Mezopotamya’nın kadim şehirlerinden Cizre’de, tam 200 yıldır nesilden nesile aktarılan köklü demircilik mesleği, son temsilcilerinden biri olan 72 yaşındaki Reşit Demirci ile ayakta durmaya çalışıyor. Ancak bu tarihi zanaat, genç nesillerin ilgisizliği ve çırak yetiştirilememesi sebebiyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Reşit Demirci, küçük yaşlarda, henüz yedi yaşında iken babasının yanında çırak olarak demirci ocağının başına geçmişti. Babasının da kendi babasından devraldığı bu zorlu ve meşakkatli mesleği aynı azimle sürdürdüğünü belirten Demirci, bu geleneğin ailelerinde iki asırdır yaşatıldığını vurguladı. Tam 65 yıldır aralıksız bir şekilde demir döven, ateşte çelik şekillendiren Reşit Demirci, Cizre’nin yaşayan miraslarından biri olarak kabul ediliyor.
Reşit Demirci’nin usta ellerinden çıkan ürünler arasında, tarımda kullanılan keskin tahralar, mutfaklarda vazgeçilmez olan satırlar, kıyma bıçakları, tarlaların vazgeçilmezi oraklar ve dayanıklı baltalar gibi birçok el yapımı demir ürünü bulunuyor. Her biri ayrı bir özen ve ustalık gerektiren bu ürünlerin üretimi, hem fiziksel güç hem de tecrübe istiyor. Demirci, mesleğinin zorluğunu şu sözlerle anlattı: “Zor bir iş, ekmeği de az.” Bu ifade, aslında günümüz şartlarında zanaatkarlığın karşılaştığı en büyük sorunlardan birini, yani ekonomik getirinin yetersizliğini gözler önüne seriyor.
Mesleğin zorlu koşulları, getirisi az olması ve gençlerin modern işlere yönelmesi sebebiyle demircilik, ne yazık ki ilgi görmüyor. Reşit Demirci, bu durumun en büyük endişelerinden biri olduğunu dile getirerek, “Bu yüzden kimse bu mesleğe yönelmiyor. Bizi takip eden kimse yok” dedi. Cizre gibi kültürel zenginlikleriyle bilinen bir şehirde geleneksel zanaatların yaşatılması için çırak yetiştirilmesi büyük önem taşıyor. Ancak demircilik ocağında Reşit Demirci’nin ardından demir dövecek bir gencin bulunamaması, 200 yıllık bir geleneğin sona erme ihtimalini güçlendiriyor.
Reşit Demirci, mesleğinin geleceği hakkında derin bir kaygı taşıyor. Ona göre, bir zanaatın bir kez kaybolması, onu yeniden canlandırmanın neredeyse imkansız olduğu anlamına geliyor. Bu durumu en çarpıcı şekilde şu sözlerle ifade etti: “Eğer bu meslek ölürse bir daha geri gelmez.” Bu uyarı, sadece demircilik için değil, Cizre’de ve Türkiye’nin dört bir yanında yok olma tehdidi altındaki diğer geleneksel zanaatlar için de geçerli. Kültürel mirasımızın önemli bir parçası olan bu zanaatların korunması ve gelecek nesillere aktarılması, toplumsal bir sorumluluk olarak öne çıkıyor.
Yeşilçam’ın Efsanevi Çiçek Abbas Minibüsü Germencik’te Çocuklara Neşe Saçmak İçin Yeniden Doğdu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.