a
  • Tek Sayfa Haber
  • Gündem
  • Bakan Güler Suriye’deki SDG Entegrasyonu Ve Bölgesel Tehditlere Karşı Türkiye’nin Hazırlığını Açıkladı

Bakan Güler Suriye’deki SDG Entegrasyonu Ve Bölgesel Tehditlere Karşı Türkiye’nin Hazırlığını Açıkladı

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, terör örgütü SDG’nin Suriye ordusuna “birlik” olarak değil, “ferdi” olarak entegre olmaları gerektiğini söyledi. “Mutlak...

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ankara’da basın yayın kuruluşlarının temsilcileriyle gerçekleştirdiği Yıllık Değerlendirme Toplantısı’nda, ülkenin savunma ve güvenlik politikalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Güler, başta Suriye’deki gelişmeler olmak üzere terörle mücadeleden savunma sanayii tedarik süreçlerine, Karadeniz güvenliğinden bölgesel ittifaklara kadar birçok kritik konuda Türkiye’nin duruşunu ve gelecek planlarını detaylı bir şekilde paylaştı.

Suriye Politikasında Kararlı Durüş Ve SDG Entegrasyonu

Bakan Güler, Suriye’deki son gelişmeleri ve Türkiye’nin bu konudaki değişmez pozisyonunu net bir dille ifade etti. Suriye’de kurulan yeni hükümet ve devlet başkanının ülkedeki düzeni sağlama çabalarını desteklediklerini belirten Güler, bu süreçte Suriye devlet başkanının ülkesindeki tüm grupları kucaklama taahhüdüne uyduğunu ve uymaya devam ettiğini gözlemlediklerini aktardı. Türkiye’nin Suriyeli yöneticilerle yaptığı görüşmelerde, terör örgütü olarak kabul edilen YPG/PKK uzantısı SDG’nin (Suriye Demokratik Güçleri) entegrasyonuna yönelik Suriye yönetiminin tutumunu anladıklarını dile getiren Bakan Güler, “Bizim her türlü gelişmeye karşı planlarımız hazırdır, ne yapacağımızı çok iyi biliyoruz, bugüne kadar ne yaptıysak yine aynısını yapmaya gücümüz, kudretimiz vardır,” ifadelerini kullandı. Ayrıca, Suriye’nin birlik ve bütünlüğünü sağlamak adına yeni hükümetin gerekli inisiyatifleri geliştirmesi durumunda Türkiye’nin de destek olacağını vurguladı.

ABD İle SDG Konusundaki Yaklaşım Farklılıkları Azaldı

SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu konusunda ABD ile yürütülen görüşmelere değinen Bakan Güler, Washington yönetiminin bu konudaki düşüncelerinde önemli değişimler yaşandığını belirtti. Güler, “ABD’li dostlarımız şu anda gerçekleri daha iyi görüyor ve bu konudaki görüş farklılığımız azalıyor,” dedi. Türkiye’nin bu konuda net bir pozisyona sahip olduğunu ve geri adım atmayacağını dile getiren Bakan Güler, SDG unsurlarının mutlak surette Suriye ordusuna bireysel olarak entegre olması gerektiğini, aksi takdirde bunun gerçek bir entegrasyon olarak kabul edilemeyeceğini ifade etti. Türkiye’nin geçmişte 2016 yılından itibaren Suriye’deki operasyonlarını, ABD ve Rusya’nın varlığına rağmen kimseden izin almadan icra ettiğini hatırlatan Güler, gelecekte de ihtiyaç duyulması halinde gereken adımların tereddütsüz atılacağını kaydetti.

Terör Tünellerine Karşı Kararlı Mücadele Ve Bölgesel İstikrar

Bölgedeki terör örgütlerinin altyapısına yönelik mücadelede önemli başarılar elde edildiğini vurgulayan Bakan Güler, Tel Rıfat bölgesinde 302 kilometre, Menbic’te ise 430 kilometre olmak üzere toplam 732 kilometre uzunluğundaki tünellerin imha edildiğini açıkladı. Bu sayede bölgeye insanların yerleşmeleri ve tarım yapmalarına olanak sağlandığını belirten Güler, Afrin’in terörden temizlenmesiyle camilerin, kiliselerin ve okulların terörist karargâhı olmaktan çıkarıldığını, halkın susuzluk sorununun çözüldüğünü ve bölgenin güvenli ve yaşanabilir hale getirildiğini anlattı. Terör örgütünün Rakka ve Deyrizor’daki tünel kazma faaliyetlerinin de yakından takip edildiğini ifade etti.

