a
  • Tek Sayfa Haber
  • Gündem
  • CHP Hakkında Suç Örgütü Finansmanı Ve Kişisel Veri İhlali İddiaları Yargıtay’a Taşındı

CHP Hakkında Suç Örgütü Finansmanı Ve Kişisel Veri İhlali İddiaları Yargıtay’a Taşındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca CHP ile ilgili Yargıtaya gönderilen yazıda, yapılan tespitler doğrultusunda demokratik siyasi hayatın vazgeçilmezi olan...

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bünyesindeki “Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü”ne yönelik yürüttüğü geniş kapsamlı soruşturma neticesinde, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile ilgili kritik tespitlerini içeren bir yazıyı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletti. Söz konusu yazıda, CHP’nin eylemlerinin Anayasa’nın 68 ve 69. maddeleri ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 101. ve devamı maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi talep edildi.

CHP’deki “Para Sayma Görüntüleri” Ve Rüşvet İddiaları Soruşturması

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve “CHP’de para sayma görüntüleri ve para kuleleri” olarak bilinen video kayıtları üzerine başlatılan soruşturmaya dikkat çekildi. Bu soruşturma kapsamında, 105’i tutuklu olmak üzere toplam 407 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamenin detayları aktarıldı. Tahkikat sonucunda, dosyadaki şüpheliler hakkında “Siyasi Partiler Kanunu’na muhalefet” suçu isnadıyla kamu davası açıldığı belirtildi.

Soruşturma derinleştikçe, kamu görevlilerinin kurdukları iddia edilen bir “sistem” dahilinde iş sahipleri ve iş insanlarından rüşvet aldıkları, onları para vermeye zorladıkları yönündeki ciddi iddialar da yazıda yer buldu. Bazı iş insanlarıyla iş birliği yaparak haksız kazanç sağlandığı, “piyon” olarak nitelendirilen kişiler aracılığıyla alım satımlar yaparak suçtan elde edilen paranın aklandığı ve bu “sistem”e dahil edildiği öne sürüldü. Ayrıca, para transfer ve tahsilat süreçlerinde “gizli kasa” tabiriyle anılan sivil kişilerin kullanıldığı iddiaları üzerine resen soruşturma başlatıldığı da vurgulandı.

CHP İstanbul İl Başkanlığı Binasının Edinilmesi Süreci

Başsavcılık yazısında, soruşturma kapsamında tanık olarak dinlenen ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişilerin beyanlarına geniş yer verildi. Bu beyanlarda, suç gelirleriyle satın alındığı tespit edilen ve el konulması istenen CHP İstanbul İl Başkanlığı olarak kullanılan binanın edinilmesi süreci detaylandırıldı. Yazıda, olayın yaşandığı tarihte şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun satın alma işlemlerini organize ettiği, görüntülerde dönemin CHP Meclis üyesi Fatih Keleş’in valizlerle suçtan elde edildiği anlaşılan paraları getirdiği ve 2020 yılı itibarıyla CHP İstanbul İl Başkanlığında Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapan Mustafa Can Poyraz’ın da bu görüntülerde yer aldığı belirtildi.

Soruşturma ifadelerinde, CHP’li belediyeler tarafından yönetilen Beşiktaş, Şişli, Beylikdüzü, Ataşehir, Kartal ve Maltepe Belediyelerinin temin ettiği, ancak kaynağı belirsiz olduğu iddia edilen paraların ve “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” tarafından iş insanlarından sağlandığı belirtilen suç gelirlerinin, İstanbul ili Sarıyer İlçesi Ayazağa Mahallesi 7752 ada 2 parselde bulunan ve CHP İstanbul İl Başkanlığı binası olarak kullanılan taşınmazın 11 Aralık 2019 tarihinde CHP tüzel kişiliğine geçirilmesinde kullanıldığı öne sürüldü.

Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Şekilde Kullanımı İddiaları

Başsavcılık yazısında, soruşturmanın önemli bir boyutu olan kişisel verilerin hukuka aykırı kullanımı konusundaki tespitlere de yer verildi. Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) tarafından hazırlanan rapora göre, İBB Bilgi İşlem Daire Başkanlığınca yapılan ihale sonucunda geliştirilen “İstanbul Senin” uygulamasını kullanan 4,7 milyondan fazla kişinin verilerinin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) onayı olmaksızın Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya Federal Cumhuriyeti’ne gönderildiği tespit edildi.

Ayrıca, saha ve reklam ekiplerinin kullanımına sunulmak üzere İBB hizmetlerinden faydalanan vatandaşların dilek ve şikayetlerinin alınması amacıyla kurulan “İBB Hanem” isimli proje üzerinde yapılan incelemelerde de çarpıcı bulgulara rastlandı. Uygulamanın çalıştığı sunucu üzerinde 11 milyon 360 bin 412 vatandaşa ait olduğu tespit edilen kimlik, adres, telefon numaraları ve sandık bilgilerini içeren kişisel verilerin, 08 Kasım 2023 tarihinde özel bir firmaya e-posta olarak gönderildiği belirlendi.

Yazıda, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), CHP’nin talebi üzerine verdiği kararla güncel yurt içi ve yurt dışı seçmen kütüklerini CHP Genel Merkezi’ne gönderdiği belirtilerek, bu verilerin hukuka aykırı şekilde kullanıldığına ilişkin iddialar detaylandırıldı. Yazıya göre, Yüksek Seçim Kurulu tarafından temin edilen güncel yurt içi ve yurt dışı seçmen kütükleri verilerinin, CHP’de yetkili olmayan örgüt üyesi şüpheliler Melih Geçek ve Naim Erol Özgüner’e hukuka aykırı olarak verildiği tespit edildi. Bu şüphelilerin, “güncel yurt içi ve yurt dışı seçmen kütüklerine” İBB üzerinden temin ettikleri başkaca kişisel verileri işleyerek 2024 yerel seçim çalışmalarını manipüle etmek için kullandıkları ifade edildi.

