a
  • Tek Sayfa Haber
  • Gündem
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump Anlaşması’nı İmzaladı İsrail’e Ağır Bedel Uyarısı Yaptı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump Anlaşması’nı İmzaladı İsrail’e Ağır Bedel Uyarısı Yaptı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır ziyareti dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, İsrail'in ateşkes ihlalleri konusunda bildiğiniz gibi...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Şarm el-Şeyh Barış Zirvesi” için gerçekleştirdiği Mısır ziyareti dönüşünde, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Orta Doğu’da barışa giden yolda yeni bir dönüm noktası olmasını dilediği zirveye dair önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle Gazze’de varılan ateşkes mutabakatının kalıcılığı ve Türkiye’nin bu süreçteki aktif rolü üzerinde durdu.

Şarm El-şeyh Zirvesi Ve Ateşkes Değerlendirmesi

Mısır’ın ev sahipliğinde, Amerikan Başkanı Donald Trump’ın davetiyle düzenlenen “Barış İçin Şarm el-Şeyh Zirvesi”nin ardından yapılan değerlendirmelerde, Hamas ile İsrail hükümeti arasındaki dolaylı görüşmelerin Gazze’de ateşkesle sonuçlanmasından duyulan memnuniyet vurgulandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin müzakere sürecine sağladığı katkıların ABD Başkanı Trump dahil birçok devlet başkanı tarafından takdirle karşılandığını belirtti. Trump’ın, bu süreçte Mısır, Katar ve Türkiye’nin oynadığı rolün kayıt altına alınması amacıyla bir bildiri imzalanmasını önerdiğini aktardı.

Erdoğan, varılan mutabakatın harfiyen uygulanmasının ve Amerika’nın İsrail hükümeti üzerindeki etkisini sürdürmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Gerçekleşen rehine ve mahkum takasının son derece kritik bir adım olduğunu ancak bu anlaşmanın Filistin sorununu çözen bir belge olarak görülmesinin yanlış olacağını dile getirdi. Erdoğan’a göre, “Varılan bu mutabakat özü itibarıyla bir ateşkes düzenlemesidir.” Filistin davasının yegane çözümünün 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin kurulması olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin bu hedef doğrultusunda kararlılıkla çalışmaya devam edeceğinin altını çizdi. Önlerindeki sürecin çetin olduğunu ve öncelikle İsrail hükümetinin verdiği sözleri tutmasının temin edilmesi gerektiğini belirterek, İsrail tarafının bu konudaki sicilinin son derece kötü olduğunu ifade etti. Bu hususta Amerika başta olmak üzere İsrail üzerinde etki sahibi aktörlerin gerekeni yapmaya devam edeceklerine inandığını söyledi.

