a
  • Tek Sayfa Haber
  • Gündem
  • Aym Sahipsiz Hayvan Düzenlemesinin İptal İstemini Reddetmesinin Gerekçelerini Açıkladı

Aym Sahipsiz Hayvan Düzenlemesinin İptal İstemini Reddetmesinin Gerekçelerini Açıkladı

Anayasa Mahkemesinin (AYM), sahipsiz hayvanlarla ilgili yasal düzenlemeler içeren 7527 sayılı Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a...

Anayasa Mahkemesi (AYM), Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) sahipsiz hayvanlara ilişkin yasal düzenlemelerin iptali talebini reddetmesinin gerekçelerini kamuoyuyla paylaştı. CHP, 7527 sayılı Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla yüksek mahkemeye başvurmuştu. Yüksek Mahkeme Genel Kurulu, 07 Mayıs tarihinde yaptığı değerlendirmeyle bu istemi geri çevirmişti.

Aym Kararının Temel Dayanakları

Anayasa Mahkemesi’nin Resmi Gazete’de yayımlanan kararı, 5199 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişikliğe odaklandı. Bu değişiklikle, sahipsiz sokak hayvanlarının sahiplik ilişkisi kurulmaksızın bakım imkânlarının ortadan kaldırıldığı ve bu hayvanların bakımevlerine alınarak sahiplendirilinceye kadar burada tutulmasının hükme bağlandığı hatırlatıldı. Kararda, söz konusu düzenlemenin, özellikle sahipsiz evcil hayvanların insan sağlığı ve vücut bütünlüğü açısından oluşturabileceği riskleri bertaraf etme amacı taşıdığı açıkça belirtildi. Bu düzenlemenin, Anayasa ile güvence altına alınan yaşam hakkı ile kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının bir gereği olduğu vurgulandı. Özellikle köpeklerin sahiplenilmeden bakımının sonlandırılmasının, insan yaşamına ve vücut bütünlüğüne yönelik doğabilecek tehlikelerin giderilmesine önemli katkı sağlayacağı değerlendirmesi yapıldı. Yüksek Mahkeme, bu konuda kanun koyucunun geniş bir takdir yetkisine sahip olduğuna dikkat çekti.

AYM kararında, düzenlemenin aynı zamanda sahipsiz hayvanların neden olduğu tehlike ve zararların önüne geçilmesiyle rehabilitasyon süreçlerinin de bu bakımevlerinde gerçekleştirileceğini öngördüğüne işaret edildi. Mahkeme, “Sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakımevlerine alınması ve burada barındırılması yönteminin benimsenmesinin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkından kaynaklanan pozitif yükümlülükle çelişen bir yönü bulunmadığı değerlendirilmiştir.” ifadesine yer verdi. Bu yaklaşım, devletin vatandaşlarının sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama hakkını koruma sorumluluğunu temel alıyor.

Ötanazi Düzenlemesinin Anayasal Çerçevesi

Kararda, bakımevine alınan köpeklere “belli şartlarda ötanazi uygulanması”na ilişkin düzenleme de ayrıntılı olarak ele alındı. AYM, bu uygulamanın, devlete yüklenen insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlama ödevi, çevre hakkı ve kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülük çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. İnsan sağlığı ve vücut bütünlüğünün korunması gerektiğinin altı çizilen kararda, ötanazi tedbirinin istisnai olarak ve belirli koşulların varlığı halinde uygulanmasının öngörüldüğü hatırlatıldı. Bu durum, ötanazinin keyfi değil, belirli kıstaslara bağlı bir tedbir olarak kabul edildiğini gösterdi.

Yerel Yönetimlerin Sorumlulukları Ve Cezai Yaptırımlar

Anayasa Mahkemesi’nin kararında, yerel yönetimlere sahipsiz köpeklerle ilgili gerekli idari tedbirleri alma yükümlülüğü getirildiğine dikkat çekildi. Bu yükümlülüğün yerine getirilirken, yerel yönetimlerin “hayvanlara en az zarar verecek nitelikte olan tedbiri tercih etmekle yükümlü” oldukları vurgulandı. Ayrıca, sahipsiz hayvanların toplanması adına gerekli kaynağı ayırmayan, bakımevi kurmayan, sahipsiz hayvanları toplamayan, rehabilite etmeyen veya sahiplendirilinceye kadar bakmayan belediye başkanları ve belediye yetkililerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngören düzenleme de incelendi. AYM, bu cezai düzenlemenin devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Cezai düzenlemenin temel amacının caydırıcılık olduğu ve ilgililerin hangi somut eylem ve olguya cezai yaptırım bağlandığının, uygulanacak cezanın miktarının ve türünün açıkça ortaya konulduğu ifade edildi. Mahkeme, bu bağlamda “Suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.” hükmünü verdi. Kararda, hayvan bakımevlerinin kurulması, besleme, barınma ve rehabilitasyon gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için kanunda düzenlenen mali kaynağın yerel yönetimler tarafından ayrılmasının ve amacına uygun olarak sarf edilmesinin büyük önem taşıdığı kaydedildi. Buna uymayanlara hapis cezası öngörülmesinin, ulaşılmak istenen amaç bakımından elverişli olduğu değerlendirildi.

AYM, cezai yaptırım konusunda devletin geniş bir takdir yetkisinin bulunduğunu anımsatarak, insanın sağlığı ve vücut bütünlüğüne yönelik fiilen zarar doğurmayan ancak zarar tehlikesi açık ve yakın olan fiiller için de hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülmesinde anayasal bir engel bulunmadığının altını çizdi. Kural kapsamında öngörülen fiillere karşılık hürriyeti bağlayıcı ceza yaptırımının öngörülmesinin, ulaşılmak istenen meşru amaç bakımından gerekli olmadığının söylenemeyeceği de kararda belirtilen önemli bir husus oldu.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Kırıkkale’de Yağma Ve Firar Suçlarından Aranan Hükümlü Mutfak Dolabında Yakalandı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.