a

Türkiye Ekonomisi Küresel Büyümenin Önemli Ölçüde Üzerine Çıktı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin durumuna bakacak olursak; dünya 2003-2024 döneminde, yaklaşık çeyrek asırlık bir dönemde yüzde...

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ev sahipliğinde gerçekleştirilen kritik “TOBB Müşterek Konsey Toplantısı”na katılarak Türk ekonomisinin mevcut durumu ve geleceği hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Yılmaz, reel sektörle yakın iş birliğinin hükümetin öncelikleri arasında yer aldığını belirterek, Türkiye’nin kalkınma hedeflerine ulaşmasında özel sektörün kilit rolünü vurguladı.

Toplantıda yaptığı konuşmada, Orta Vadeli Program başta olmak üzere tüm sektörel politikaların belirlenme süreçlerinde reel sektörün görüşlerine büyük önem atfedildiğini ifade eden Yılmaz, “Ülkemizin yatırım, istihdam, üretim, ihracat politikalarında, kalkınma politikalarında reel sektörün son derece öncü bir rol oynadığını, ülkemizi bugünlere getirmemizde çok büyük emekler harcadıklarının farkındayız. İhracatımız, milli gelirimiz bu noktalara geldiyse girişimcilerimizle, sizlerle bunu başardık. Dolayısıyla bundan sonra da her fırsatta gerek merkezde gerek illerimizde, yörelerimizde reel sektörümüzle bir araya gelmeye, onların sesine kulak vermeye, birlikte ülkemizi daha ileriye taşımaya devam edeceğiz” sözleriyle iş dünyasının ülke ekonomisindeki müstesna yerini bir kez daha teyit etti.

Küresel Ekonomideki Yeni Dinamikler Ve Türkiye’nin Konumu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, küresel ekonomide yaşanan köklü değişimlerin ve yeni dinamiklerin derinlemesine analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. Pandemi sonrası dönemin, dünya ekonomisini hala eski dengelerine ulaştıramadığını belirten Yılmaz, liberal ve kurala dayalı küresel ticaret sisteminde önemli zayıflamaların gözlemlendiğini ifade etti. Bu bağlamda, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere birçok ülkenin korumacı politikaları benimsemeye başladığına dikkat çekti.

Teknolojik dönüşümün, özellikle yapay zeka alanındaki gelişmelerle hız kazandığı bir süreçten geçildiğini aktaran Yılmaz, “Dünyanın bu yeni şartlarını okumadan, görmeden, analiz etmeden atacağımız hiçbir adım anlamlı olmayacaktır, gerçekçi olmayacaktır. Yeni normali görmemiz lazım. Dünyadaki, küresel ekonomideki bu yeni normali çok iyi görüp analiz etmemiz lazım” ifadelerini kullanarak, Türkiye’nin ekonomik stratejilerini bu küresel gerçeklikler doğrultusunda şekillendirmesi gerektiğinin altını çizdi.

Jeopolitik gerilimlerin dünya genelinde, özellikle Türkiye’nin yakın çevresinde artış gösterdiğini belirten Yılmaz, bu faktörlerin ekonomi politikaları oluşturulurken göz ardı edilemeyeceğini dile getirdi. Türkiye’nin hem ekonomik, hem teknolojik, hem de siyasi anlamda küresel gidişatı doğru okuyarak hareket etme zorunluluğunun bulunduğunu ifade etti.

Türkiye Ekonomisinin Üstün Büyüme Performansı

Yılmaz, küresel şartlar altında Türkiye ekonomisinin son 21 yıllık dönemdeki büyüme performansına ilişkin dikkat çekici veriler paylaştı. 2003-2024 yılları arasını kapsayan bu çeyrek asırlık süreçte dünya ekonomisinin yıllık ortalama yüzde 3,5 oranında büyürken, Türk ekonomisinin yıllık ortalama yüzde 5,4 oranında büyüme kaydettiğini belirtti. Bu durumun, Türkiye’nin küresel büyüme ortalamasının oldukça üzerinde bir performans sergilediğini ortaya koyduğunu kaydetti.

