a

PKK’nın Çekilme Süreci Türkiye’nin Kararlı Duruşuyla İlerliyor

Türkiye tarihi günlerinden birini daha yaşıyor. Terör örgütü PKK, mayıs ayında kendini feshettiği 12'nci Kongre'de alınan kararlar doğrultusunda yeni bir...

Terör örgütü PKK’nın Türkiye’den çekilme ve silah bırakma yönündeki son açıklamaları, ülke gündeminde geniş yankı uyandırdı. Uzman isimler, bu gelişmeyi siyasi ve stratejik boyutlarıyla değerlendirerek, sürecin başlangıcından bugüne kat edilen yolu ve geleceğe yönelik beklentileri analiz etti. Sürecin, Türkiye’nin kararlı mücadelesinin bir neticesi olduğu ve başarı hanesine yazılacak tek ismin Türkiye olduğu vurgulandı.

Sürecin Başlangıcı Ve Önemli Adımlar

Siyasi yorumcu Keleş, bu sürecin temellerinin yaklaşık bir yıl önce atıldığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 01 Ekim tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışında yaptığı “iç cepheyi tahkim etmek” vurgusu, ilk işaret fişeklerinden biri olarak değerlendirildi. Bu vurgunun ardından, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim tarihli grup toplantısında dile getirdiği sözler sürecin dönüm noktalarından biri oldu. Bahçeli, terör örgütü elebaşının tecridinin kaldırılması halinde Meclis’te DEM Parti grup toplantısında konuşma yapabileceği ve “Umut Hakkı”ndan yararlanmasının önünün açılması çağrısını yapmıştı. Keleş, bu çağrının, PKK’nın son açıklamasına giden sürecin ilk somut adımı olduğuna dikkat çekti.

Keleş, gelinen noktanın bir yıl öncesine göre önemli bir değişimi ifade ettiğini belirterek, “Bir yıl sonra geldiğimiz noktada terör örgütünün tamamen silah bırakmasına ve Türkiye’den geri çekilmesine şahit oluyoruz. Bu sürece kolay gelinmedi. İmralı ziyaretleri, arkasından devlet yetkililerimizle DEM Parti arasında yapılan görüşmeler derken en somut neticeyi biz 11 Temmuz 2024’te terör örgütünün Süleymaniye’de silah bırakma ve yakmasıyla gördük” ifadelerini kullandı. Bu adımın sembolik bir önem taşıdığı, ancak sürecin devamlılığı için atılan kilit bir başlangıç olduğu vurgulandı.

Suriye’deki Kritik Dönemeç Ve Örgütün Yapısı

Silah bırakma sürecinin Irak’ta devam ettiğinin altını çizen Keleş, bu süreçte Türkiye’nin devlet kurumları, Iraklı yetkililer ve bölgesel yönetimin de dahil olduğu geniş çaplı bir işbirliğinin önemine değindi. İmralı’dan gelen çağrının, örgütün tüm unsurlarıyla birlikte hem silah bırakması hem de kendisini lağvetmesi yönünde olduğuna işaret eden Keleş, bu çağrının ilk adımının Irak’ta gerçekleştiğini belirtti.

Ancak meselenin çok daha kapsamlı olduğunu vurgulayan Keleş, örgütün İran’da PEJAK kolu, Suriye’de SDG/PYD kolu ve Avrupa’da faaliyet gösteren uzantıları olduğunu hatırlattı. Irak’taki sürecin somutlaştığını ve bugün 50 ila 80 civarındaki terör örgütü mensubunun Türkiye’yi terk ettiğini ifade eden Keleş, asıl meselenin Suriye’de düğümlendiğini belirtti. PEJAK’ın hem İran’ın hem de Türkiye’nin ortak sorunu olduğuna dikkat çekilirken, Avrupa’daki sürecin zamana yayılabileceği öngörüsü paylaşıldı.

