İstanbul’da MÜSİAD tarafından altıncı kez düzenlenen MUST Sanayi ve Teknoloji Buluşması ile Türkiye’nin Sanayi ve Teknoloji Raporu Lansmanı, MÜSİAD Genel Merkez Binası’nda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinliğe Bakan Kacır’ın yanı sıra MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, Sanayi Politikaları ve Yatırım Komisyonu Başkanı Abdullah Eriş, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Hasan Mandal ile iş insanları ve akademisyenler yoğun ilgi gösterdi. Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, açılış konuşmalarıyla devam etti.
Söz konusu zirve, Türkiye’nin mevcut üretim kapasitesini, sanayideki dönüşüm dinamiklerini ve ileri teknoloji alanlarındaki çığır açan gelişmeleri kapsamlı bir şekilde değerlendirmeyi amaçladı. Ayrıca, iş dünyası ile kamu arasındaki politika diyalogunu güçlendirmek, ulusal sanayi vizyonuna stratejik katkılar sunmak ve iş dünyası aktörlerine gelecek dönemlere ilişkin öngörüler sağlamak hedefleri doğrultusunda önemli bir platform görevi üstlendi. MÜSİAD tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Sanayi ve Teknoloji Raporu”nda ise ülkenin sanayi kapasitesine ilişkin detaylı durum tespitleri, teknolojik dönüşümün kilit alanları, üretim ve yatırım eğilimleri ile 2026-2030 dönemine yönelik temel öngörüler derinlemesine incelendi. Raporun, iş dünyası ve politika yapıcılar için referans niteliğinde bir çalışma olduğu ve sanayi ekosistemine yönelik stratejik bir çerçeve sunduğu belirtildi.
Lansmanda yaptığı konuşmada Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin son yıllardaki sanayi ve teknoloji başarılarını vurguladı. Bakan Kacır, Millî Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda MÜSİAD gibi paydaşlarla birlikte yürütülen çalışmaların önemine değinerek, yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli üretime yönelik tüm adımların güçlü bir şekilde desteklenmeye devam edeceğini ifade etti. Türkiye’nin ekonomik performansı hakkında çarpıcı veriler paylaşan Kacır, şu bilgileri aktardı:
“Yirmi üç yıl önce 36 milyar Dolar seviyesinde bulunan ürün ihracatımız, bugün 270 milyar Dolara yükselerek Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştı. İmalat sanayimizin katma değeri ise aynı dönemde 41 milyar Dolardan 241 milyar Dolara çıkarak önemli bir büyüme kaydetti. Savunma sanayiindeki sıralamamız dünya genelinde 21’incilikten 14’üncülüğe yükseldi. Bu süreçte hiçbir ülke Türkiye’nin önüne geçemedi. Özellikle askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada lider konumdayız.”
Bakan Kacır, Türkiye’nin Avrupa’daki lider konumunu da gözler önüne serdi. Ticari araç, güneş paneli, otobüs, düz cam, beyaz eşya, tekstil, ağaç ürünleri, çimento ve çelik üretiminde Avrupa’da birinci sırada yer aldığını belirten Kacır, alüminyum, seramik, plastik mamul, motorlu taşıtlar ve rüzgâr türbinleri kule komponentleri üretiminde ise Avrupa’nın önde gelen üreticileri arasında bulunduğunu kaydetti. Çin’den sonra Avrupa ortasına kadar uzanan geniş kuşakta Türkiye’nin, gerek rekabetçi şekilde ihraç ettiği ürün sayısı gerekse rekabetçi şekilde ihracat yaptığı ülke sayısı açısından en güçlü ihracat kabiliyetlerine sahip ülke olduğunu sözlerine ekledi.