Gazze’ye İnsani Yardım Ve Yeniden İmar Çabaları

Gazze’nin devasa bir enkaz yığınına dönüştüğünü, halkın zorla çıkarıldıkları yerlere geri dönerken ev, hastane veya okul gibi temel altyapıların neredeyse tamamının yok olduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin 102 bin ton ile Gazze’ye en fazla insani yardım gönderen ülkelerden biri olduğunu ifade etti. Son birkaç gün içinde 350 civarında insani yardım tırının Gazze’ye giriş yaptığını belirten Cumhurbaşkanı, Hamas ve İsrail hükümetinin mutabık kaldıkları belgede günlük asgari 600 yardım tırının geçişinin öngörüldüğünü hatırlattı. Bir taraftan yardımları yoğun bir şekilde Gazze Şeridi’ne ulaştırırken, diğer taraftan da Arap ve İslam ülkelerinin kabul ettiği yeniden imar planı temelinde çalışmalara başlanmasının önemine dikkat çekti. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi’nin geliştirdiği bazı çalışmaların süratle uygulanması için önemli bir finansman desteğinin sağlanması gerektiğine inandığını dile getirdi. Gelinen aşamada iki egemen devletli çözüm yönündeki gayretlerin artmasının faydalı olacağını belirterek, Birleşik Krallık ve Fransa başta olmak üzere Batılı ülkelerin Filistin devletini tanıma kararlarının basit birer tanıma kararı değil, iki devletli çözüme giden sürecin yapı taşları olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Bu çerçevede Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile de görüşmeler yaptığını açıkladı. Filistin davasının uzun yıllar sonra ilk defa bu derece insanlığın ortak gündemine oturduğunu, Sumud ve özgürlük filolarıyla dünyanın en ücra bölgelerinde kefiye takan insanların İsrail zulmüne karşı ortak vicdanı temsil ettiğini kaydetti. Gazze’deki sükunet ortamının insanlık cephesini rehavete sevk etmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin büyük bir devlet olmanın ötesinde insanlığın vicdanı olduğunu, dünyanın neresinde bir mazlum varsa ellerinin oraya uzandığını ifade etti. İsrail saldırıları devam ederken bile yardımların bölgeye sevk edildiğini ve Mısır’daki depoların doldurulduğunu belirtti. Ateşkesin başladığı günden bu yana toplam 350 tırın Gazze’ye girdiğini aktardı. Erdoğan, sadece gıda, su ve ilaç değil, aynı zamanda kardeşliği ve umudu gönderdiklerini dile getirdi. İlaç, barınma malzemeleri gibi ihtiyaçların hızlıca bölgeye sevk edildiğini, insani felaketin etkilerini ortadan kaldırma arayışı içinde olduklarını söyledi. “AFAD’ımızla 10 bin civarında çadırı depolamış durumdayız” diyen Cumhurbaşkanı, Gazze’nin yeniden imarının son derece önemli olduğunu, kış gelmeden Gazzelilerin barınma ihtiyaçlarını gidermek için canla başla çalışacaklarını vurguladı. Türk Kızılayı’na, AFAD’a, TİKA’ya ve Sağlık Bakanlığı’na teşekkürlerini ileten Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarıyla koordineli bir şekilde çalışmaların devam ettiğini, sadece yaraları sarmayacaklarını, aynı zamanda geleceği inşa edeceklerini belirtti. Yaralıların tedavisi için Ankara ve İstanbul’daki şehir hastanelerinin emrinde olduğunu ekledi.

Trump Barış Anlaşması Ve Ortak İrade

ABD Başkanı Donald Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad el-Sani ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dörtlü bir imza uygulaması yaptığını belirten Erdoğan, “Attığımız bu imzalar sıradan değil. Bu imzalarla da artık bu barış iradesi tarihin kayıtlarına girmiş durumda” dedi. İmza altına alınan metni şu şekilde okudu:

