a

Üç Kişinin Öldüğü Kazada Sürücü Kim Tartışması Yargıtay’da Son Bulacak

Ankara Kızılcahamam'da, Çerkeş Tüneli çıkışında 2.5 yıl önce meydana gelen kazada 1'i çocuk 3 kişi öldü, 4 kişi yaralandı. Kazanın ardından başlatılan soruşturma, Türkiye’de benzeri az görülen bir adli sürece dönüştü. “Sürücü kimdi?” sorusu davayı çıkmaza soktu. Tanıklar çelişti, Adli Tıp sürücü olarak Emre İrez’i işaret etti, mahkeme ise ilk tanık ifadelerine göre Hakan Canpolat’a 16 yıl hapis cezası verdi. Emre İrez ve Hakan Canpolat’ın olay öncesine ait araç içindeki güvenlik kamera görüntüleri de ortaya çıktı. Yargıtay’ın onadığı dosyada gözler şimdi nihai karara çevrildi

Ankara’da 04 Haziran 2023 tarihinde, saat 10.51 sularında Kızılcahamam-Çerkeş Tüneli’nin çıkışında meydana gelen feci trafik kazası, ardında karmaşık bir hukuk mücadelesi bıraktı. Akıllara durgunluk veren olayda, biri çocuk olmak üzere üç kişi hayatını kaybederken, dört kişi de yaralandı. Kaza, Ankara ve İstanbul plakalı iki otomobilin kafa kafaya çarpışmasıyla gerçekleşti.

Edinilen bilgilere göre, Habertürk muhabiri Mustafa Şekeroğlu’nun özel haberinde aktarıldığı üzere, çarpışmanın şiddetiyle her iki araç da kullanılamaz hale geldi. Kazada 30 yaşındaki Mehtap Ayancık, 8 yaşındaki Irmak Ayancık ve 32 yaşındaki Fatih Erkış yaşamlarını yitirdi. Habip Eser, Habibe Eser, Fatmanur Vurgun ve Emre İrez ise yaralı olarak kurtarıldı.

Kaza Sonrası Başlayan Esas Tartışma: Sürücü Kimdi

Kazaya ilişkin hemen başlatılan soruşturmada, olayın nasıl meydana geldiği detaylı bir şekilde incelenmeye başlandı. İlk tespitlere göre, olay günü saat 10.51’de Kızılcahamam–Çerkeş tünel çıkışında seyreden 34 plakalı otomobil, iddialara göre direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı şeride geçti. Kontrolden çıkan araç, 06 plakalı aile otomobiline hızla çarptı. Çarpışma sonucunda 06 plakalı aracın sürücüsü Fatih Ayancık, çocuk yolcu Irmak Ayancık ve yolcu Mehtap Ayancık olay yerinde yaşamlarını yitirdi. Ancak kazanın esas karmaşıklığı, 34 plakalı aracın sürücüsünün kim olduğu sorusu etrafında şekillendi. Hastaneye kaldırılan Hakan Canpolat ve Emre İrez isimli iki yaralı, bu davanın ana odak noktası haline geldi.

Olay Yeri İncelemesinden İlk Bulgular

Kaza sonrasında olay yerine intikal eden itfaiye, sağlık ve jandarma ekiplerinin ifadeleri soruşturma dosyasına dahil edildi. Bu ifadeler, sürücü tartışmasında önemli ipuçları sundu. Üç ayrı itfaiye ekibi, olay yerine vardıklarında 34 plakalı aracın sürücü koltuğunun boş olduğunu belirtti. İtfaiye görevlileri, “Sürücü koltuğu boştu. Emre İrez, sağ ön yolcu kısmında torpido altında sıkışmıştı. Hakan Canpolat ise aracın dışındaydı, dolaşıyordu” şeklinde beyanda bulundular.