Sanayi üretim endeksi verilerine de değinen Bakan Kacır, pandemi öncesi döneme kıyasla Almanya’da halen yüzde 11,5, İtalya’da yüzde 5,5, Fransa’da ise yüzde 3 daha düşük seviyelerde seyrettiğini aktardı. Bu ülkelerde sanayi üretiminin halen 2020 yılı Ocak ayı seviyesini yakalayamadığına dikkat çeken Kacır, Türkiye’de ise aynı dönemde sanayi üretiminin yüzde 26,5 oranında yükseldiğini ifade etti. Bu ivmenin devam edeceğine olan inancını dile getiren Bakan, Millî Teknoloji Hamlesi yolculuğunda inşa edilen devasa Ar-Ge ve inovasyon altyapısının bu başarının temelini oluşturduğunu vurguladı. Özel sektör bünyesinde bin 700’ü aşkın Ar-Ge ve Tasarım Merkezi ile 113 teknoparkta 12 bin’den fazla firmanın inovasyon odaklı çalışmalar yürüttüğünü belirten Kacır, kapsamlı teşvikler neticesinde 23 yılda Ar-Ge harcamalarının 1,2 milyar Dolardan 19,9 milyar Dolar seviyesine taşındığını ve Ar-Ge insan kaynağı havuzunun 11 kat artarak 310 bin kişiye yükseldiğini açıkladı. Yatırım dostu uygulamalar ve sürekli güncellenen teşvik destek mekanizmaları sayesinde Türkiye’nin yüksek teknolojinin üretim üssü rolünün pekiştirildiğini sözlerine ekledi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sanayinin gelecek vizyonuna ilişkin detayları paylaşarak, üretim altyapısını yüksek teknoloji odaklı güçlendirmeye devam edeceklerini ifade etti. Kacır, yüksek teknoloji üretimini ivmelendirirken, diğer tüm sanayi sektörlerini de bu yolculuğa dâhil ederek hiçbir sektörün ihmal edilmeyeceğini belirtti. Bakan, günümüz ekonomik koşullarında sadece üretmenin yeterli olmadığını, katma değerli üretim, marka değeri, tasarım, Ar-Ge ve inovasyon ile rekabet gücü elde etmenin sektörlerin geleceği için en önemli unsurlar olduğunu vurguladı.
Mevcut durumda 91 Ar-Ge merkezi ve 74 tasarım merkezini Bakanlık olarak desteklediklerini aktaran Kacır, önümüzdeki dönemde tasarım, Ar-Ge, inovasyon ve markalaşma süreçlerini çok daha yoğun bir şekilde hızlandırarak sektörlerin daha yüksek katma değerli ürünler üretip ihraç etmelerini sağlayacaklarını dile getirdi.
Kacır, tüm sanayinin gelecek 30 yılının yol haritası niteliğindeki “Sanayi Alanları Master Planı”nın titizlikle hazırlandığını açıkladı. Bu kapsamlı programla, 81 ilin topyekûn kalkınmasını sağlayarak, planlı sanayi alanlarının büyüklüğünü 155 bin hektardan 5 yıl içinde 350 bin hektara çıkaracaklarını belirtti. Sanayi tesislerinin yoğunluğunu Marmara Bölgesi’nden Anadolu’nun dört bir yanına dengeli biçimde yayarak, bölgesel sıkışmayı ortadan kaldıracak ve üretim gücünü ülke sathına yaygınlaştıracak sağlam bir yapıya kavuşacaklarını söyledi. Halihazırda Türkiye’deki sanayi üretiminin Marmara, Ege, İç Anadolu ve Doğu Akdeniz’de yoğunlaştığını ve toplam imalat sanayi katma değeri içindeki payının yüzde 87 olduğunu vurgulayan Kacır, yaklaşık 25 şehrin sanayi katma değerinin neredeyse yüzde 87’sini oluşturduğuna dikkat çekerek, bu dağılımı önümüzdeki dönemde çok daha dengeli bir düzeye taşıyacaklarını ve istihdamı, üretimi ve kalkınmayı tüm illerde daha eşit şekilde sağlayacaklarını ifade etti.
