Türkiye’nin araç parkı, son yıllarda dikkat çekici bir büyüme kaydetti. 2020 yılında 24,2 milyon seviyesinde olan araç sayısı, bugün 33 milyona yaklaşarak sektörde önemli bir dinamizm yaratmıştır. Bu hacim, yıllık ortalama 300 Dolar tutarındaki parça ihtiyacı ile birleştiğinde, yedek parça pazarında 2,7 milyar Dolarlık ek bir potansiyelin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yedek parça ve otomotiv satış sonrası hizmetleri sunan Motor Aşin şirketinin verilerine göre, ortalama bir araç yılda 250 ile 350 Dolar arasında yedek parça gereksinimi duymaktadır. Bu durum, pazarın toplam büyüklüğünü yaklaşık 10 milyar Dolar seviyesine çıkarmaktadır. Gelinen noktada, Türkiye’deki araç parkının %1’ini ise elektrikli araçlar teşkil etmektedir.
Motor Aşin CEO’su ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) Kara Taşıtları, Yedek Parçaları ve Ekipmanları Meslek Komitesi Başkanı Saim Aşçı, sektördeki dönüşüme dikkat çekerek önemli açıklamalarda bulundu. Aşçı, “Egzoz, debriyaj, yağ filtresi gibi geleneksel parçalara olan talep azalırken, batarya, inverter, elektronik modül gibi parçalarda %80’i aşan talep artışı gözleniyor. 2030’da bu oranın %15’e çıkmasıyla birlikte bu değişimin daha da hızlanacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı. Bu değerlendirmeler, elektrikli araç teknolojilerinin yaygınlaşmasının, yedek parça tedarik zincirinde köklü değişiklikleri beraberinde getirdiğini gözler önüne serdi.
Türkiye’de 1970’li yıllarda yedek parça ve servis sektörünün, tamamen mekanik dayanıklılık prensipleri etrafında şekillendiğini kaydeden Aşçı, o döneme ilişkin karşılaştırmalarda bulundu. Aşçı, “O yıllarda sektörün gündeminde yağ filtresi kalitesi, krank mili ömrü, jant balansı, karbüratör ayarı gibi tamamen mekanik konular vardı. O dönemin usta–çırak geleneği, yerli üretimin gelişimi için de büyük rol oynamış, sanayide el emeği, tecrübe ve pratik bilgi esas alınmıştı. Bugün ise tablo tamamen değişmiş durumda. Günümüzün yedek parça sektörü, batarya hücre kimyası, inverter yazılımı, termal yönetim algoritması, yüksek gerilim güvenliği gibi dijitalleşmiş konuları konuşuyor. Ustanın yerini teknisyen, çıraklığın yerini sertifikalı eğitim aldı. Karbüratör ayarı tarih olurken, bugün servislerde batarya dengeleme kavramları öne çıkıyor” sözleriyle sektörün yaşadığı teknolojik evrimi vurguladı.
Elektrikli araçların yükselişine rağmen içten yanmalı motorlu araçların önemini koruyacağını belirten Saim Aşçı, benzinli, dizel ve hibrit araçlarda da yazılım teknolojisinin kritik bir noktaya ulaştığını aktardı. Aşçı, “İçten yanmalı araçlarda da yazılım verimlilik ve sürdürülebilirlik anlamında kritik bir görev alıyor. Ancak mekanik parçalar, sarf malzemeleri ihtiyacı da 2045 yılına kadar devam edecek. Ülkemizdeki elektrikli araç sayısı milyonlara ulaşsa da var olan benzinli ve dizel araçların bakım ihtiyacı sürecek” görüşünü paylaşarak, mevcut araç parkının bakım gereksinimlerinin uzun yıllar boyunca devam edeceğinin altını çizdi. Bu durum, otomotiv satış sonrası sektörünün yakın gelecekte hem yeni nesil teknolojilere hem de geleneksel ihtiyaçlara eş zamanlı olarak hizmet verme zorunluluğunu ortaya koymaktadır.
Motor Aşin’in 55 yıllık köklü geçmişine değinen Aşçı, bu süre zarfında 30 milyon adet parça satışına imza attıklarını ifade etti. Aşçı, “Otomotiv satış sonrası sektörü aynı zamanda Türkiye için sadece bir iş alanı değil, bir mühendislik hikayesidir. 1970’lerin emeğini 2030’un teknolojisiyle birleştirebilen firmalar, ülkemizi küresel tedarik zincirinde üst lige taşıyacaktır” değerlendirmesiyle, sektörün stratejik önemine ve gelecekteki potansiyeline vurgu yaptı.
Çimsa Yılın İlk Dokuz Ayında Net Satışlarını Yüzde 34 Reel Oranında Artırdı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.