Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın çağrısıyla Asgari Ücret Tespit Komisyonu, önemli bir gündemle ilk toplantısını gerçekleştirdi. Ancak işçi kesiminin çatı kuruluşu TÜRK-İŞ, komisyon yapısında beklenen değişikliklerin hayata geçmemesi nedeniyle toplantıya katılmadı ve bu durum komisyonun geleceği hakkında soru işaretleri yarattı. Toplantının temel odak noktalarından biri, 2026 yılı için belirlenecek asgari ücretin olası senaryoları ve bunun işveren maliyetlerine yansımaları oldu.
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, komisyonun mevcut yapısı değişmediği sürece toplantılara katılmama yönündeki kararlılıklarını dile getirdi. Geçtiğimiz hafta Bakan Işıkhan ile Atalay arasında gerçekleşen görüşmede, Işıkhan’ın komisyondaki hükümet temsilcisi üye sayısının beşten bire indirilmesi yönündeki teklifini sunduğu belirtilmişti. Ancak Atalay, bu teklifin yazılı bir belgeyle güvence altına alınmaması veya bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile resmileşmemesi halinde toplantıya iştirak etmeyeceklerini açıkça ifade etti. İlgili kararnameye ilişkin dün akşam saatlerine kadar herhangi bir gelişme yaşanmadığı için TÜRK-İŞ, toplantıya katılmayarak gerekçelerini açıklayan bir mektubu komisyona iletti. Komisyon yapısının değiştirilmesi için Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gerektiği biliniyordu ve bu kararname yayımlanmadığı takdirde sendikanın tavrı beklendiği gibi oldu.
TÜRK-İŞ’in beklentileri yalnızca komisyonun yapısal dönüşümüyle sınırlı kalmadı. Sendika, asgari ücretin belirlenmesinde somut ve şeffaf kriterlerin esas alınmasını talep etti. İşçilerin temel yaşam masraflarını oluşturan gıda, kira, ulaşım ve eğitim gibi kalemlerdeki enflasyon oranlarının asgari ücret tespit sürecinde dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca asgari ücretin etkilediği diğer kalemlerin sayısının en aza indirilmesi de TÜRK-İŞ’in önemli talepleri arasında yer aldı. Sendika, yaklaşık 200 farklı kalemin; aralarında çeşitli cezaların, devletin vatandaşa yaptığı birtakım ödemelerin, yoksullara yapılan yardımların ve devlet alacaklarının asgari ücrete endeksli olmasının, asgari ücretle ilgili karar alınmasını zorlaştırdığını savundu.
Komisyonun yapısına dair tartışmaların yanı sıra, kamuoyu 2026 yılında asgari ücretin hangi seviyede belirleneceğini merakla bekliyor. Son yıllardaki uygulamalar incelendiğinde, asgari ücret artışlarının genellikle gerçekleşen enflasyon oranlarının altında kaldığı ancak beklenen enflasyon rakamlarının üzerinde seyrettiği gözlemlendi. Merkez Bankası’nın son açıkladığı tahminlere göre, enflasyonun 2025 yıl sonunda yüzde 31 ila 33 aralığında gerçekleşmesi, 2026 yılında ise yüzde 13 ila 19 aralığında, orta noktası yüzde 16 olacak şekilde bekleniyor. Bu projeksiyonlar ışığında, net asgari ücret için farklı artış senaryoları gündeme geldi: yüzde 20 zamla 26.525 Lira, yüzde 25 zamla 27.630 Lira, yüzde 30 zamla 28.736 Lira ve yüzde 35 zamla 29.841 Lira seviyelerine ulaşabileceği hesaplandı.
Yeni yılda işverenlerin istihdam ettikleri işçiler için ödeyecekleri prim maliyetlerinde önemli artışlar bekleniyor. İmalat sektöründe işveren primi oranı, 2025 yılında yüzde 15,75 iken, gelecek yıl 1 puanlık bir artışla yüzde 16,75’e yükselecek. İmalat sektörü dışındaki işyerlerinde ise durum farklı bir seyir izleyecek. Bu sektörlerde 2024 yılında yüzde 15,75 olan işveren primi, 2025 yılında yüzde 16,75’e çıkmıştı. Gelecek yıl ise bu oran yüzde 19,75’e ulaşacak. İmalat dışı sektörlerdeki 3 puanlık artışın 1 puanı sosyal sigorta primlerinden kaynaklanırken, kalan 2 puanlık artış daha önce 4 puan olarak uygulanan prim desteğinin 2 puana indirilmesinden ileri geldi.
Belirlenecek asgari ücret zammı oranlarına göre işverenlerin prim yükümlülükleri şu şekilde şekillenecek:
İmalat sektöründe asgari ücretle çalışan bir işçi için 2025 yılında 4.095,87 Lira olan işveren primi, olası zam senaryolarında; yüzde 20 zamla 5.227,11 Lira‘ya, yüzde 25 zamla 5.444,90 Lira‘ya, yüzde 30 zamla 5.662,70 Lira‘ya ve yüzde 35 zamla 5.880,49 Lira‘ya çıkması öngörüldü.
İmalat dışı sektörlerde ise asgari ücretle çalışan bir işçi için 2025 yılında 4.355,92 Lira olan işveren primi, yüzde 20 zamla 6.163,30 Lira‘ya, yüzde 25 zamla 6.420,11 Lira‘ya, yüzde 30 zamla 6.676,91 Lira‘ya ve yüzde 35 zamla 6.933,72 Lira‘ya yükselecek. Bu durum, imalat dışı sektörlerdeki işverenlerin maliyetlerinin, asgari ücret zammının kendisinden daha yüksek oranlarda artış göstereceği anlamına geliyor. Örneğin, asgari ücrete yüzde 30 oranında bir zam yapıldığında, işçinin net ücretindeki artış yüzde 30 seviyesinde kalırken, işverenin toplam maliyetindeki artışın yüzde 53’e ulaşabileceği belirtildi. Bu iki sektör arasındaki işveren primi farkı ise yüzde 25’lik zam senaryosunda 975 Lira‘ya, yüzde 30’luk zam senaryosunda ise 1.014 Lira‘ya kadar çıkacak. Ancak, imalat ve imalat dışı sektörlerde çalışan asgari ücretli işçilerin eline geçen net ücret miktarı arasında herhangi bir fark bulunmayacak.
Türkiye Fon Piyasalarında Kişi Başı Ortalama Portföy Büyüklüğü 1 Milyon 312 Bin TL’ye Ulaştı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.