a

Mutasyonlu H3N2 Grip Virüsü Yayılıyor Ağır Bir Kış Sezonu Bekleniyor

Kış henüz kapıyı çalmadan, yeni mutasyona uğramış H3N2 grip virüsü dünyanın dört bir yanında sezonu haftalar öncesinden başlatarak grip haritasını adeta...

Tüm dünyayı etkisi altına alma potansiyeli taşıyan yeni bir grip salgını tehdidiyle karşı karşıya kalındı. Küresel çapta elde edilen güncel veriler, içinde bulunduğumuz kış grip sezonunun, son 10 yılın en çetin dönemlerinden biri olabileceğine işaret etmektedir. Avustralya kıtasında ortaya çıkan ve yedi önemli genetik değişikliğe (mutasyona) uğradığı doğrulanmış H3N2 grip virüsü varyantı, birçok ülkede grip sezonunu beklenenden haftalar önce başlatarak endişe yarattı. İngiltere’den Japonya’ya uzanan geniş bir coğrafyada grip vakalarının her hafta ikiye katlanarak artması, bilim dünyasında dikkatle takip edilen bir gelişme olarak kaydedildi.

H3N2 Virüsünün Küresel Yayılımı Ve Alışılmadık Evrimi

Virüsün alışılmadık bir hızla yayılması ve önceki yıllardan kalan bağışıklık sisteminin savunmasını kısmen aşabilme yeteneği, kış mevsimi başlamadan önce tedirgin edici bir belirsizlik ortamı oluşturdu. Özellikle okulların açılmasıyla vaka sayılarının hızla yükseldiği ülkelerde hastalık; çocuklar ve genç yetişkinler arasında belirgin bir yayılım gösterdi. Uzmanlar, bu grip dalgasının Türkiye’yi teğet geçmesinin oldukça güç olduğunu dile getirdiler. Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Derek Smith, virüsün bu denli hızlı mutasyon geçirmesini “alışılmadık” bir durum olarak nitelendirdi ve şu açıklamayı yaptı: “Bu virüs yaz ortasında beklenmedik bir şekilde evrimleşti ve etkisini çok hızlı gösterdi. Sonuçları küresel olacak.”

Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Özel Acıbadem Altunizade Hastanesi Acil Servis Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Alpar, H3N2’nin, her yıl görülen mevsimsel gribin bilinen bir çeşidi olduğunu, dolayısıyla tamamen yeni bir virüs olmadığını belirtti. Dr. Alpar, “H3N2, her yıl gördüğümüz mevsimsel gribin bir çeşidi. Yani tamamen yeni bir virüs değil, gribin uzun süredir bilinen bir alt tipi. Bu yıl Avustralya’da ortaya çıkan H3N2 varyantında virüsün yüzeyinde yaklaşık 7 önemli değişiklik (mutasyon) tespit edildi,” ifadelerini kullandı. Bu değişikliklerin virüsün biraz daha yenilenmiş hale gelmesini sağladığını ve bağışıklıktan kısmen kaçabildiğini aktaran Alpar, bu durumun daha fazla kişiyi hasta edebileceğini ve grip sezonunun normalden dört ila beş hafta erken başlayabileceğini vurguladı. Dr. Alpar, asıl sorunun virüsün ölümcüllüğünde değil, daha hızlı yayılmasında ve erken ortaya çıkmasında yattığını da ekledi.

Virüsün Hızlanan Bulaşma Yeteneği

Vaka sayılarındaki hızlı artışın ardından birçok uzman, bu kışın son yılların en ağır grip sezonu olacağı yönünde uyarılarda bulunmuştur. Bu konuya dair bir değerlendirme yapan Dr. Süleyman Alpar, “Bu yılki sezonun diğer yıllara göre daha kuvvetli geçme ihtimali var,” şeklinde yanıt verdi. Dr. Alpar, Avustralya’da grip mevsiminin erken ve yoğun başlaması ile Avrupa’da vaka sayılarının beklenenden çok daha önce yükselmesinin bu ihtimali güçlendirdiğini kaydetti. Çoğu meslektaşının da virüsün yaz aylarında bu kadar hızlı değişmesinin alışılmadık olduğunu söylediğini aktaran Alpar, tüm bu bilgiler ışığında “daha zor bir sezon olabilir” demenin bilimsel açıdan mantıklı olduğunu ancak “kesin felaket olacak” gibi yorumların doğru olmadığını ifade etti. Grip sezonunun her yıl farklı davranışlar sergileyebileceğine dikkat çekti.