Suriye’ye verilebilecek eğitim desteği konusunda da açıklamalarda bulunan Güler, Azerbaycan, Libya ve Somali’ye sağlanan eğitim desteğinin benzerinin Suriye’ye de sağlanabileceğini, eğitimlere Türkiye’de başlandığını ve devam ettiğini belirtti. Bu yolla Suriye’nin terörle mücadelesine yardımcı olunması gerektiği görüşünü savundu.

Terörsüz Türkiye Süreci Ve PKK’nın Bölgesel Uzantıları

Bakan Güler, 40 yıldır terörle mücadele eden Türkiye için “Terörsüz Türkiye” sürecinin tarihi bir fırsat olduğunu belirtti. Milli Savunma Bakanlığı olarak bu süreci akılcı bulduklarını ve başarıya ulaşması için azami gayret gösterdiklerini ifade eden Güler, TSK’nın başarılı operasyonları sonucunda PKK’nın silah bırakma evresine getirildiğini vurguladı. Güler, vatandaşların TSK, Bakanlık ve devletin ilgili birimlerinin bu süreçte olup bitenin farkında olduğundan emin olmaları gerektiğini söyleyerek, sürecin terör örgütünün istediği şekilde değil, devletin belirlediği şekilde devam edeceğini kaydetti.

PKK’nın İran uzantısı PJAK’ın durumu hakkında da bilgiler veren Bakan Güler, İsrail-İran gerilimi sırasında PJAK’lı teröristlerin İran’ın çatışmayı kaybedeceği düşüncesiyle gerçek yüzlerini ortaya koyan açıklamalar yaptığını belirtti. Bu çatışmanın PJAK’ın istediği gibi sonuçlanmadığını ve İran’ın terör örgütüne operasyonlar düzenleyerek ağır kayıplar verdirdiğini aktardı. Güler, PKK’nın Irak’ın kuzeyinden İran’a terörist ve mühimmat aktarma girişimlerini her gün İran’a bildirdiklerini ve İran’ın da bu vesileyle PJAK’ın gerçek yüzünü daha iyi görme fırsatı bulduğunu ekledi.

Hava Envanteri Ve Güvenlik Tedbirleri

Yakın zamanda yaşanan askeri uçak ve insansız hava aracı (İHA) olaylarına da değinen Bakan Güler, 1964 yılından bu yana kullanılan C-130 tipi askeri kargo uçaklarında ilk kez bir kaza yaşandığını ve düşen uçağın kara kutusunun TUSAŞ’ta incelendiğini belirtti. Tüm C-130 uçaklarının kontrole alındığını ve incelemeler tamamlandığında tekrar kullanılmaya başlanacağını açıklayan Güler, kaza nedeninin şeffaflıkla kamuoyuna duyurulacağını ifade etti.

15 Aralık tarihinde F-16’lar tarafından vurularak düşürülen İHA hakkında da bilgi veren Bakan Güler, bu hava aracının tespitinin zor olduğunu ve Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Karadeniz’de İHA ve insansız deniz araçlarının (İDA) yoğun olarak kullanıldığını hatırlattı. Vurulan İHA’nın kontrolden çıkmış bir hava aracı olduğunu belirten Güler, meskûn mahallerden uzakta, en güvenli yerde hava-hava füzesiyle vurulduğunu ve paramparça olduğunu söyledi. Enkaz arama çalışmalarının devam ettiğini ve bulunduğunda inceleme sonuçlarının paylaşılacağını kaydetti.

Karadeniz’in güvenliğine yönelik tedbirlere de değinen Bakan Güler, savaş nedeniyle bölgedeki yoğun İHA ve İDA trafiğinin ticaret gemileri ve yolcu uçakları için büyük tehlike oluşturduğunu belirtti. Düşürülen İHA olayında, hava trafiği için anında tedbir alındığını, uçakların güvenli limanlara yönlendirildiğini ve sonrasında İHA’nın vurulduğunu aktardı. Kritik su üstü ve su altı tesislerin korunması için de gerekli tedbirlerin alındığını, sondaj gemilerinin hayati önem taşıdığını ve rota şaşıran veya kontrolden çıkan İDA’lara karşı geliştirilen uygulamaların olduğunu ifade etti.

Savunma Tedarikleri Ve Uluslararası İlişkiler

Eurofighter tedariki konusunda İngiltere ile yapılan anlaşma çerçevesinde 20 adet yeni üretim Eurofighter uçağının satın alındığını açıklayan Bakan Güler, bu uçakların 2030’da 6, 2031’de 8 ve 2032’de 6 adet olmak üzere envantere gireceğini belirtti. Ayrıca Katar ve Umman ile de Eurofighter tedariki görüşmelerinin olumlu yönde devam ettiğini, Katar’dan çok az uçuşu olan hazır uçakların mühimmat ve malzemeleriyle birlikte alınacağını, Umman’dan tedarik edilecek uçakların ise modernizasyon sürecinden geçeceğini ifade etti. Bu uçakların alımına ilişkin “ikinci el” tartışmalarını doğru bulmadıklarını, kendi milli yazılımlarını ve mühimmatlarını kullanabileceklerini, hatta Meteor füzesinden daha iyisini üreteceklerini dile getirdi.

