a
  • Tek Sayfa Haber
  • Gündem
  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz Bütçe Ve Örtülü Ödenek Harcamalarının Abartılmadığını Vurguladı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz Bütçe Ve Örtülü Ödenek Harcamalarının Abartılmadığını Vurguladı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, örtülü ödenekle ilgili bütçenin başlangıç ödeneğinin binde 5'ini geçemez şeklinde kanuni bir düzenleme bulunduğunu...

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunda düzenlenen önemli görüşmelerin ardından, milletvekillerinin Cumhurbaşkanlığı ile ona bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşların 2026 yılı bütçelerine yönelik eleştiri ve sorularını detaylı bir şekilde yanıtladı. Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı bütçesi ve harcamalarıyla ilgili yöneltilen iddiaların doğru bir yaklaşımla değerlendirilmediğini ifade etti.


Cumhurbaşkanlığı Bütçesi Eleştirilerine Yanıt

Cumhurbaşkanlığı bütçesinin genel bütçe içerisindeki payına dikkat çeken Sayın Yılmaz, mevcut durumda bu oranın yalnızca %0,11 olduğunu açıkladı. Geçmiş dönemlerde, yani Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık olmak üzere iki ayrı kurumun bulunduğu zamanlarda, bütçeden alınan toplam payın %0,32 seviyesinde olduğunu hatırlattı. Bu kıyaslamayla, günümüzdeki Cumhurbaşkanlığı harcamasının, bütçe içerisindeki oranının, geçmişteki iki kurumun toplam oranının yaklaşık üçte biri seviyesinde kaldığına işaret etti. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin %41’lik önemli bir kısmının diğer kurumlara transferlerden oluştuğunu vurguladı.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dünya genelinde yürüttüğü kritik görevlere atıfta bulunan Yılmaz, “Cumhurbaşkanlığı bütçesinden buralara transfer yapıyoruz. Acil destek giderlerine transfer ediliyor.” ifadelerini kullandı. 2026 yılı bütçesindeki genel idareler için öngörülen artış oranının %28,38 olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Cumhurbaşkanlığı bütçesindeki artış oranının ise %25,7 ile genel artış oranının altında seyrettiğini aktardı. Yılmaz, gelecek yıl yaklaşık 10.000 kişinin katılımıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilecek NATO Zirvesi gibi uluslararası düzeydeki büyük bir etkinliğe rağmen, söz konusu bütçede kayda değer bir artış görülmemesinin, bütçe yönetimindeki titizliği gösterdiğini kaydetti.

Yılmaz, Cumhurbaşkanlığında yapılan işin niteliği gereği harcamaların elbette bulunduğunu ancak tasarrufa dayalı son derece titiz bir yaklaşım sergilendiğini dile getirdi. Bu durumu örneklerle açıklayan Yılmaz, “Yasal hakkı olduğu halde çalışanlar veya danışmanlar, Cumhurbaşkanımız bir ziyarete gittiğinde hiç kimse yolluk almıyor. Hiçbir çalışana Cumhurbaşkanlığı yurt dışında yolluk vermiyor.” şeklinde konuştu. Milletvekillerinden gelen “Uçak kaldırıyor” şeklindeki bir çıkışa ise, “Elbette uçak kalkacak, başka nasıl gidebilirler? Ama burada bir yolluk ödenmiyor, onu söylemeye çalışıyorum. Yasal anlamda aslında ödenme imkanı da var ama bunun dışında bir harcama yapılmıyor. Yani Cumhurbaşkanlığımızın bu konularda oldukça hassas olduğunu söyleyebilirim.” sözleriyle yanıt verdi.


Örtülü Ödenek Harcamaları Ve Yasal Sınırlar

Örtülü ödeneğe ilişkin eleştirilere de değinen Cevdet Yılmaz, bu ödeneğin kullanımının kanuni düzenlemelerle sınırlı olduğunu hatırlattı. Yılmaz, ilgili mevzuatın, örtülü ödeneğin bütçe başlangıç ödeneğinin %0,5’ini geçemeyeceğini açıkça belirttiğini anımsattı. Gerçekleşen harcama oranlarının ise bu yasal sınırın çok altında seyrettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı, 2024 yılında bu oranın %0,05, 2025 yılında ise %0,03 seviyesinde kaldığını vurguladı. Bu rakamların, yasal üst limitin onda biri veya hatta daha altında bir seviyeyi işaret ettiğini belirten Yılmaz, “Öyle abartılı, çok yüksek bir harcama söz konusu değil. Tabii ki gerekli olduğu zaman da kullanılan bir kaynak.” değerlendirmesinde bulundu.


