının gerektiğini, ancak Marmara Denizi’nin bu kadar büyük olmadığını belirtti. Tarihi kayıtlarda Marmara’da 7,4’e kadar depremlerin görüldüğünü, ancak 8 büyüklüğünde bir depremin yaşanmadığını ifade etti. Özat, İstanbul açıklarında 150 ila 180 yıl sonra 7 ila 7,2 büyüklüğünde bir depremin tekrar yaşanabileceğini, bu yüzyıl içinde İstanbul yakınlarında beklenen en uç moment büyüklüğünün ise 6,3 olduğunu ancak bunun da önemsenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Güney Marmara’da, özellikle Bandırma ve Balıkesir’in İvrindi ile Edremit Körfezi arasındaki bölgelerin riskli olduğunu belirten Özat, bu hatlarda 6,4 ila 7 büyüklüğünde iki farklı sarsıntı ihtimali bulunduğunu ancak bunların zamanını öngörmenin güç olduğunu aktardı. Ayrıca, Türkiye genelinde bilinen 476 diri fay hattı olduğunu ve 2099 yılına kadar bilinen hatlarda 7,5 büyüklüğünün üzerinde bir deprem olasılığının zayıf olduğunu ifade etti.

Bingöl’ün Yedisu ilçesinde 241 yıllık bir gerilimin biriktiğini ve 2030’lu yıllarda 6,5 ila 7,2 büyüklüğünde bir deprem beklendiğini dile getiren Özat, yakın gelecekte Hakkari-Irak-İran sınır hattı arasında 6,4 ila 7,2 büyüklüğünde iki ayrı deprem potansiyelinin de mevcut olduğunu belirtti. Hakkari Yüksekova’nın zemin yapısının genel olarak iyi olmadığını da sözlerine ekledi.

Akdeniz’deki Tsunami Sıklığı Ve Tatbikat Çağrısı

16 yıllık gazetecilik geçmişi de bulunan Timuçin Özat, Akdeniz’in genel kanının aksine, Pasifik Okyanusu’ndan sonra tsunami sıklığı ve tehlikesi açısından ikinci sırada yer aldığını vurguladı. Özat, bu önemli gerçeğe dikkat çekerek, Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz’de son 2 bin 500 yılda 92 tsunami kaydının bulunduğunu ve bu nedenle kapsamlı tsunami tatbikatlarının yapılmasının hayati önem taşıdığını belirtti.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Ankara Valiliği F-16 Uçuşları Nedeniyle Yüksek Ses Uyarısı Yaptı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.