“Kalıcı Barış ve Refah İçin Trump Anlaşması. Biz aşağıda imzası bulunanlar iki yıl aşkın süredir devam eden derin acı ve kayıpları sona erdiren ve bölge için umut, güvenlik ile barış ve refah için ortak bir vizyonla tanımlanan yeni bir sayfa açan Trump Barış Anlaşması’na tüm taraflarca gösterilen tarihi taahhüdü ve anlaşmanın hayata geçilişini memnuniyetle karşılıyoruz. Başkan Trump’ın Gazze çatışmasını sonlandırmaya ve Orta Doğu’ya kalıcı barış getirmeye yönelik samimi çabalarını destekliyor ve arkasında duruyoruz. Bu anlaşmayı Filistinliler ve İsrailliler dahil olmak üzere bölgedeki tüm halklar için barış, güvenlik, istikrar ve fırsat sağlayacak şekilde birlikte uygulayacağız. Kalıcı barışın hem Filistinlilerin hem de İsraillilerin refah içinde yaşayabileceği, temel insan haklarının korunduğu, güvenliklerinin garanti altına alındığı ve onurlarının muhafaza edildiği bir sulh olacağı anlayışındayız. Anlamlı ilerlemenin ancak iş birliği ve devam eden diyalog yoluyla gerçekleşebileceğini ve uluslar ve halklar arasındaki bağların güçlendirilmesinin bölgesel ve küresel barış ile istikrarın kalıcı çıkarlarına hizmet ettiğini vurguluyoruz. Aralarında Hristiyanlık, İslamiyet ve Yahudiliğin de bulunduğu kökleri bu topraklarda iç içe geçmiş inanç toplulukları için bu bölgenin derin tarihi ve manevi öneminin farkındayız. Bu kutsal bağlara saygı gösterilmesi ve kültürel miras alanlarının korunması, barış içinde bir arada yaşama taahhüdümüzün temel önceliği olmaya devam edecektir. Aşırıcılık ve radikalleşmenin her türünü ortadan kaldırma kararlılığında birleşmiş bulunuyoruz. Şiddetin ve ırkçılığın normalleştirildiği ya da radikal ideolojilerin sivil yaşamın dokusunu tehdit ettiği hiçbir toplum gelişemez. Aşırıcılığı mümkün kılan koşullara eğilmeyi ve kalıcı barışın temelleri olarak eğitimi, fırsat eşitliğini ve karşılıklı saygıyı desteklemeyi taahhüt ediyoruz. Bu vesileyle gelecekteki anlaşmazlıkların güç kullanımı veya uzun süreli çatışmalar yoluyla değil, diplomatik temaslar ve müzakere aracılığıyla çözülmesi yönünde taahhütte bulunuyoruz. Orta Doğu’nun sürekli savaşlar, tıkanmış müzakereler ya da başarılı şekilde müzakere edilmiş ancak parçalı, eksik veya seçici biçimde uygulanan anlaşmalar şeklinde cereyan eden döngüyü daha fazla kaldıramayacağının bilincindeyiz. Son iki yılda tanık olunan trajediler gelecek nesillerin geçmişin başarısızlıklarından daha iyisini hak ettiğine dair acil bir uyarı işlevi görmelidir. Bu bölgenin ırk, inanç ve etnik kökene bakılmaksızın herkesin barış, güvenlik ve ekonomik refah arzularının peşinden gidebileceği bir yer olmasını sağlayarak, herkes için hoşgörü, haysiyet ve fırsat eşitliği istiyoruz. Bölgede karşılıklı saygı ve ortak kader ilkelerine dayanan kapsamlı bir barış, güvenlik ve ortak refah vizyonunun peşindeyiz. Bu anlayışla Gazze Şeridi’nde kapsamlı ve kalıcı barış düzenlemelerinin tesisine yönelik kaydedilen ilerlemeyi, ayrıca İsrail ile bölgedeki komşuları arasındaki dostane ve karşılıklı faydaya dayalı ilişkiyi memnuniyetle karşılıyoruz. Gelecek nesillerin barış içinde bir arada yaşayabilecekleri kurumsal temeller inşa ederek bu mirası hayata geçirmek ve sürdürmek için hep birlikte çalışacağımıza söz veriyoruz. Kalıcı bir barış geleceğine kendimizi adamış bulunuyoruz.”

Erdoğan, geçmişte Hamas ile İsrail arasında pek çok ateşkes anlaşması yapılmış olmasına rağmen bu anlaşmanın uluslararası destek ve denetim boyutuyla farklı olduğunu belirtti. İsrail’in ateşkes ihlalleri konusundaki sicilinin kötü olmasının, kendilerini daha ihtiyatlı olmaya zorladığını ifade etti. Türkiye, ABD ve diğer ülkelerin bu ateşkesin korunması konusunda kararlı olduğunu vurgulayarak, “Yeniden soykırıma dönerse bunun bedelinin ağır olacağını aslında İsrail de biliyor. Biz bunu her fırsatta açıkça ifade ediyoruz.” dedi. Bu işin birinci derecede takipçisinin Trump olacağını, telefon diplomasisinin ihmal edilmeyeceğini aktardı. Mısır’da bir araya gelen tüm ülkelerin, bu huzur ikliminin güvencesi olacağını kaydetti. Erdoğan, bu tarihi zirvenin İsrail’in saldırganlığına ve işgalci tutumlarına set çekebilecek nitelikte olduğunu belirterek, Gazze tecrübesinin İsrail’e saldırganlıkla bir yere varamayacağını açık bir şekilde gösterdiğini, aynı şekilde Hamas’ın direniş iradesinin kırılmadığının da görüldüğünü dile getirdi. Netanyahu hükümetinin soykırım karşıtı tepkileri antisemitizm ile ilişkilendirme gayretinin de neticesiz kaldığını savundu. Ateşkesle birlikte uluslararası toplumun görevinin bitmediğini, yeni başladığını ve Gazze’nin yanında daha güçlü durmaya devam edilmesi gerektiğini vurguladı.

