Kuveyt, Katar ve Umman’ı kapsayan Körfez ziyaretini tamamlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dönüş yolunda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, bölgesel ve uluslararası gelişmelerin yanı sıra iç siyasete dair önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle Gazze’deki ateşkesin kalıcılığı, İsrail’e yönelik uluslararası baskı çağrısı ve Türkiye’nin yeniden inşa sürecindeki rolü öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dış politikada Körfez ülkeleriyle ilişkilere büyük önem atfettiklerini belirtti. Bu stratejik önemin, tesis edilen üst düzey mekanizmalar ve imzalanan anlaşmalarla pekiştirildiğini vurgulayan Erdoğan, Körfez İşbirliği Konseyi ile olan ilişkilerin de kritik bir boyut taşıdığını ifade etti. Serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin yeniden başladığını hatırlatan Erdoğan, bu anlaşmanın tamamlanmasıyla hem ticarette hem de karşılıklı yatırımlarda önemli artışlar beklendiğini dile getirdi.
Kuveyt ziyaretinde Emir Şeyh Meş’al ile yapılan görüşmelerde ulaştırma, enerji ve yatırımlar alanlarında 4 yeni belgenin kabul edildiği bildirildi. Geçen yıl imzalanan “Devletten Devlete Satış Protokolü” kapsamında savunma sanayii projelerinin de değerlendirildiği aktarıldı.
Katar’da ise Yüksek Stratejik Komite toplantısının on birinci kez gerçekleştirildiğini belirten Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkilerin her düzeyde mükemmel bir seyir izlediğini kaydetti. Şeyh Temim ile başkanlığını yaptığı komite toplantılarında bölgesel konularda tam bir uyum içinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, Filistin, Suriye ve Afganistan gibi kritik başlıklarda ortak girişimlerin başarılı sonuçlarına şahit olunduğunu ifade etti. Bu ziyarette de 4 yeni belgenin kabul edildiği ve savunma sanayii ile güvenlik iş birliği konularının masaya yatırıldığı belirtildi.
Umman Sultanı Heysem’in daveti üzerine gerçekleştirilen Körfez turunun son ayağında, 20 yıl aradan sonra Umman’ı yeniden ziyaret etmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, geçen yıl kasım ayında Umman’dan Türkiye’ye devlet başkanı düzeyinde ilk resmi ziyaretin gerçekleştiğini hatırlattı. Bu vesileyle ticaret, yatırım, finans, dış politika ve tarım gibi çeşitli alanlarda 10 anlaşma akdedildiği bildirildi. Sultan Heysem ile yapılan ikili ve heyetler arası görüşmelerde savunma başta olmak üzere tüm alanlardaki iş birliğinin değerlendirildiği, ayrıca bölgedeki gelişmeler hakkında kapsamlı fikir teatisinde bulunulduğu aktarıldı. İki ülke arasında bir koordinasyon konseyi kurulmasının kararlaştırıldığı ve savunma sanayii, enerji, teknoloji, sanayi, yatırımlar gibi alanlarda 16 belgenin daha imzalandığı ifade edildi. Geçen sene Umman vatandaşlarına tanınan vize kolaylığına karşılık olarak, Umman tarafının da 01 Kasım itibarıyla Türk vatandaşlarına belirli süreler için vizesiz ziyaret imkanı sunacağı açıklandı.
Ziyaretler sırasında yerli elektrikli otomobil TOGG’un Kuveyt ve Ummanlı muhataplara hediye edildiği, ayrıca savunma şirketlerinin Katar ve Umman’da verimli görüşmeler gerçekleştirdiği belirtildi. Milli Savunma Bakanlığının eş güdümünde, Katar ve Umman ile bir süredir devam eden Eurofighter savaş uçaklarının satın alımı konusunda yürütülen müzakerelerin olumlu yönde seyrettiği ifade edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki ateşkesin güçlükle sağlandığını ve muhafazasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Hamas’ın ateşkese riayet ettiğini ve bu konuda kararlı olduğunu açıkça ifade ettiğini belirten Erdoğan, İsrail’in ise ateşkesi ihlal etmeye devam ettiğini dile getirdi. Erdoğan, bu bağlamda “Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere uluslararası toplumun, İsrail’in ateşkese ve anlaşmaya tam uyumunu sağlama noktasında daha fazla gayret etmeleri lazım. Bu süreçte İsrail’e yönelik yeterli diplomatik baskı şart,” ifadelerini kullandı.