Son yıllarda ülke genelinde sağlanan huzur ikliminin yatırımcının önünü açtığını ve güven ortamını tahkim ettiğini belirten Bakan Kacır, 2015-2025 dönemi arasındaki verilere göre hedeflenen istikamette önemli bir mesafe kat edildiğini aktardı. İmalat sanayi istihdamında Marmara Bölgesi’nin payının 2015 yılında yüzde 51,1 iken 2025 yılında yüzde 45,2’ye gerilediğini, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ise bu oranın yüzde 4,5’tan yüzde 7,7’ye, İç Anadolu Bölgesi’nde yüzde 13,9’dan yüzde 15,3’e yükseldiğini örnek gösterdi. Bu alandaki ivmeyi hızlandırmak adına Samsun-Mersin, Balıkesir-Şırnak, Sivas-Iğdır ve Trabzon-Şırnak olmak üzere dört yeni sanayi koridoru oluşturulacağını duyurdu. Master Plan’ın birinci faz çalışmaları kapsamında Samsun-Mersin aksında 16 yeni yatırım alanı belirlendiğini ve mevcut Organize Sanayi Bölgelerinin ortalama 11 katı büyüklüğe ulaşan bu alanlarda mega endüstriyel bölgeler inşa edileceğini ifade etti. Tamamlanmış altyapısı, sosyal donatıları, akıllı ve yeşil üretim üsleri ile bu bölgelerin yatırımcının hizmetine sunulacağını, ayrıca mevcut organize sanayi bölgelerinin de yeni yollarla limanlara bağlanarak lojistik maliyet avantajları sağlanacağını dile getirdi.
Bakan Kacır, konuşmasının sonunda MÜSİAD’ın Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmada kilit bir ortak olduğunu belirterek, tüm dünyanın ticari ve ekonomik seyrinin yeniden belirlendiği bu süreci yeni bir fırsat penceresi olarak gördüklerini söyledi. Yirmi üç yılda yakalanan güçlü siyasi ve ekonomik istikrarla, karşılaşılan her zorluğun fırsata ve avantaja çevrilebilecek kabiliyete ve güçlü bir altyapıya sahip olunduğunu vurguladı. Ülkesine inanan, güvenen, yatırım yapan, istihdam sağlayan her adımın en büyük destekçisi olmaya devam edeceklerini ve MÜSİAD’ın bu yolda öncü rolünü sürdüreceğini ifade etti.
Lansmanda bir değerlendirme de MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir’den geldi. Özdemir, 2025 yılının Türkiye ekonomisi açısından dezenflasyon sürecini, mali disiplini ve üretim kapasitesini test eden ve tahkim eden politikaların öne çıktığı bir yıl olduğunu belirtti. Gelecek yıla ilişkin öngörülerini paylaşan Özdemir, 2026 yılının Türkiye ekonomisi için yapısal reformların belirleyici olmak zorunda olduğu kritik bir yıl anlamını taşıdığını dile getirdi.
Dünya dengesinin büyük bir ekonomik türbülansın ortasında olduğunu ve güç dengelerinin hızla değiştiğini vurgulayan Özdemir, buna bağlı olarak alışılagelmiş dünya ticaret düzeninin dramatik bir şekilde bozulduğunu kaydetti. Özdemir, meselenin sadece ucuz malların rekabeti ve dezenflasyon sürecine katkısı olmadığını, asıl meselenin Türkiye’nin üretim gücünü, istihdam kapasitesini ve stratejik ekonomik egemenliğini koruma meselesi olduğunu belirtti. Bu tablo karşısında kimi stratejik sektörlerde yerli üreticiyi ve sanayiciyi koruyucu tedbirler almanın artık kaçınılmaz hale geldiğini sözlerine ekledi.
Mevcut göstergelerin 2026 yılında Türkiye’nin yüzde 3,5 ila 4 bandında bir büyüme performansı sergileyebileceğini gösterdiğini aktaran MÜSİAD Genel Başkanı, “MÜSİAD olarak sanayi ve teknoloji ekosisteminin güçlenmesini yalnızca ekonomik bir gereklilik değil, Türkiye’nin stratejik geleceği olarak görüyoruz” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum Türkiye Yüzyılı Vizyonunun Milli Bir Program Olduğunu Dile Getirdi