H3N2 ile ilgili olarak dile getirilen “Bu virüsle enfekte olan 100 kişi, 140 kişiye daha hastalığı bulaştırıyor,” şeklindeki yorumlar, virüsün yayılma hızını açıkça ortaya koymaktadır. Dr. Süleyman Alpar’ın açıklamasına göre, normal bir grip sezonunda 100 enfekte bireyin yaklaşık 120 kişiye hastalığı bulaştırdığı gözlemlenirken, bu yeni H3N2 varyantında bu sayının tahmini olarak 140 kişiye çıktığı belirtildi. Aradaki bu küçük farkın, bulaş zincirini önemli ölçüde hızlandırarak vaka sayılarında daha çabuk artışlara yol açtığı ifade edildi. Özetle, virüsün iki kat daha bulaşıcı olmamasına rağmen, dalgayı daha hızlı büyüten bir etkiye sahip olduğu belirtildi.

Türkiye’deki Durum Ve Gelecek Projeksiyonları

Türkiye’de grip sezonunun başladığını ve solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artış görüldüğünün altını çizen Dr. Süleyman Alpar, şu anda acil servislerde ve polikliniklerde grip benzeri hastalık başvurularının yükseldiğini kaydetti. Dr. Alpar, RSV (Respiratuvar Sinsityal Virüs) ve diğer virüslerle birlikte karma bir tablonun yaşandığını, yoğunluğun her hafta biraz daha arttığını ifade etti. Henüz “tıka basa dolu” bir dönem yaşanmasa da, yükseliş eğiliminin net bir şekilde gözlemlendiğini belirtti.

Dr. Süleyman Alpar, Türkiye’de grip salgınlarının genellikle Aralık ve Ocak ayları döneminde hızlandığını, Ocak ve Şubat ayları arasında ise en yoğun dönemine ulaştığını dile getirdi. Bu yıl Avrupa’da yaşanan erken dalga ve Avustralya’daki yoğun grip sezonu göz önüne alındığında, Türkiye’de de Aralık ayının ortasından itibaren belirgin bir tırmanış yaşanmasının, Ocak ve Şubat aylarında ise güçlü bir grip dönemi görülmesinin olası olduğunu vurguladı. Kısacası, bu yıl grip sezonunun biraz daha erken başlaması ve daha yoğun seyretme ihtimalinin bulunduğu belirtildi.

Belirtiler, Aşının Önemi Ve Korunma Yolları

Yeni mutasyonlu grip virüsünün belirtilerinde önemli bir değişiklik gözlemlenmediği ve klasik tablonun devam ettiği bildirildi. Dr. Süleyman Alpar, dikkat edilmesi gereken başlıca belirtileri şöyle sıraladı: ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas-eklem ağrıları, burun akıntısı veya tıkanıklığı, halsizlik ve öksürük. Bu semptomların fark edilmesi halinde bireylerin dikkatli olmaları ve gerekli önlemleri almaları tavsiye edildi.

Bu yılki grip aşılarının Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği güncel bileşime sahip olduğunu belirten Dr. Süleyman Alpar, aşının yeni varyantlara karşı etkisiz kaldığı yönündeki algının gerçeği yansıtmadığını özellikle vurguladı. Alpar, yeni varyantın aşı üretimi tamamlandıktan sonra ortaya çıktığını hatırlatarak, “Aşı virüsle tam bire bir örtüşmüyor olabilir; ancak bu ‘aşı işe yaramıyor’ anlamına gelmez,” dedi. Toplumda sıkça dile getirilen “Bu yıl aşı olmanın faydası az,” gibi yorumların bilimsel bir temeli olmadığını da ifade etti.

Uzmanlar, grip aşılarının enfeksiyonu tamamen engellemese de, ağır hastalık geçirme, zatürre, hastaneye yatış ve ölüm riskini belirgin şekilde azalttığını hatırlattılar. Dr. Alpar, özellikle 65 yaş üzeri bireyler ve hamileler başta olmak üzere kronik hastalığı bulunan bireylerin aşılarını zamanında yaptırmalarının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Dr. Süleyman Alpar, aşının yanı sıra günlük hayatta uygulanacak basit önlemlerin hastalığın yayılımını önemli ölçüde azaltabileceğini belirtti. Bireylerin özellikle toplu yaşam alanlarında daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayarak şu önerilerde bulundu: Ellerin sık sık yıkanması, kapalı ortamların düzenli olarak havalandırılması, kalabalık yerlerde veya risk grubunda olan kişilerin maske kullanması, hastalık belirtileri hissedildiğinde istirahat edilmesi ve ateş veya belirgin grip bulguları ortaya çıktığında erken dönemde hekime başvurulması. Ayrıca, risk grubundaki hastalarda gerekli durumlarda antiviral tedavinin (oseltamivir vb.) erken başlanmasının da kritik bir öneme sahip olduğunu ekledi.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Burun Spreyi Yöntemi İle Agresif Beyin Tümörü Glioblastomada Yeni Bir Dönem

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.