Kurumlar Arası Aktarımlar Ve Ekonomik Yaklaşım

Kurumlar arası aktarma mekanizmalarına da açıklık getiren Yılmaz, idarelerin bütçe başlangıç ödeneğinin %10’una kadar kurumlar arası aktarma yapma yetkisine sahip olduğunu belirtti. 2025 yılı için bu limitin 1 trilyon 461 milyar Türk Lirası iken, bugüne kadar yalnızca 475 milyar Türk Lirası kullanıldığını, bunun da başlangıç ödeneğine oranla %3,3’e tekabül ettiğini ifade etti. Bu aktarımların da abartıldığı ölçüde olmadığını dile getiren Yılmaz, bunların yasal ve teknik anlamda gerekli mekanizmalar olduğunu savundu. Bir kuruma ayrılan ödeneğin ihale iptali, teknik zorluklar gibi sebeplerle kullanılamaması durumunda, bu paranın daha fazla harcama ihtiyacı olan bir kuruma aktarılmasının doğal bir durum olduğunu aktardı. Yılmaz, “Yıl başında ne dediysek yıl sonunda da hiç değişmesin” yaklaşımının doğru olmadığını da ekledi.


Vergi Harcamalarında Azaltma Hedefi

Vergi harcamalarıyla ilgili eleştirilere de yanıt veren Yılmaz, hükümetin bu harcamaları kademeli olarak azaltma yönünde ciddi bir çaba içerisinde olduğunu vurguladı. “Olabildiğince azaltmaya, miktarını düşürmeye çalışıyoruz.” diyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı, 2025 yılında vergi harcamalarının milli gelire oranının %5,1 olduğunu, 2026’da bu oranın %4,7’ye düşürülmesinin hedeflendiğini, program dönemi sonunda ise %4,1’lik bir orana ulaşılmasının amaçlandığını belirtti. Yılmaz, bu harcamaların çoğunun sosyal bir boyut taşıdığını ya da belirli yatırımları, istihdamı ve katma değeri desteklemeye yönelik teşvik politikalarının bir parçası olduğunu, keyfi uygulamaların söz konusu olmadığını ifade etti. Ayrıca, gelecek dönemde teşvik belgesi sahibi şirketlerin en az %10 vergi ödeyeceğini, yabancı uluslararası şirketlerin ise %15 kurumlar vergisi ödemek durumunda kalacağını açıkladı.


Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Ve Küresel Değişimler

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik eleştirileri değerlendiren Yılmaz, bu sistemi yorumlarken geçmişteki dünya ve Türkiye şartlarıyla son beş yıldaki küresel ve bölgesel koşulların iyi ayırt edilmesi gerektiğini belirtti. Son beş yılda tüm dünyayı etkileyen pandemi, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi, tarihin en büyük doğal afeti ve bölgesel savaşlar gibi önemli gelişmelerin yaşandığını hatırlatan Yılmaz, bu faktörlerin yönetim sistemine etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Aksine, risklerin ve belirsizliklerin arttığı mevcut küresel ortamda, istikrarın her zamankinden daha önemli hale geldiğini dile getirerek, “İyi ki böyle bir sisteme geçmişiz çünkü dünyanın gidişatı, risklerin arttığı, belirsizliklerin arttığı bir yöne doğru. Siyasette de ekonomide de jeopolitik anlamda da dünyada risklerin arttığı bir dünyaya doğru gidiyoruz. Eskisinden de daha önemli şu anda istikrar.” değerlendirmesini yaptı. Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin iyileştirmelere ve gelişmelere açık bir yapıda olduğunu ve bu konuda çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Ana muhalefetin hem yönetim sisteminin iyileştirilmesini talep ederken hem de anayasa tartışmalarına kapalı bir tutum sergilemesini eleştiren Yılmaz, “Ana muhalefete söylüyorum, ‘anayasayı konuşmayız ama bu yönetim sistemi değişsin’ diyorsunuz. Ben de buradan bir çağrı yapıyorum: Anayasa bütün partilerin seçim beyannamelerinde taahhütleri arasında var. Bu Meclisin görevi ama her partinin de bu konuda mutfağını çalıştırması, bir hazırlık yapması, sonra oturup bunları müzakere etmesi lazım.” dedi. Bir milletvekilinin “4 madde dahil mi?” sorusuna ise Yılmaz, “4 madde dahil değil. Onu zaten Cumhurbaşkanımız söyledi.” yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı’na hakaret konularına da değinen Yılmaz, bu durumun kişisel bir tercih olmadığını, kanuni bir çerçeveye oturduğunu belirtti. İnsanın yaratılmışların en şereflisi olduğuna vurgu yaparak, “Hiç kimsenin bir başkasına hakaret etmeye hakkı yok, bir başkasına küfretmeye hakkı yok.” ifadelerini kullandı. Yargının bu süreçleri başlattığını, bazı durumlarda beraat kararı verilirken bazılarında ceza uygulandığını, ancak bunların fikir beyanından değil, hakaretten kaynaklandığını söyledi.


