Ülke genelinde milyonlarca çalışanı doğrudan ilgilendiren asgari ücrette gerçekleştirilen önemli artışın ardından, bu zammın ortalama ücretler üzerindeki etkisi ve potansiyel enflasyonist baskıları geniş çapta tartışılmaya başlandı. Yetkililer, brüt asgari ücretin 26.005,50 Türk Lirasından 33.030 Türk Lirasına, net asgari ücretin ise 22.104,67 Türk Lirasından 28.075,50 Türk Lirasına yükseltildiğini duyurdu. İşverenlere sağlanan asgari ücret desteği de 1.000 Türk Lirasından 1.270 Türk Lirasına çıkarıldı.
Asgari ücret zammıyla birlikte işverenler için bazı yeni düzenlemeler de yürürlüğe girdi. Gelecek yıl itibarıyla tüm sektörlerde işveren primi 1 puan artırılacak. Bunun yanı sıra, imalat dışı sektörlerde uygulanan 4 puanlık prim teşviki 2 puana düşürüldü. Bu durum, toplam işçilerin yüzde 80’ini istihdam eden sektörlerde işverenin prim yükünde toplam 3 puanlık bir artışa yol açacak. Bu prim artışının yalnızca asgari ücretle çalışanları değil, tüm işçileri kapsadığı özellikle belirtildi.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından açıklanan verilere göre, Türkiye’deki işçilerin yaklaşık yüzde 40’ı asgari ücretle istihdam ediliyor. Bu oran, yaklaşık 6,9 milyon çalışana tekabül ediyor. Öte yandan, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) tarafından Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri kullanılarak yapılan hesaplamalar, işçilerin yüzde 47’sinin asgari ücret ve altında bir gelirle çalıştığını ortaya koydu. Bu verilere göre, asgari ücret ve altında ücret alan çalışan sayısı 8,1 milyona ulaşıyor. Geriye kalan işçilerin yaklaşık yüzde 53 ila 60’ı ise asgari ücretin üzerinde bir maaşla çalışıyor.
Milyonlarca çalışanın merak ettiği en önemli konulardan biri, asgari ücrete yapılan zammın ortalama ücretlere nasıl yansıyacağı oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2023 yılının Temmuz ayında gerçekleştirilen ara zammın ardından bu konuyu detaylı bir araştırma ile ele almıştı. Araştırma, asgari ücret artışının enflasyon üzerindeki etkilerini ve diğer ücretlerle olan ilişkisini analiz etti.
Merkez Bankası’nın bulgularına göre, nominal ücret artışlarının büyük bir kısmı asgari ücret ve geçmiş dönem enflasyon verileriyle açıklanabiliyor. Yıllar boyunca ücretli çalışanların yıllık ortalama net geliri ile asgari ücret artışları incelendiğinde, 1 puanlık bir asgari ücret artışının yaklaşık 0,93 puanlık bir genel ücret artışına yol açtığı gözlemlendi. Bu hesaplamadan yola çıkılarak, asgari ücrete yapılan yüzde 27’lik zammın ortalama ücretlere yansımasının yüzde 25 seviyesinde bir artış şeklinde gerçekleşebileceği öngörüldü.
Merkez Bankası’nın bu tahminlerinin geçmiş dönemde ne kadar isabetli olduğu da incelendi. Özellikle 2025 yılında asgari ücretin yüzde 30 oranında artırıldığı dönemdeki özel sektör ortalama ücretleri mercek altına alındı. Bu dönemde Merkez Bankası’nın hesabına göre ortalama ücret artışının yüzde 28 olması bekleniyordu. Özel sektördeki ortalama ücretler, Aralık ayında 37.502,80 Türk Lirası iken, Mart ayında yüzde 25 artışla 46.959,30 Türk Lirasına yükseldi. Haziran ayında 48.392,10 Türk Lirasına, Eylül ayında ise 48.613,80 Türk Lirasına ulaşan ortalama ücretler, Aralık ayına göre sırasıyla yüzde 29 ve yüzde 29,6’lık bir artış gösterdi. Bu veriler, 2025 yılındaki ortalama ücret zammının ilk üç ayda Merkez Bankası’nın öngörüsünün altında kaldığını, ancak ilerleyen dönemde beklentiyi aşarak asgari ücret zammına yaklaştığını ortaya koydu.
Araştırmalar, asgari ücret artışlarının hangi sektörler üzerinde daha belirgin bir etki yarattığını da gösterdi. Tarım dışı sektörlerde çalışan ücretlilerin yaklaşık yüzde 43,1’ini asgari ücretli ve altında kazanan çalışanlar oluşturuyor. Bu oran sanayi sektöründe yüzde 50,4, inşaat sektöründe ise yüzde 71,4 gibi oldukça yüksek bir seviyede bulunuyor. Hizmet sektöründe bu oran yüzde 37,9 olarak görünse de, kamu sektörü ve finans hizmetleri dışarıda bırakıldığında oran belirgin şekilde artıyor. Örneğin, konaklama ve yiyecek hizmetleri sektöründe çalışanların yüzde 73’ü asgari ücret ve altında bir maaşla istihdam ediliyor.
Personel maliyetlerinin üretim değeri içindeki payına bakıldığında ise en yüksek oranın yüzde 51 ile eğitim sektöründe olduğu tespit edildi. Bu sektörü sırasıyla yüzde 29,2 ile konaklama ve yiyecek hizmetleri, yüzde 17,6 ile toptan ve perakende ticaret, yüzde 13,8 ile giyim ve yüzde 13,1 ile mobilya sektörleri takip etti.
Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, asgari ücret artışlarının enflasyon üzerindeki etkilerini değerlendirirken, ampirik çalışmaların yüzde 10’luk bir asgari ücret artışının enflasyonu yaklaşık 2 puan yukarı çektiğini gösterdiğini belirtti. Demiralp’e göre, bu bağlamda yüzde 27’lik asgari ücret zammının enflasyon üzerinde yaklaşık 5,5 puanlık bir artışa neden olabileceği öngörüldü.
Merkez Bankası’nın ilgili araştırmasında ise asgari ücretteki yüzde 1’lik artışın, işlenmemiş gıda ve alkol-tütün dışı tüketici fiyat endeksine (TÜFE) etkisinin, zammın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki ilk üç ayda 0,06 ile 0,08 puan arasında, bir yıllık dönemde ise 0,08 ile 0,12 puan arasında olduğu kaydedildi. Bu verilere dayanarak yapılan hesaplamalar, yüzde 27 oranındaki asgari ücret zammının enflasyon üzerindeki etkisinin, 2026 yılında ilk üç ayda yüzde 1,62 ile yüzde 2,16 arasında, bir yıllık dönemde ise yüzde 2,16 ile yüzde 3,24 arasında gerçekleşebileceğini işaret etti. Bu çifte etki, hem ücretlilerin alım gücünü hem de genel ekonomik dengeleri yakından ilgilendiriyor.
Vepara Operasyonunda Yasa Dışı Bahis Ve Kara Para Aklama Şüphesiyle 31 Gözaltı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.