Öcalan’ın çağrısına itaat etmesi gereken esas meselenin Suriye’deki örgütlenmeler olduğunu belirten Keleş, burada önemli bir mutabakata değindi. Geçtiğimiz 10 Mart tarihinde örgüt elebaşı Mazlum Abdi ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara arasında imzalanan sekiz maddelik mutabakatın kritik olduğunu aktardı. Bu mutabakatın son maddesi, Aralık 2025 sonuna kadar örgütün Suriye’deki silahlı güçlerini Suriye devletinin ordusuna entegre etmesini, enerji kaynaklarını devlete devretmesini ve sınır kapılarının yine Suriye devleti yetkililerine devredilmesini öngörüyor. Keleş, bu nedenle önümüzdeki iki ayın son derece kritik olduğunu ve özellikle Aralık 2025’in yakından takip edilmesi gerektiğini çünkü sekiz maddenin hayata geçip geçmeyeceğinin bu ay netleşeceğini belirtti.

Dış Ve İç Sabotaj Girişimleri Uyarısı

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Sözcüsü Ömer Çelik’in kararın açıklanmasının ardından yaptığı açıklamada yer alan dış güçler kaynaklı sabotaj girişimleri vurgusunu hatırlatan Keleş, bu tür girişimlerin süreci sekteye uğratma potansiyeli taşıdığını ifade etti. Keleş, “Terörsüz Türkiye sürecinin sekteye uğraması için içeriden ve dışarıdan bazı çevrelerin zaman zaman sabote etmeye çalıştıkları, bazı marjinal grupların sokaklara inerek bu süreci engellemeye gayret ettikleri gözlendi” dedi. Bu bağlamda, siyasi alanda söylemlere dikkat edilmesi ve örgüte yakın medya organlarının dillerini düzeltmeleri gerektiği, böylece sürecin sağ salim sonuca ulaşabileceği uyarısında bulunuldu.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de yaptığı açıklamada, “Sürecin her türlü provokasyondan korunması için azami dikkat gösterilmelidir. Yakın bölgemizde gelişen kaos siyasetlerinin arkasındaki odakların, siyasi, istihbari ve fiili sabotaj girişimlerinin farkındayız. Bunlara karşılık kararlılıkla yol haritasını işletiyoruz” ifadeleriyle sürecin hassasiyetine dikkat çekmişti.

Türkiye’nin Kararlı Terörle Mücadelesi Ve “Üçüncü Göz” Vurgusu

Ömer Çelik’in CNN Türk yayınında kullandığı “üçüncü göz olmayacak” sözlerini de değerlendiren Keleş, terörle mücadelenin Türkiye’nin tek başına yönettiği bir süreç olduğunu vurguladı. 1984 yılından bu yana verilen sayısız şehit ve gaziye rağmen Türkiye’nin mücadelesinden bir adım bile geri çekilmediğini belirten Keleş, “Eğer şu anda biz ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinden bahsediyorsak, bu 41 yıldır verilmiş olan mücadelenin bir neticesidir. Biz burada başkalarına rağmen, o terör örgütüne destek veren devletlere rağmen bu mücadeleyi sürdürdük ve bu noktaya getirdik” şeklinde konuştu.

Keleş, Türkiye’nin özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından net bir duruş sergilediğini hatırlattı: “Ya silahlarınızı teslim edersiniz veya silahlarınızla birlikte gömülürsünüz.” Bu cümlenin geçerliliğini koruduğunu ve Türkiye’nin terör örgütüne destek verenlere rağmen bu aşamaya geldiğini dile getiren Keleş, kararlı duruş neticesinde terör örgütünün de bir yere varamayacağını görerek silahlarını bıraktığını ve kendisini lağvettiğini aktardı. Keleş, başka aktörlerin sürece müdahil olması durumunda bu günlere ulaşmanın çok daha zor olacağını, zira “üçüncü göz” varlığının atılacak adımları sekteye uğratacak teşebbüslere yol açacağını ifade etti.

Başarı Türkiye’nin Hakkıdır

Gelinen noktada birinin hanesine başarı yazılacaksa bunun sadece Türkiye’nin hakkı olduğunun altını çizen Keleş, sözlerini şu şekilde noktaladı: “Gelinen nokta ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine ulaşmak için kritik bir aşamaydı. Bundan sonra ‘Terörsüz Türkiye’ hedeflerine adım adım daha fazla yaklaştığımızı söyleyebiliriz. Yeter ki burada iyi niyet ve bu hedefe inanmış olumlu adımlar devam etsin. Umarım tez zamanda biz terörsüz bir Türkiye’ye ve terörsüz bir bölgeye tamamen kavuşmuş olacağız.”

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

İstanbul’da Nilay Kotan Vahşi Saldırıyla Sokak Ortasında Öldürüldü

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.