Suriye İle İlişkiler Ve Bölgesel İstikrar

Suriye ile her alanda ve düzeyde kapsamlı temasların devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin ve bölgenin kazanımlarının korunması için yakın eşgüdüm ve iş birliğini güçlendirmekte kararlı olduklarını ifade etti. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve arkadaşlarını yalnız bırakmak diye bir durumun söz konusu olmadığını, SDG’yi yanlış yollara tevessül etmemesi ve Suriye’nin birlik ve bütünlüğüne destek olması konusunda uyardıklarını aktardı. Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve müreffeh geleceğine ulaşmaları yolunda tutum takınmalarını umduğunu dile getiren Erdoğan, SDG’nin Suriye ile bütünleşmesinin en kısa zamanda gerçekleşmesinin, Suriye’nin kalkınma hamlelerini de hızlandıracağını belirtti. Suriye yönetiminin, ülkenin bütün etnik ve dini unsurlarını kapsayan bir anlayışla geleceğe yürümesini takdirle karşıladıklarını ve bunun hem Suriye’nin hem de Türkiye’nin çıkarına olduğunu vurguladı. Malazgirt Meydanı’nda söylediği gibi, yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenlerin kazanacağını, kendilerine başka hamiler arayanların kaybedeceğini söyledi.

İç Siyasette Eleştiriler Ve Yolsuzluk Tartışmaları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yolsuzluk soruşturmalarını gerekçe göstererek Avrupa Birliği (AB) ülkelerine çağrıda bulunması ve Brüksel’de miting düzenlemesi hakkında da konuştu. Bu eylemleri Türkiye’nin uluslararası itibarını zedeleme çabası olarak değerlendirerek, CHP’nin Türk milleti nezdinde kazanamadığı meşruiyeti Avrupa’da aradığını söyledi. Erdoğan, CHP’nin bu tür davranışlarının şaşırtıcı olmadığını, geçmişte de kendi halkından bulamadığı karşılığı hep yabancı ülkelerde aradığını ifade etti. CHP’nin ne yaptığını ve neyi planladığını, hatta kendi yönetim kadrolarının dahi anlamakta zorlandığını dile getirdi. Belediyeleri düşürdükleri durumu ve çapsızlıklarıyla ne hale getirdiklerini eleştirdi. Yurtdışına “şikayet turları” düzenlenmesini “rezillik” olarak niteleyen Erdoğan, Sayın Özel’den, Avrupalı Türklerden özür dilemesini beklediklerini çünkü iki ay önce milletvekillerinin gurbetçilere “zırzop” dediğini ancak bu konuda CHP yönetiminden bir açıklama veya düzeltme gelmediğini hatırlattı. Özel’in Brüksel’de bu erdemi göstermediği gibi, yoldaşlarına Türkiye Cumhurbaşkanı’nı yuhalatarak çok daha büyük bir skandala imza attığını belirterek, “Gerçekten çok yazık.” dedi. Onlar Brüksel’de laf üretirken kendisinin Anadolu’da eser ürettiğini, Rize ve Trabzon’da açılışlar gerçekleştirdiğini ekledi.

Bazı belediyelerdeki yolsuzlukların ortaya çıkmasıyla gündeme gelen yetki tartışmalarına da değinen Erdoğan, mevcut yasalarda bu tür yolsuzluklar, çalma ve çırpma durumlarıyla ilgili gerekli düzenlemelerin zaten bulunduğunu ifade etti. Yargı tarafından herhangi bir yakalama kararı veya benzeri bir durum olduğunda yargının gereğini yapacağını, yerel yönetimler kanununda da bu durumların yer aldığını belirtti. Tüm bu eylemlerin gayrimeşru olduğunu ve kanunların emrinin her an yerine geleceğini vurgulayarak, bu durumların üzerine kesinlikle gideceklerini söyledi. Belediyelerin doğrudan millete hizmet etmenin ilk adımı olduğunu ve bu makamların millete hizmet için var olduğunu, rant, yolsuzluk ve israf için var olmadığını sözlerine ekledi.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı İzbeton Davasında İki Sanığın Tahliye Kararına İtiraz Etti

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.