Başsavcılık yazısında, YSK’nın siyasi partilere sağladığı sandık veya seçmen verilerinin, yalnızca seçim işleyişini sağlamak ve sandık güvenliğini temin etmek amacıyla kullanılabileceği hatırlatılarak şu ifadeler kullanıldı:

“Bu verilerin, adaylarla paylaşılması, ‘mutfak verileri’ (yani seçmen eğilim analizleri, psikografik hedefleme ve benzeri) ile birleştirilmesi ve seçmeni manipüle etmeye yönelik mikro-hedefleme çalışmaları için kullanılması, seçim ilkelerine, seçim güvenliğine ve halk iradesine müdahale niteliğinde olup, devletin demokratik yapısını zedeleyici bir eylemdir.”

Anayasa Ve Siyasi Partiler Kanunu Çerçevesinde Değerlendirme Talebi

Anayasa’nın 68. maddesi uyarınca siyasi partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olduğu, ancak faaliyetlerinin Anayasa ve kanun hükümlerine uygun olmasının zorunlu kılındığına dikkat çekilen yazıda, Anayasa’nın 69. maddesi ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 101. ve devamı maddelerinin, siyasi partilerin demokratik ve anayasal düzeni ihlal eden, suç gelirleriyle finanse edilen veya hukuka aykırı yollardan elde edilen mal varlıklarını parti tüzel kişiliğine mal eden eylemlerinin temelli kapatma sebebi olduğunu açıkça düzenlediği belirtildi.

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmalar kapsamında elde edilen etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişilerin beyanları, banka dekontları ve tanık ifadeleri ile rüşvet gelirlerinin CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasında kullanıldığı tespit edildiği vurgulandı. Benzer şekilde, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ve 38. Olağan İstanbul İl Kongresi seçimlerinde delegelerin oy tercihlerini suç örgütünün desteklediği adaylar lehine kullanmaları için maddi menfaat sağladıkları ve vaatte bulunduklarına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar neticesinde kamu davaları açıldığı bilgisi paylaşıldı.

CHP Tüzel Kişiliğinin Sorumluluğu İddiası

Yazıda, bahsedilen soruşturmalar kapsamında partili bazı yöneticilerin suç örgütü elebaşı şüpheli Ekrem İmamoğlu ile birlikte organize şekilde hareket ederek örgütün suçtan elde ettiği kazançla parti yönetimini şekillendirdiğine ilişkin değerlendirmeye yer verildi. Bu kapsamdaki eylemlerinin süreklilik arz ettiği, suçtan elde edilen menfaatin bir kısmının parti faaliyetlerinde kullanıldığı hususları göz önüne alındığında, CHP tüzel kişiliğinin sorumlu olduğunun anlaşıldığı ifade edildi.

Başsavcılık, genel değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:

“Seçim çalışmaları için kamu kaynaklarının suistimal edildiği, suç gelirlerinin parti üst yönetiminin bilgisi ve onayıyla bir havuza (sistem) aktarıldığı, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişi beyanlarıyla rüşvet ağının itiraf edildiği, parti tüzel kişiliği için satın alınan bina bedelinin kaynağına ilişkin para akışlarının belgelenmediği ve bu paraların suç geliri olduğunun parti üst yönetimince de bilindiğinin tanık anlatımlarıyla anlaşıldığı.”

Yazının devamında, CHP’nin suçtan kaynaklanan gelirlerle partiye mal varlığı kazandırdığı, bu gelirlerle seçim çalışmaları yürüttüğü ve bu fiillerin parti organları tarafından bilinçli, sistematik ve süreklilik arz edecek biçimde gerçekleştiğinin tespit edildiği belirtildi.

Ayrıca, USOM raporu uyarınca yapılan tespitlerle 11 milyon 360 bin 412 vatandaşın güncel yurt içi ve yurt dışı seçmen kütük verilerinin CHP tüzel kişiliğinden hukuka aykırı şekilde yayıldığı ve bu verilerin üzerine seçmenlere ait başka kişisel verilerin işlendiği, bu verilerle de CHP İstanbul il örgütü tarafından seçim çalışmalarının yürütüldüğü vurgulandı. Bu suretle demokratik siyasi hayatın vazgeçilmezi olan seçimlerin manipüle edilmeye çalışıldığı, bu eylemlerin parti organları tarafından bilinçli, sistematik ve süreklilik arz edecek bir biçimde yürütüldüğünün anlaşıldığı kaydedildi.

Soruşturma dosyası kapsamında yapılan tespitler ışığında, CHP’nin ülke genelinde ve yerelde gerçekleşen seçimlerin güvenilirliğini, seçmenin iradesini ve demokratik düzeni etkilemeye yönelik sistematik ve süreklilik arz edecek şekilde müdahalede bulunduğu anlaşılmakla, CHP hakkında Anayasa’nın 68 ve 69. maddeleri ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 101. ve devamı maddeleri uyarınca gereğinin takdir ve ifası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından talep edildi.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Sağlık Hizmetleri Tanıtım Ve Bilgilendirme Yönetmeliği Resmi Gazetede Yayımlandı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.