İzmir’de son dönemde etkili olan yağışlara ve 13 ilçede uygulanan planlı su kesintilerine rağmen, kentin barajlarındaki su seviyesi endişe verici bir düşüşle seyrini sürdürdü. İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU) tarafından açıklanan güncel verilere göre, şehrin içme suyunun ana kaynağı olan Tahtalı Barajı’nda doluluk oranı yüzde 3,06 seviyesine kadar geriledi. Bu durum, uzun süredir devam eden kuraklığın etkilerinin ne denli derinleştiğini gözler önüne serdi.
Tahtalı Barajı’ndaki bu kritik düşüş, diğer barajlarda da benzer bir tablonun yaşandığını gösterdi. Ürkmez Barajı’nda su seviyesi yüzde 3,33, Balçova Barajı’nda yüzde 3,15 olarak kaydedilirken, Güzelhisar Barajı’nın doluluk oranı yüzde 48,4‘e düştü. Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nın doluluk oranı ise yalnızca yüzde 0,13 gibi çok düşük bir seviyede ölçüldü. Kentin su kaynakları açısından en kritik durumlardan biri ise Gördes Barajı’nda hiç su kalmaması oldu. Bu tablo karşısında yetkililer ve uzmanlar, acil önlemlerin alınması gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, Tahtalı Barajı’ndaki durumun ciddiyetini vurguladı. Yaşar, Tahtalı Barajı’nın gelecek hafta 2008 yılındaki yüzde 2’lik rekor seviyesinin altına inebileceğini belirterek, “Baraj yüzde 2’lere düşünce 2008 rekoru kırılacak, ekim sonunda da Tahtalı Barajı’nın dibini göreceğiz” ifadelerini kullandı. Bu öngörüler, İzmir’in önümüzdeki süreçte ciddi bir su kıtlığı riskiyle karşı karşıya kalabileceğine işaret etti.
Prof. Dr. Doğan Yaşar, son bir haftada İzmir’e düşen yağışların miktarına değindi. Kent geneline düşen 50 kilogramı aşan yağışın, ekim ayı ortalaması olan 43 kilogramın üzerine çıktığını aktardı. Ancak Yaşar, bu yağışların barajları doldurmak için yeterli olmadığını dile getirerek, “Çok güzel yağdı ancak barajlar dolmadı. Yağmurlar ancak barajdaki düşüşü yavaşlattı. Barajlar, toprak yağmura doyunca dolacak” şeklinde konuştu. Yağışlar öncesinde yüzde 3,4 olan Tahtalı Barajı doluluk oranının, yağışların ardından yüzde 3,06‘ya gerilemesi, yağışların sadece düşüş hızını yavaşlatabildiğini gösterdi.
Yaklaşık 300 milyon metreküplük kapasiteye sahip olan Tahtalı Barajı’nda şu anda sadece 8 milyon metreküp civarında su kaldığını belirten Prof. Dr. Yaşar, barajların genellikle 15 Aralık tarihinden sonra dolmaya başladığını ve o tarihe kadar su seviyesinin düşmeye devam edeceğini ifade etti. Yaşar, 2026 yılında iyi yağışların beklendiğini ancak bunun bile barajı en fazla yüzde 20 oranında doldurabileceğini öngördü. Tahtalı Barajı’ndan günlük ortalama 150 bin metreküp su çekilmesi nedeniyle, uygulanan planlı su kesintilerinin devam etmesinin zorunlu olduğunu vurguladı.
Güzelhisar Barajı’nın dolu olmasına karşın, buradaki suyun ağırlıklı olarak sanayi bölgelerinde kullanıldığı belirtildi. Prof. Dr. Yaşar, “Güzelhisar Barajı sanayi için yapılan bir baraj. Güzelhisar’dan her gün kente düzenli olarak 50 bin metreküp su çekiliyor. Önce sanayinin kendini emniyete alması lazım, orada su biterse sanayi bitecek” diyerek, sanayinin su güvenliğinin de kritik önem taşıdığını hatırlattı. Bu durum, kentin hem içme suyu hem de sanayi için sürdürülebilir su kaynakları bulma arayışını daha da acil hale getirdi.
İzmir’in mevcut su krizine potansiyel bir çözüm olarak Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nden çıkan gri su gündeme getirildi. Prof. Dr. Doğan Yaşar, “Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nden çıkan gri su İzmir’in kurtuluş suyu olabilir” değerlendirmesini yaparak, tesisin her gün ortalama 500 bin metreküp suyu denize bıraktığını vurguladı. Yaşar, bu suyun tarımsal sulamada kullanılması halinde büyük bir su tasarrufu sağlanabileceğine dikkat çekti. İzmir’de her gün yer altından 350 bin metreküp su çekildiği düşünüldüğünde, arıtılmış gri suyun tarıma kazandırılmasıyla yer altı su rezervlerinin korunmasının önemi daha da arttı.
Yaşar, gri suların dünya genelinde tarımda yaygın olarak kullanıldığını ve bu sayede içme suyu kalitesindeki yer altı sularının rezerv olarak saklandığını belirtti. Mevcut kuraklığın belediyeye ciddi bir uyarı niteliği taşıması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Yaşar, “Umarım bu kuraklık belediyeye ciddi bir uyarı olur ve suda artık B ve C planları yapılır” çağrısında bulundu. Bu kapsamda, öncelikli olarak İzmir’deki tüm olası yer altı su kaynaklarının ve yer altı baraj yerlerinin saptanması gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca, Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nden çıkan gri suyun tarım alanlarına kazandırılmasına yönelik projelerin derhal başlatılması gerektiği dile getirildi. Uzmanlar, şu anda ihtiyaç olmasa da gelecekteki olası senaryolar göz önüne alınarak deniz suyu arıtma projelerinin de hazırlanması gerektiğini vurguladı.
Eşinin İhanetini Kanıtlamak İçin Video Çeken Kocaya Yargıtay’dan Beraat Onayı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.