Ambulans ekibinin raporunda ise “Sürücü koltuğunda kimse yoktu, bilinci kapalı Emre İrez sağ ön koltukta bulundu” ifadeleri yer aldı. Jandarma personeli Batuhan Y. ise, “Olay yerine vardığımızda sol şoför kapısı açıktı, Hakan aracın dışındaydı. Emre sağ tarafta torpido ile kapı arasında sıkışmıştı” şeklinde tanıklık etti. Bu ilk ifadeler, aracın sürücüsünün Emre İrez olamayacağı yönünde güçlü bir delil olarak savunma makamınca sunuldu.

Yüksek Alkol Oranları Ve Güvenlik Kamerası Kayıtları

Hastaneye kaldırılan Hakan Canpolat ve Emre İrez üzerinde yapılan kontrollerde her ikisinin de aşırı derecede alkollü olduğu tespit edildi. Raporlara göre, Hakan Canpolat’ın kanında 2.9 promil, Emre İrez’in kanında ise 2.19 promil alkol saptandı. Bu oranlar, yasal sınır olan 0.50 promilin oldukça üzerindeydi.

Sanık Hakan Canpolat’ın avukatları, Kızılcahamam–Çerkeş tünel çıkışına ait kamera görüntülerinde direksiyonda Emre İrez’in, sağ ön koltukta ise Hakan Canpolat’ın bulunduğunu iddia etti. Ayrıca tünel çıkışındaki Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kayıtları da bu iddiayı destekler nitelikte sunuldu.

Bu iddialar üzerine olay öncesine ait güvenlik kamera görüntüleri de soruşturma dosyasına eklendi. Savunmada sunulan kamera ve PTS kayıtlarına göre, kazadan yaklaşık bir saat önce, saat 09.04.48’de Kızılcahamam yolu çıkışında direksiyonda görülen kişinin Emre İrez olduğu belirlendi. Daha da önemlisi, kazadan sadece 15 saniye öncesine ait Çerkeş–Kızılcahamam Tüneli çıkışı PTS kayıtları da dosyaya sunuldu. Bu kayıtlara göre, kaza noktasına 250 metre kala, saat 10.50.47’de direksiyonda Emre İrez’in oturduğu öne sürüldü. Kayıtlarda Emre İrez’in beyaz gömlekli, Hakan Canpolat’ın ise yolcu koltuğunda koyu renk kıyafetli olduğu görüldü. Tünelden çıktıktan saniyeler sonra, saat 10.51.00’de feci kaza gerçekleşti.

Kritik Bilimsel Delil: Hava Yastığı Dna Analizi

Kazadan sonra araç içinden alınan biyolojik örnekler, davanın seyrini değiştirecek en kritik bilimsel delillerden birini oluşturdu. Jandarma Kriminal Laboratuvarı’nda yapılan detaylı incelemede, sürücü tarafındaki hava yastığından alınan kan ve doku örneklerinin tamamının Emre İrez’e ait olduğu kesin olarak tespit edildi. Bu bulgu, çarpışma anında direksiyonun arkasında oturan kişinin hava yastığıyla temas eden kişi olduğu ihtimalini ciddi şekilde güçlendirdi.

Mahkemedeki Tanıklıklar Ve Uzman Raporları

Mahkemede “sürücü kimdi?” sorusuna yanıt aramak amacıyla yeni tanık ifadeleri alındı. Olay yerine intikal eden 2 jandarma personeli tanık olarak dinlendi. Jandarma görevlisi Barış T., 16 Ocak 2024 tarihli beyanında, “Emre’nin üzerinde uzun kollu beyaz renkli gömlek vardı. Kamera görüntülerini bizzat ben izledim. Görüntülerde aracı kullanan kişinin üzerinde açık renkli bir kıyafet görünüyor, sağ ön yolcu koltuğundaki kişinin üzerindeki kıyafet ise koyu renkli olarak görülüyor. Bu nedenle aracı kullanan kişinin Emre olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda direksiyondan alınan svap ve DNA örnekleri de Emre’ye ait çıkmıştır, çarpmanın etkisiyle Emre’nin sağ tarafa savrulduğunu tahmin ediyorum” şeklinde konuştu.

