Can Holding bünyesindeki yasa dışı faaliyetlere yönelik yürütülen kapsamlı soruşturmada, Ciner Grup’a bağlı şirketlerde görevli 12 üst düzey yönetici hakkında gözaltı kararı çıkarılarak düzenlenen operasyonla yakalandı. Bu gelişme, soruşturmanın daha geniş bir alana yayıldığını ve önemli ticari grupları kapsadığını ortaya koydu.
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan ve daha sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına devredilen Can Holding soruşturması, yeni bir boyut kazandı. Soruşturma dosyasında yer alan bilgiler doğrultusunda, Ciner Grup çatısı altında faaliyet gösteren şirketlerde yönetici konumunda bulunan 12 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarla bu zanlılar hızla yakalandı. Bu operasyonlar, soruşturmanın kapsamının genişlediğini ve Can Holding ile Ciner Grup arasındaki ticari ilişkilerin mercek altına alındığını gösteriyor.
Soruşturma, Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketler aracılığıyla organize bir suç örgütü kurulduğu iddiası üzerine derinleştirildi. Savcılık kaynaklarına göre, bu örgütün “nitelikli dolandırıcılık”, “vergi kaçakçılığı”, “kaynağı belirsiz gelirlerin şirket hesaplarına dahil edilmesi” ve “suçtan elde edilen gelirlerin aklanması” gibi çok yönlü yasa dışı eylemleri gerçekleştirdiği öne sürüldü. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ve mali denetim birimlerinin hazırladığı ayrıntılı inceleme raporları, soruşturmanın temelini oluşturdu ve iddialara dayanak teşkil etti.
Holding yapısı altında organize olan suç örgütünün, Kemal Can ve Mehmet Şakir Can liderliğinde hareket ettiği iddia edildi. Örgütün, aynı faaliyet alanlarında çok sayıda şirket kurmak suretiyle denetim ve takip mekanizmalarını zorlaştırdığı, şirket yönetim kurullarında sık sık değişiklikler yaparak hukuki sorumluluğu örgüt üyeleri arasında dağıttığı ve böylece yasal yaptırımlardan kaçmayı hedeflediği belirtildi. Bu karmaşık ve katmanlı şirket yapısının, yasa dışı finansal akışların gizlenmesinde kritik bir rol oynadığı değerlendirildi.
Ayrıca, ticari faaliyeti bulunmayan şirketlerde nakit sermaye artırımları yapıldığı ve bu artırımların kaynağı olarak ortaklara borçlar hesabının gösterildiği tespit edildi. Soruşturmacılar, bu borçların gerçeği yansıtmadığını ve ortaklara borçlar hesabında görülen tutarların, 7256 sayılı “Varlık Barışı Kanunu” kapsamında yeniden şirkete yatırıldığını öne sürdü. İddialar arasında, gerçekleştirilen bu işlemlerin, kanunun gerçek amacına aykırı olarak suçtan elde edilen gelirlerin sisteme entegre edilmesi ve aklanması niteliğinde olduğu da yer aldı.
MASAK raporlarıyla elde edilen bulgular, suç örgütünün “nitelikli dolandırıcılık”, “kaçakçılık” ve “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” gibi öncül suçlardan sağladığı yasa dışı gelirler aracılığıyla ticari hacmini önemli ölçüde genişlettiğini gösterdi. Örgütün, elde ettiği bu suç gelirlerini eğitim, medya, finans ve enerji gibi stratejik sektörlerde şirket alımları, hisse devirleri ve çeşitli yatırım faaliyetlerini finanse etmek için kullandığı belirtildi. Bu yolla hem ekonomik gücünü artırmayı hem de kamuoyu nezdinde meşru bir görünüm kazanmayı amaçladığı ifade edildi.
Soruşturmanın ilk evresinde 121 şirketin mal varlığına el konularak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanmıştı. Bu kapsamda, aralarında Can Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Tekdağ‘ın da bulunduğu 6 şüpheli İstanbul Jandarma Komutanlığı ekiplerince gözaltına alındı.
TMSF tarafından kayyum atanan şirketler arasında Habertürk Gazetecilik AŞ, Ciner Medya TV Hizmetleri AŞ, Show Televizyon Yayıncılık AŞ, Boğaziçi Radyo Televizyon Yayıncılığı ve Reklamcılık AŞ, Enerji Petrol Ürünleri Pazarlama AŞ, Doğa Okulları İşletmeciliği AŞ, Bilgi Doğa Eğitim İşletmeciliği AŞ, Turktobacco Sigara İç ve Dış Ticaret Pazarlama AŞ, HT Spor Televizyon Yayıncılık AŞ ile Bosphorus Medya Grubu Radyo ve Televizyon Yayıncılığı Anonim Şirketi gibi önemli medya ve eğitim kuruluşları yer alıyordu.