Terörsüz Türkiye Vurgusu Ve Bölgesel Dinamikler

Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin eleştirilere de yanıt veren Cumhurbaşkanı Yardımcısı, bu sürecin öncelikli hedefinin ülkeyi terörden arındırmak, ikinci aşamada ise “terörsüz bölge” oluşturmak olduğunu belirtti. Bölgenin daha huzurlu ve terörden uzak bir hale gelmesinin Türkiye’nin devlet politikası ve stratejik bir hedefi olduğunun altını çizdi. Bu süreçte ülkenin üniter yapısından ve milli birliğinden asla taviz verilmediğini vurgulayan Yılmaz, “Terörün olmadığı, eşit vatandaşlığın yaşandığı şartlarda demokratik siyasetin de kalkınmanın da güçleneceğine yürekten inanıyoruz. Terörün, şiddetin, çatışmanın, bu kavgaların olmadığı ortam aynı zamanda demokrasinin gelişmesi, demokratik standartların yükselmesi, yine boş yere kaynakların birtakım yerlere atılmayıp kalkınmaya, sosyal hedeflere, insani hedeflere yönlendirilmesi açısından da son derece faydalıdır.” ifadelerini kullandı.

Bölge üzerinde etkili olan güçlü aktörlerin ve yaşanan ciddi çatışmaların, bir değişim sürecinin içinden geçildiğini gösterdiğini belirten Yılmaz, “Dolayısıyla bu iç cephemizi güçlendirme vurgusu boş yere yapılmış bir vurgu değildir.” şeklinde konuştu. Gazze’de ve Suriye’de yaşanan gelişmeleri de örnek göstererek, bölgemiz üzerindeki emperyalist tasarımların ve tuzakların boşa çıkarılması bağlamında Terörsüz Türkiye vizyonunun son derece değerli olduğunu ifade etti. Sürecin zorluklarını kabul eden Yılmaz, büyük resme odaklanılması gerektiğini, noktasal eksikliklerin giderilmesi için çaba gösterilmesi ve kullanılan dile azami özen gösterilmesi gerektiğini dile getirdi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki ilgili komisyonun çalışmalarını tamamlamak üzere olduğunu ve raporunun beklendiğini de ekleyerek, İYİ Parti Grubu dışındaki tüm grupların bu konuda ortak bir çalışma sergilemesinin önemine vurgu yaptı.


Türkiye’nin Su Politikası Ve Gelecek Vizyonu

Türkiye’nin su politikasına ilişkin bir soruya yanıt veren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) gelecek yıl Kasım ayında Türkiye’de yapılacağını hatırlattı. Bu durumun, yeşil dönüşüm, yeşil finans, su meselesi ve enerji gibi konularda daha derinlemesine tartışmaların önünü açacağını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla bir “Su Komisyonu” oluşturulduğunu ve bu komisyonun başkanlığını kendisinin yürüttüğünü anımsatan Yılmaz, şu bilgileri paylaştı: “İki toplantı yaptık. Şu anda Strateji ve Bütçe Başkanlığımıza da bir görev verdik. Onlar bütün bu çalışmaları sistematik bir yol haritasına, eylem planına dönüştürüyorlar. Sulama kanaletlerini kapalıya dönüştürmekten, bizim dönemde hep kapalı ama geçmişten kalanları kapalıya dönüştürmekten arıtılmış suyu kullanmaya, deniz suyundan tatlı su elde etmekten az su tüketen bitki deseni geliştirmeye kadar birçok tedbirler öngörüyoruz.”

Devlet Su İşleri’nin baraj yapımına devam edeceğini belirten Yılmaz, önemli bir noktaya daha değindi: “Birçok şehirde çok yüksek kayıp-kaçak oranları var. Şehir şebekelerimizde maalesef büyük kayıp-kaçaklar var su anlamında. DSİ istediği kadar su getirsin, şehir içindeki kayıp-kaçağı halledemezseniz o su yine boşa gidiyor. Dolayısıyla bütün belediyelerimizin de artık bunu önceliklendirip şehir içi kayıp kaçağı azaltması gerekiyor.” sözleriyle belediyelere önemli bir çağrıda bulundu.

Komisyonda, Cumhurbaşkanlığı’nın yanı sıra Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, İletişim Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın 2026 yılı bütçeleri, 2024 yılı kesin hesapları ve Sayıştay raporları ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Yatırım Ofisi Başkanlığı, Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanlığı, Finans Ofisi Başkanlığı ve İnsan Kaynakları Ofisi Başkanlığı’nın Sayıştay raporları kabul edildi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı ile bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşların 2026 yılı bütçesinin devlete, ülkeye ve millete hayırlı olmasını temenni etti. Komisyon, daha sonra 2026 Yılı Gelir Bütçesi ile 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin maddelerinin görüşmelerine geçiş yaptı.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Kızıltepe’de Katledilen Kaya Ailesinin Acısı Derinleşirken Üç Şüpheli Tutuklandı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.