Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleşen AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında, “Terörsüz Türkiye Raporu” başlıca gündem maddelerinden biri olarak öne çıktı. Bu kapsamlı rapor, ülkenin terörle mücadelesine yeni bir boyut kazandırmayı hedefleyen önemli bir siyaset belgesi olarak değerlendirildi.
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, partinin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na sunulacak olan rapora ilişkin kamuoyunu bilgilendirdi. Güler’in açıklamalarına göre, Grup Başkan Vekili Abdülhamit Gül ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in detaylı değerlendirmelerinin ardından raporun son hali Cumhurbaşkanı Erdoğan’a arz edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın planlanan yasal düzenlemelere onay vermesiyle birlikte, AK Parti’nin raporu en kısa sürede Komisyon’a sunması bekleniyor. Komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş’un, metni ortak bir çerçevede mi yoksa diğer siyasi partilerin sunduğu raporlarla birleştirerek çatı bir rapor şeklinde mi Genel Kurul’a ileteceği ise ilerleyen süreçte netlik kazanacaktı.
AK Parti tarafından hazırlanan bu stratejik raporda, terörle mücadelede atılacak adımlar için kritik öneme sahip eşikler dikkatle belirlendi. Raporda, yasal bir düzenlemenin temel şartı olarak, PKK terör örgütünün silahlarını tamamen bırakmasının devletin yetkili mercileri tarafından kesin olarak ilan edilmesi gösterildi. Bu durum, “ilkesel eşik” olarak tanımlanarak, sürecin başlangıcı için olmazsa olmaz bir koşul olarak ortaya konuldu.
Ayrıca, sürecin ilerlemesi için üç kritik eşik daha belirlenmişti:
Birincisi, terör örgütünün önemli üslerinden biri olan Kandil’in tamamen etkisiz hale getirilmesiydi. İkincisi, “10 Mart Mutabakatı”na mutlak surette uyulması gerektiği vurgulandı. Üçüncüsü ise Kandil’in etkisizleştirilmesinin ardından Suriye topraklarında terör örgütüyle ilişkili herhangi bir yapının oluşturulmaması şartıydı.
Rapor, Kandil’deki büyük mağaraların temizlenmesi, insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti ve silah kaçakçılığı gibi illegal faaliyetlerin tamamen sona erdirilmesi ile örgütün yurtiçi ve yurtdışındaki tüm uzantılarının ortadan kaldırılması gerektiğini de ayrıntılı olarak ifade etti. Meclis’in, bu süreçlerin istikrarlı bir şekilde ilerlemesi halinde yasa çalışmalarına geçebileceği belirtildi.
Raporda, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1928 yılında Meclis’i devreye sokarak başlattığı benzer süreçlere de atıfta bulunuldu. O dönemde yaşanan “Kürt isyanlarının” ardından Meclis’te af düzenlemelerinin yapıldığı hatırlatılırken, “Bu tür süreçlerin daha önce de denendiği” vurgusu yapıldı.
Raporda ayrıca “Kamu düzeni ve toplumsal hassasiyetlerin yönetilmesi” başlığı altında önemli bir bölüm yer aldı. Bu kısımda, adalet, özgürlük ve güvenlik dengesinin titizlikle korunmasının gerekliliği anlatıldı. Herkesin kullandığı dile özen göstermesi, provokasyonlara mahal verilmemesi gerektiği konusunda toplumsal hassasiyetin etkin bir şekilde yönetilmesi gerektiği açıklandı.
AK Parti’nin raporunda, terör örgütünün kendini tam anlamıyla lağvetmesi devletin yetkili mercileri tarafından kesin olarak ilan edildikten ve Meclis’in kanun çıkarabileceği teyit edildikten sonra, yasal düzenlemelerin iki ana başlık altında ele alınacağı ifade edildi. Bu ayrım, suça karışanlar ve karışmayanlar olarak belirlendi:
Raporda, dağda bulunan terör örgütü mensuplarıyla ilgili “kırmızı çizgi”nin “eline silah almayanlar” olacağı açıkça belirtildi. Eyleme karışanların ise örgüt üyeliğinden değil, eylemin türüne göre ceza alacağı ifade edildi. Bu kişilerin cezalarında indirim yapılabileceği ancak buradaki ölçütün “kamu vicdanını rahatsız etmeyecek” nitelikte olması gerektiği vurgulandı. Örgüt yöneticilerinin Türkiye’ye girmeleri durumunda doğrudan TCK hükümlerine tabi olacakları, örgüt üyeliğinden yargılanmayacakları ancak karıştıkları eylemlerden dolayı ceza alacakları açıklandı.
Ayrıca, bazı siyasi yasakların kaldırılabileceği ve terörden yatan yaşlı, hasta, engellilerin affedilmesi gibi düzenlemelerin yapılabileceği de raporda yer aldı.
Rapor, demokratik ve sivil aşamada atılabilecek adımlara da odaklandı. Seçim Kanunu ve Yerel Yönetimler Kanunu’nun daha demokratikleştirilmesi bu başlıklar arasında öne çıktı. Düzenlemelerle birlikte, terör örgütünün ortadan kalkması durumunda, terör örgütüne yardım ve yataklıktan dolayı işlenen suçların, kayyum maddesi de dahil olmak üzere düşebileceği belirtildi.
“Topluma kazandırma” başlığında ise, eski terör örgütü mensuplarına sosyal ve psikolojik anlamda destek verilmesi gerektiği ifade edildi. Meslek edindirme başta olmak üzere sosyal hayata adapte olmaları konusunda devletin öncülük etmesine özel bir vurgu yapıldı.
AK Parti kurmayları, zaman zaman gündeme gelen örgüt yöneticilerinin siyaset yapmalarıyla ilgili söylemlere karşı olduklarını açıkça ifade ettiler. Kurmaylar, “Terör örgütü kurucuları ve üst düzey yöneticilerinin siyaset yapmasına karşıyız, Öcalan da dahil. Öcalan’ın durumuna ilişkin raporda herhangi bir başlık atmadık” şeklinde konuştu. AK Parti kurmayları ayrıca hazırladıkları raporun bir hukuk metninden ziyade siyasi bir tutum belgesi olduğunu belirterek, “Diplomatik bir dil kullanıldı. Bu konuya büyük makul çoğunluğun nasıl yaklaştığı (endişe, kabul ve redleriyle) anlatıldı” açıklamasında bulundu. Bu açıklamalar, raporun geniş toplumsal beklenti ve endişeleri dikkate alan bir çerçevede hazırlandığını ortaya koydu.
Uyuşturucu Operasyonu Kapsamında Eski Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy Tutuklandı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.