Adliyeye sevk edilen ilk gruptaki şüphelilerden D.Ç., D.C., M.K. ve K.Ç., “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” ve “kara para aklama” suçlarından; C.C. ise “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçundan tutuklanma talebiyle sulh ceza hakimliğine çıkarıldı. Şüpheli Kenan Tekdağ hakkında ise aynı suçlardan “ev hapsi” ve “yurt dışı çıkış yasağı” şeklinde adli kontrol tedbirleri uygulanması talep edildi. Hakimlik, D.Ç., D.C., M.K., K.Ç. ve C.C.’nin üzerlerine atılı suçlardan tutuklanmasına, Tekdağ hakkında ise talep edilen adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına karar verdi.
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma dosyasını yetkisizlik gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına devretmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde ise Can Holding’e ait 10 şirkete daha kayyum atanması kararlaştırıldı. Bu şirketler arasında Türktab Marketing Sigara ve Tütüncülük AŞ, ZA Lojistik ve Araç Kiralama Hizmetleri Ticaret AŞ, Canpet Benzin İstasyon İşletmeciliği AŞ, Tares Tek. Ürünleri İç ve Dış Tic. Ltd Şti, Furkon Teknik Hırdavat Sanayi ve Dış Ticaret Ltd Şti, Temiz Petrol ve Gayrimenkul Ticaret AŞ, MCN Petrol AŞ, Yön Özel Eğitim Basım Yayın San. Tic. AŞ, Mer Yatırım ve Özel Eğitim Hiz. AŞ ve Arı Bilim İnovasyon Eğitim Hizmetleri AŞ bulunuyordu. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Can Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Can da “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “yönetme” ve “malvarlığı değerlerinin gayrimeşru kaynağını gizlemek” suçlarından sulh ceza hakimliğince tutuklandı.
Soruşturmanın seyrini değiştiren kritik bir gelişme olarak, Can Holding AŞ’nin 22 Aralık 2024 tarihinde gerçekleştirdiği pay alım satım sözleşmesiyle, iş insanı Turgay Ciner‘in sahibi olduğu ve Ciner Grubu çatısı altında faaliyet gösteren birçok medya kuruluşunu satın aldığı belirlendi. Bu kuruluşlar arasında Ciner Medya TV Hizmetleri AŞ, Show Televizyon Yayıncılık AŞ, Habertürk Gazetecilik AŞ, HT Spor Televizyon Yayıncılık AŞ, C Görsel Yayınları AŞ, Kanal 1 Görsel Televizyon Prodüksiyon AŞ, CİNER Dijital Yayın Hizmetleri AŞ, Boğaziçi Radyo ve Televizyon Yayıncılığı AŞ ve C Yapım Filmcilik Prodüksiyon AŞ yer almaktaydı.
Söz konusu satın alma ve devir işlemlerinde, örgüt faaliyeti kapsamında “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçuna yönelik güçlü şüphe ve tespitlerin bulunduğu anlaşıldı. Bu bulgular neticesinde, yurt dışında olduğu belirlenen şüpheli Turgay Ciner hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı. Bu kararın, soruşturmanın ulaşabileceği en üst düzey isimlerden birini hedef alması açısından büyük önem taşıdığı kaydedildi.
Ayrıca, şüpheli Ciner’in sahibi ve yetkilisi olduğu Ciner Grup’a ait Park Holding AŞ ile bu holdinge bağlı AFC İthalat İhracat Turizm AŞ, Zeyfa İthalat İhracat AŞ ve Silopi Elektrik Üretim AŞ isimli şirketlere İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliğince Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kayyum olarak atanmasına karar verildi. Bu adımlar, soruşturmanın sadece Can Holding ile sınırlı kalmadığını, ilgili ticari bağlantılar üzerinden diğer büyük grupları da etkilediğini gösteriyor. Şüpheli Ciner’in sahibi ve yetkilisi olduğu şirket tüzel kişiliklerinde de soruşturma kapsamındaki suçların işlendiğinin tespit edilmesi üzerine, maddi gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla 12 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi ve bu kişiler düzenlenen operasyonlarla yakalandı.
Şişli’de Trafik Tartışması Aracını Yumruklayan Motosiklet Sürücüsü Avukatı Tehdit Etti
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.