Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Washington D.C.’deki kritik temasları kapsamında Beyaz Saray’da üst düzey Amerikalı ve Suriyeli yetkililerle bir araya geldi. Ziyaret, Suriye’deki barış ve istikrarın yanı sıra Gazze’deki insani kriz, Rusya-Ukrayna savaşı ve İran nükleer programı gibi bölgesel ve küresel meselelerin ele alındığı yoğun bir diplomasi trafiğine sahne oldu. Türkiye, ABD ve Suriye arasındaki iş birliği imkanları ve mevcut sorunlara çözüm bulma arayışları görüşmelerin temelini oluşturdu.
Bakan Fidan, Washington’a gerçekleştirdiği ziyaret çerçevesinde basın mensuplarına yaptığı açıklamalarda, ABD yönetimi tarafından Beyaz Saray’a davet edildiğini belirtti. Bu davetin, üst düzey Suriyeli bir heyetin ziyaretiyle aynı döneme denk geldiğini ifade eden Fidan, Beyaz Saray’daki görüşmelerde Türkiye’nin Suriye’ye ilişkin genel yaklaşımlarını ve ABD ile olası iş birliği alanlarını kapsamlı bir şekilde ele aldıklarını bildirdi. Görüşmelerde, Suriye’nin kalkınması, birliği, huzuru ve bölge güvenliği için atılabilecek adımlar üzerinde duruldu.
Fidan, Beyaz Saray’da Senatör Marco Rubio, üst düzey Suriyeli bir yetkili, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Tom Barrack’ın katılımıyla uzun süreli bir toplantı gerçekleştirdiklerini açıkladı. Bu toplantıya daha sonra Senatör JD Vance’in de katıldığı kaydedildi. Toplantılarda, özellikle Suriye’nin güneyindeki ve kuzeyindeki sorunlu bölgelerin daha etkin nasıl yönetilebileceği, Sezar Yasası (Caesar Act) ile ilgili çalışmalar ve bu konudaki pozisyonların detaylı bir şekilde değerlendirildiği aktarıldı.
Bakan Fidan, Suriye’deki mevcut sorunların dikkatle ele alınmaması durumunda ülkenin toprak bütünlüğünün tehlikeye girebileceği uyarısında bulundu. Fidan, “Gerek kuzeyi, gerek kuzeydoğusu, gerek güneyi. Buradaki problemler eğer dikkatle yönetilmezse, ülkenin tamamıyla bölgesel bütünlüğüne, toprak bütünlüğüne yönelik bir sıkıntının ortaya çıkma ihtimali var. Yani ülke giderek daha da parçalanmayla karşı karşıya kalabilir,” ifadelerini kullandı. Amerikalı yetkililerin bu endişeleri anladığını görmekten memnuniyet duyduğunu dile getiren Fidan, ülkenin bir ve bütün olması, tüm etnik ve dini grupların can ve mal güvenliğinin sağlanması, baskı altında kalmaması gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca, hiçbir grubun bölge için tehdit oluşturmaması gerektiği yönünde de ciddi görüş alışverişlerinde bulunulduğunu kaydetti.
Görüşmelerin ana gündem maddelerinden biri olan Sezar Yasası’nın Suriye ekonomisi üzerindeki etkileri detaylıca tartışıldı. Fidan, Suriye ekonomisinin yeniden ayağa kalkabilmesi için mevcut yaptırımların kalıcı olarak kaldırılmasına odaklanıldığını belirtti. Başkanlık yetkileriyle getirilen kısıtlı istisnaların yetersiz olduğunu vurgulayan Fidan, “Yasanın tamamıyla ortadan kaldırılıp tekrar Kongre’den geçirilerek başkanlık istisnalarına ihtiyaç duyulmayan bir noktaya getirilmesi gerekiyor,” dedi. Bu konuda Amerikan yönetiminin Kongre’ye yapıcı bir tavsiyede bulunmasının büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Bakan Fidan, Beyaz Saray’daki özel temsilcilerle Filistin, Rusya-Ukrayna ve İran konularında da ayrıntılı görüşmeler yaptığını bildirdi. Filistin dosyasında, Gazze’de kabul edilen ateşkesle ilgili aksayan sorunlar dahil birçok konunun ele alındığını söyledi. Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin olarak ise mevcut kritik eşikte neler yapılabileceği ve ABD ile bu konuda nasıl iş birliği yapılabileceği üzerinde duruldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konudaki görüşlerini ve atılabilecek adımları Amerikalı yetkililere ilettiğini aktaran Fidan, İran nükleer müzakerelerindeki ABD pozisyonunun ve bölgeyi yakından ilgilendiren bu konudaki adımların da değerlendirildiğini ifade etti.
Görüşmelerin önemli bir parçasını da Gazze’deki ateşkes süreci ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) karar taslağına ilişkin diplomatik çabalar oluşturdu. Bakan Fidan, açıklanan kapsamlı barış anlaşmasının aşamalarının hayata geçmesi için BMGK kararının önemine inanan birçok uluslararası aktör bulunduğunu belirtti. “Türkiye olarak barış planının bütün aşamalarının herkesin lehine olacak şekilde hayata geçmesini ve soykırımın durmasını, insani yardımların başlamasını bir numaralı önceliğimiz olarak görüyoruz,” diyen Fidan, bu konuda yöntem farklılıklarının olabileceğine dikkat çekti.
Türkiye’nin hassasiyetinin, uygulanabilir, tecrübelerini ve endişelerini yansıtan bir BMGK kararının ortaya çıkması olduğunu vurgulayan Fidan, şu anda devam eden tartışmalara ilişkin görüşlerini ve çekincelerini ilgili ülkelere ilettiklerini kaydetti. Türkiye’nin BMGK üyesi olmamasına rağmen, konuyu yakın ülkelerle ve Gazze Temas Grubu adı verilen sekiz ülkeli bir grupla sürekli olarak istişare ettiklerini ifade etti. Bu grubun 03 Kasım’da İstanbul’da bir toplantı gerçekleştirdiğini hatırlatan Fidan, uluslararası bir kararın BMGK’dan çıkacak temel parametreleri üzerine görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti. Farklı aktörlerin perspektiflerini bir araya getirmenin zorluklarına değinen Fidan, “Barış antlaşmasının ilerleyen aşamalarda hayata geçmesini de engelleyici bir metin olmamalı. Yani bir şey yapıyorum derken bir şeyi bozmamalı,” diyerek diplomatik metinlerin denge ve uzlaşma içermesi gerektiğini vurguladı.
Dışişleri Bakanı Fidan, Washington’daki temaslarında Gazze konusunda da çeşitli seviyelerde görüşlerini dile getirme fırsatı bulduğunu ve bu konudaki çalışmaların yakından takip edildiğini sözlerine ekledi.
Trump Şara Görüşmesi Sonrası Erdoğan’ın Suriye’deki Rolünü Vurguladı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.