Pandemi sonrası döneme özel bir vurgu yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, karşılaştırmalı verilerle Türkiye ekonomisinin direncini gözler önüne serdi. Eğer pandemi öncesi dönemin ekonomik büyüklüğü 100 kabul edilirse, dünya ekonomisinin son 4-5 yılda 115’e ulaştığını; ancak Türkiye ekonomisinin aynı dönemde 100’den 130’a yükseldiğini aktardı. Bu verilerin, Türkiye’nin küresel performansın yaklaşık 2 katını gerçekleştirdiğini gösterdiğini ifade eden Yılmaz, “Bu sorunlarımız olmadığı anlamına elbette gelmiyor. Tabii ki dünyanın her yerinde sorun var. Dünyanın her ülkesinde sorun var. Bizde de sorunlar var. Bunları da konuşacağız, tartışacağız. Elbette bu sorunların üzerine gideceğiz ama ülkemizin kamusuyla özel sektörüyle gösterdiği performansı da görmemiz lazım. Dünyanın 2 katı kadar son 5 yılda büyüme kaydettiysek, ekonomimizi dirençli bir şekilde tutabildiysek, bunun da önemini hepimizin görmesi lazım” değerlendirmesinde bulundu.

Enflasyonla Mücadele Ve Beklenti Yönetimi Vurgusu

Enflasyonla mücadele konusuna da değinen Yılmaz, yıllık enflasyon oranının yüzde 31,07 seviyesine gerilemiş olmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi. Ancak piyasadaki aktörlerin beklentilerinin, hedeflenen seviyelerin hala bir miktar üzerinde olduğuna dikkat çekti. Reel sektör ve hane halkı beklentilerinde iyileşme gözlemlense de tam olarak istenilen noktaya ulaşılamadığını belirtti.

Yılmaz, “Enflasyon yüzde 31’e düşmüş. Reel, gerçekleşen enflasyon. Ama reel sektörümüze soruyoruz; ‘Bir yıl sonra enflasyon ne olacak’ diye, yüzde 35 gibi bir şey çıkıyor. Şimdi bunu biz aşağıya çekmek durumundayız. Niye önemli bu? Çünkü bu bir sarmal değerli arkadaşlar. Beklentileri iyileştireceksiniz ki piyasadaki fiyatlamalar ona göre oluşsun, enflasyon da daha fazla gerilesin” sözleriyle beklenti yönetiminin kritik önemini vurguladı. Beklentilerdeki yüksekliği besleyen faktörler arasında sosyal medyadaki algı operasyonlarına da değinen Yılmaz, bu tür dezenformasyonlara karşı daha uyanık olunması gerektiğini belirtti.

Yılmaz, özellikle istatistik hazırladığını iddia eden bazı yapıların metodolojik tutarsızlıklarına ve şeffaflık eksikliklerine dikkat çekerek, bu tür grupların topluma yanlış algılar pompaladığını öne sürdü. “Maalesef ‘ideolojik sebeplerle’ demek zorundayım. Çünkü bilimsel olarak bunu izah etmek mümkün değil. Birtakım kesimler de ideolojik nedenlerle bu rakamlar sanki gerçeği yansıtıyormuş gibi toplumda bir algı oluşturuyor. Buna karşı da bilim insanları başta olmak üzere hepimizin çok daha uyanık olması lazım. Ekonomimiz üzerinde milletimizin geleceği üzerinde algılar kullanılarak bir takım operasyonlar yapılmasına da müsaade etmememiz lazım” diyerek, bilimsellikten uzak ve ideolojik saiklerle oluşturulan algıların ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerine karşı toplumu uyardı.

Tobb Başkanı Hisarcıklıoğlu: Özel Sektör Güçlü Olursa Türkiye Güçlü Olur

Toplantıda söz alan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise, küresel çapta yaşanan ticaret savaşları ve korumacılık eğilimlerinin küresel büyümeyi ve ticareti olumsuz etkilediğini belirtti. Türk ekonomisinin de bu gelişmelerden etkilendiğini ancak iş dünyasının mücadeleden asla vazgeçmediğini vurguladı.

Hisarcıklıoğlu, “Biz iş dünyası olarak her şartta üretmeye, istihdam sağlamaya, ihracat yapmaya kararlıyız. Bugünkü gibi devletimizi hep yanımızda görmeyi arzu ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki özel sektör güçlü olursa, Türkiye güçlü olur” ifadeleriyle, iş dünyasının kararlılığını ve devletle iş birliği beklentisini dile getirdi. Bu açıklamalar, özel sektörün Türkiye ekonomisinin lokomotifi olma rolünü bir kez daha teyit etti.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

İzmir’deki Patlamada 5 Can Kaybının Asli Sorumluları Ağır Hapis Cezalarına Çarptırıldı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.