ABD ile CAATSA yaptırımları, S400, F-16 ve F-35 konularına da değinen Bakan Güler, eski ABD Başkanı Trump döneminde CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için Senato’ya girişimlerde bulunulduğunu bildiklerini ve ABD’li yetkililerin de bu konuda çalıştığını belirtti. F-16 tedariki konusunda bir sorun görmediklerini ancak önceliklerinin F-35 uçaklarında olduğunu vurguladı. İsrail ve Yunanistan’ın F-35’lerin Türkiye’ye verilmemesi için lobi faaliyetleri yürüttüğünü bildiklerini söyleyen Güler, Türkiye’nin de CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için çalışmalarına devam ettiğini ifade etti. Bu sorunların Türkiye ve ABD arasında çözüleceğine inandığını dile getirdi.

Uluslararası Politikalar Ve Bölgesel Güç Dengeleri

Gazze İstikrar Gücü’ne Türkiye’nin katılım kararlılığında bir değişiklik olmadığını belirten Bakan Güler, tüm hazırlıkların tamamlandığını ancak İsrail’in Türkiye’nin bu güçte yer almasını istemediğini ve görüşmelerin devam ettiğini aktardı.

Yunanistan, İsrail ve GKRY (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) iş birliğinin Türkiye için bir tehdit oluşturmadığını vurgulayan Bakan Güler, Türkiye’nin de birçok ülkeyle anlaşmalar imzaladığını ancak bunları belirli bir ülkeye karşı yapmadığını belirtti. Gayri Askeri Statüdeki Adalar’a İsrail’den alınacak hava savunma sistemlerinin yerleştirileceğine dair haberleri de değerlendiren Güler, bu adaların hukuken silahlandırılamaması gerektiğini hatırlatarak, “Öyle çok fazla heveslenmesinler,” uyarısında bulundu. Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ın 2030 projeksiyonuna da değinen Güler, Yunanistan’ın personel temininde büyük sorunlar yaşadığını ve yakın zamanda havacı astsubayların yönetimi protesto etmek amacıyla rapor alarak işe gitmediğini örnek gösterdi.

Türkiye’nin Avrupa Güvenlik Mimarisi’ne katılımı konusunda da açıklamalarda bulunan Güler, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırdığını ve mühimmat ile silah noktasında eksiklikler yaşadığını belirtti. Bu kapsamda birçok Avrupa ülkesinin Türkiye ile iş birliğine istekli olduğunu ancak Yunanistan başta olmak üzere bazı ülkelerin kendi çıkarlarını Avrupa güvenliğinin önüne koyarak Türkiye’yi bu oluşumun dışında tutmaya çalıştıklarını dile getirdi. Güler, “Çok ihtiyaç duydukları kritik bir zamanda konuşma sırası bize gelecek,” dedi.

ABD’nin yakın zamanda açıkladığı yeni Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ne de değinen Bakan Güler, ABD için artık tehdidin Ortadoğu’da değil başka bir bölgede olduğunu 6-8 yıldır dile getirdiklerini belirtti. ABD Ortadoğu’dan çekildiğinde bölgede barış ve istikrarı sağlayabilecek tek bölgesel gücün Türkiye olduğunu Amerikalı dostlarının anladığını düşündüğünü söyleyen Güler, bu durumun Türkiye’nin bölgesel ve stratejik etkinliğini artıracağına inandığını ifade etti.

Aile Yılı Ve Zorunlu Askerlik Hizmeti Üzerine Çalışmalar

Cumhurbaşkanı tarafından bu yıl “Aile Yılı” ilan edilmesi kapsamında Milli Savunma Bakanlığı olarak neler yapılabileceği konusunda çalıştıklarını belirten Bakan Güler, hazırladıkları bazı görüş ve önerileri önümüzdeki dönemde paylaşacaklarını açıkladı. Bu öneriler arasında, 3 çocuğu olan bir ailenin bir çocuğunun, 4 çocuğu olan bir ailenin 2 çocuğunun istediği yerde askerlik yapabilmesi gibi düşüncelerin yer aldığını dile getirdi. Bakan Güler, ailenin önemine büyük önem verdiklerini ve son olarak İstanbul’da düzenlenen IDEF Fuarı’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile birlikte stant açtıklarını da sözlerine ekledi.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Emine Erdoğan Bağımsızlık Öncüleri Zirvesi Paylaşımıyla İyileşmeye Vurgu Yaptı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.