Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomideki dalgalanmaların ve belirsizliklerin yoğunlaştığı bir dönemde, Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve gelecek hedefleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Doha Forum 2025’in “Şok Dalgaları ve Güvenlik Ağları: Kesinti Çağında Ticareti Yeniden Düşünmek” başlıklı panelinde konuşan Bakan Şimşek, özellikle enflasyonla mücadeledeki kararlılığın ve yapısal reformların ülkenin sürdürülebilir büyümesi için kritik olduğunu vurguladı.
Bakan Şimşek, Türkiye ekonomisinin son 2,5 yılda kaydettiği ilerlemeleri detaylandırarak, makroekonomik istikrar yolunda atılan adımlara dikkat çekti. Açıklamalarına göre, bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranının yüzde 3 seviyesine gerilediği ve borç stokunun GSYH’ye oranının yüzde 24’e düştüğü belirtildi. Şimşek, cari açığın büyük ölçüde ortadan kalktığını ifade ederken, son 2,5 yıllık süreçte brüt rezervlerin 120 Milyar Dolar artış gösterdiğini, kur korumalı mevduatın ise 140 Milyar Dolar azaldığını kaydetti. Bu veriler, Türkiye’nin mali disiplin ve dış dengede önemli kazanımlar elde ettiğini ortaya koydu.
Ekonomik büyümeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Şimşek, Türkiye’nin son 25 yılda ortalama yüzde 5,5 seviyesinde bir büyüme performansı sergilediğini ancak günümüzde büyüme oranının yüzde 3-4 civarında gerçekleştiğini belirtti. Şimşek, bu büyüme oranlarının “mütevazı ancak yönetilebilir” olduğunu dile getirirken, işsizlik oranının da tek haneli seviyelerde seyrettiğini ifade etti. Ekonominin en büyük sorunu olarak enflasyonu işaret eden Bakan Şimşek, bu alanda kaydedilen ilerlemeye dikkat çekerek, “Enflasyon yüzde 70’lerin ortasından yüzde 31’e indi ve tek haneye de inecek. Yani pek çok endişeyi giderdik” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Şimşek, elde edilen makroekonomik kazanımların kalıcı hale getirilmesi için yapısal dönüşümün elzem olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı’nın 2026 yılını “yapısal reformlar yılı” olarak ilan ettiğini anımsatan Şimşek, bu konuda oldukça iyimser olduğunu dile getirdi. Bu durum, Türkiye’nin orta vadede ekonomik yapısını güçlendirecek kapsamlı reformlara odaklanacağının önemli bir göstergesi olarak yorumlandı.
Dünyada değişen ticaret politikaları ve küresel ekonomideki parçalanma eğilimine değinen Bakan Şimşek, Türkiye’nin dış ticaret politikasının temel prensiplerini açıkladı. Türkiye’nin dış ticaretinin yaklaşık yüzde 80-85’inin kural bazlı bir çerçevede ilerlediğini belirten Şimşek, ihracatın yüzde 62’sinin ise serbest ticaret anlaşmalarının bulunduğu ülkelere yöneldiğinin altını çizdi. Türkiye’nin hizmet ihracatında dünyada ilk 20 ülke arasında yer aldığını vurgulayan Bakan, özellikle turizm destinasyonu olarak hizmet sektöründeki fazlanın sürdürülmesi hedefine dikkat çekti. Bu bağlamda, Türkiye’nin bölgede dijital hizmet ihracat merkezi haline gelmeyi amaçladığı da ifade edildi.
Bakan Şimşek, küresel ticaretteki parçalanmaya karşı en etkili panzehirin bölgesel entegrasyon olduğunu belirtti. “Kural bazlı ticareti tercih ediyoruz ve bu nedenle Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleriyle bir serbest ticaret anlaşması yapmak istiyoruz” diyen Şimşek, bölgesel iş birliğini güçlendirme niyetini ortaya koydu. Bu stratejinin bir parçası olarak, Basra Körfezi’ni Pekin’e ve Londra’ya bağlayacak yeni bir kalkınma yolu projesine bölgesel ortakların yatırım yapmaya ikna edilmeye çalışıldığını aktardı. Bu proje ile bağlantısallık, bölgesel entegrasyon, sanayi politikaları ve hizmet ihracatı gibi alanların birlikte ilerleyeceği öngörüldü.
ABD’nin gümrük tarifeleri ve ticaret gerilimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, özellikle ABD-Çin arasındaki tarife savaşının dolaylı etkilerinin önemli bir risk oluşturduğuna işaret etti. Asya’nın ticaret rotasında yaşanan değişimlere dikkat çeken Bakan, Türkiye’nin doğrudan tarifelerden ziyade, “tarifelerin dolaylı etkilerinden ve tarife kapsamı dışındaki engellerden endişe duyduğunu” ifade etti. Çinli muhataplarıyla yapıcı bir diyalog sürdürdüklerinin altını çizen Şimşek, ticaretteki bu tür gelişmeler karşısında hiçbir ülkenin tamamen bağışıklık sahibi olamayacağını vurguladı. “Türkiye gibi ekonomiler için dolaylı etkiler çok daha belirgin, zira dünyanın 14’üncü büyük üretim üssüyüz” sözleriyle ülkenin bu tür küresel dalgalanmalara karşı kırılganlığını dile getirdi.
Özellikle emek yoğun sektörlerde üretimin coğrafyasının değiştiğini belirten Şimşek, Türkiye’nin bu dönüşümden etkilenen kesimlere nasıl destek verebileceğine odaklandığını aktardı. Bu çerçevede, lojistik yatırımları, akıllı maliye politikaları ve bu tür bozulmalara karşı hızlı çözümler geliştirmenin büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Bakan Şimşek, uzun vadeli refahın anahtarı olarak verimlilik artışı ve iş gücünün etkin kullanımını gösterdi. Demografinin iş gücü açısından artık küresel ekonominin lehine olmadığını ve birçok ülkenin hâlâ yüksek borçlulukla karşı karşıya bulunduğunu vurgulayan Şimşek, geriye kalan en gerçekçi yolun verimliliği artırmak olduğunu kaydetti. Bunun da kaynakların daha üretken alanlara ve teknolojiye yönlendirilmesini gerektirdiğini belirterek, sürdürülebilir büyüme ve refah için inovasyon ve verimlilik odaklı politikaların önemine dikkat çekti.
Cevizlibağ’da Metrobüs Durağında Bayılan 14 Yaşındaki Genç Kız Metrobüsün Altında Kaldı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.