Diğer tanık jandarma görevlisi İsmet G. ise beyanında, “Emre çarpmanın etkisiyle sağ tarafa savrulmuş olabilir” diyerek Barış T.’nin savrulma ihtimali üzerindeki görüşünü destekledi.

Sürücünün kimliğini bilimsel olarak belirlemek amacıyla, 24 Temmuz 2024 tarihinde tüm tutanaklar Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilerek incelenmesi talep edildi. Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 7 sayfalık uzmanlık raporunda, kazanın oluş şekli ve araç içindeki yaralanmaların dağılımına ilişkin kritik değerlendirmeler yer aldı. Raporda özellikle Emre İrez’in yaralanma tipi, hava yastığı bulguları ve çarpma mekanizması üzerinden yapılan analizler öne çıktı. Raporda şu tespitler yapıldı: “Sürücü hava yastığından alınan DNA örnekleri Emre İrez ile eşleşti. Adli Tıp’a göre yolcu koltuğunda bulunan bir kişinin çoğu kazada baş-boyun travması yaşaması beklenirken, Emre’nin esas darbeyi göğüs-alt ekstremite bölgesinde almış olması ‘sürücü konumuyla uyumlu’ bulundu.”

Sanıkların Beyanları Ve Yerel Mahkeme Kararı

Yargılama süreci boyunca, her iki şüpheli de aracın sürücüsü olduklarını kabul etmedi. Hakan Canpolat, “Ben yolcuydum. Hamamdan çıkınca Emre aracı kullanıyordu. Kaza anını hatırlamıyorum” şeklinde ifade verdi. Emre İrez ise, “Aracı hep Hakan kullandı. Hakan beni küfürle susturuyordu, direksiyondan kaldırmıyordu. Kaza anında uyuyordum, torpidonun altında uyandım” sözleriyle savunma yaptı.

Tüm bu yargılamalar neticesinde yerel mahkeme, ilk tanık beyanlarını esas alarak sürücünün Hakan Canpolat olduğuna hükmetti. Mahkeme, Hakan Canpolat’ı 16 yıl hapis, Emre İrez’i ise 8 yıl hapis cezasına çarptırdı. Her iki ismin sürücü belgeleri de 2 yıl süreyle geri alındı. İstinaf Mahkemesi, bu kararı kısmen düzelterek esası yönünden onadı.

Yargıtay Sürecinde Yeni Gelişmeler

Dosyanın Yargıtay’a taşınmasıyla önemli yeni gelişmeler yaşandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Hakan Canpolat hakkında verilen kararın onanması yönünde tebliğname hazırladı ve tüm temyiz itirazlarının reddini istedi. Ancak Emre İrez hakkında ise Başsavcılık “bozma” talebinde bulundu. Hazırlanan tebliğnamede, dosyada “aracı kullanmadığı yönünde ciddi deliller olduğu”, “çelişkili tanık beyanları, tünel kamerası iddiaları, DNA – svap – kriminal deliller, torpidonun altında sıkışmış bulunması” gibi unsurların yeterince değerlendirilmediği belirtildi. Başsavcılık, Emre İrez için “Emre’nin fiile katkısı yoktur, sürücü değildir” değerlendirmesini yaparak kararın bozulmasını talep etti.

Yargıtay Başsavcılığı’nın bu kararı sonrası, kazaya neden olan “sürücü kimdi?” tartışması artık son virajına girdi. Kamera kayıtları, Adli Tıp bulguları ve tanık beyanları, Yargıtay’ın ilgili dairesi tarafından tekrar titizlikle incelenerek nihai kararın verilmesi bekleniyor. Bu karar, Türkiye hukukunda benzeri az görülen bu davanın akıbetini belirleyecek.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

İstanbul Büyükçekmece Adliyesi Emanet Bürosu’nda 147 Milyon Liralık Vurgun Aydınlandı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.