Gazze’nin yeniden ayağa kalkacağına dair kimsenin şüphesi olmaması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı, yardımların kesintisiz erişiminin hayati önem taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin Mısır’a sevkiyatlara ara vermediğini ve devletin yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının TIR’larla yardımları Gazze’ye ulaştırdığını aktardı. 17’nci İyilik Gemisi’nin geçtiğimiz günlerde El-Ariş Limanı’na ulaştığını belirten Erdoğan, İsrail’in uyguladığı insanlık dışı abluka nedeniyle Gazzeli kardeşlerin her şeye ihtiyaç duyduğunu ve Türkiye’nin onların ihtiyaçlarını karşılamak, Gazze’yi yeniden inşa ve ihya etmek için hazırlıklarını sürdürdüğünü ifade etti. Erdoğan, “Artık laf değil, icraat zamanı. Yaptırımlarla silah satışlarının durdurulmasıyla İsrail, verdiği sözü tutmaya zorlanmalı,” şeklinde konuştu.
Gazze’de görev üstlenmesi planlanan güçle ilgili müzakerelerin devam ettiğini ve modalitesinin henüz netleşmediğini belirten Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin Gazze’ye bu konuda her türlü desteği vermeye hazır olduğunu, altyapı çalışmalarının da sürdüğünü kaydetti. Körfez ülkelerine Gazze’nin toparlanması ve imarı yönünde katkı sunmaları için çağrıda bulunduklarını ve Kuveyt, Katar, Umman’da güçlü ve samimi bir irade ile vicdani bir hassasiyet gördüklerini dile getirdi. Özellikle Katar’ın Filistin’e en çok destek veren ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Gazze, İslam dünyası için bir imtihan kağıdıdır. İnşallah bu sınavdan alnımızın akıyla geçecek ve kardeşlerimizin yanında en güçlü şekilde yerimizi alacağız,” dedi. İsrail’in saldırıları nedeniyle Gazze’nin altyapısının yerle bir edildiğini, bu yıkımı kaldırmak için ciddi hafriyat çalışmalarının ve ardından altyapıya yönelik adımların atılması gerektiğini belirten Erdoğan, hastaneler, okullar, ibadethaneler ve fırınların yeniden inşasının kolay bir iş olmadığını, ancak başta Körfez ülkeleri olmak üzere hep birlikte bu adımı atacaklarını ifade etti.
Rusya-Ukrayna krizinin çözümü için İstanbul formülünün hangi aşamada olduğu sorusuna yanıt veren Erdoğan, Türkiye’nin veya İstanbul’un barış vizyonundaki öneminin bir kez daha ortaya çıktığını belirtti. Türkiye’nin her an böyle bir adıma ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı, savaşın sona erdirilmesi için her türlü diyaloğun yararlı olacağını savundu. “En başından beri bunu savunduk, bunun için çalıştık, adil barışın mümkün olduğunu ifade ettik,” diyen Erdoğan, her iki tarafla da iyi ilişkileri bulunan Türkiye’nin güven kazanmış bir ülke olarak bu durumu insanlığın yararına kullanmakta kararlı olduğunu vurguladı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) gerçekleşen seçimlerin ardından Tufan Erhürman’ın kazanması ve Türkiye-KKTC ilişkileri hakkındaki soruyu yanıtlayan Erdoğan, AK Parti iktidarında KKTC ile ilişkilerin bugüne kadar nasıl olduysa bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğini belirtti. Erdoğan, “Bizim Kuzey Kıbrıs’a yan bakmamız, ters bakmamız asla mümkün değil,” diyerek Kıbrıs Türkünün iradesinin çok saygın olduğunu ve bu nedenle seçimi kazanan adayı tebrik ettiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin KKTC’ye yaptığı yatırımlara dikkat çekerek, yeni Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento binalarının inşasının bu samimiyetin göstergesi olduğunu ifade etti. Yeni seçilen yetkililerle Körfez ziyareti sonrası bir araya geleceklerini ve Türkiye-KKTC ilişkilerini etraflıca ele alacaklarını dile getirdi.
NATO eski Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in anılarında kendisiyle yaptığı samimi görüşmelere yer vermesi hakkında konuşan Erdoğan, diplomasi ilişkilerinde bu tür samimi temasların Türkiye’nin tezlerini anlatma noktasında önemli katkı sağladığını düşündüğünü belirtti. Stoltenberg’i olumlu yaklaşımları olan bir isim olarak nitelendiren Erdoğan, “Diplomasinin gereği bu. Onun için de bu tür ilişkiler önem arz ediyor,” ifadelerini kullandı.
Terörsüz Türkiye hedefiyle ilgili DEM Parti’nin son dönemdeki tutumu hakkındaki soruya yanıt veren Erdoğan, “Doğrusu DEM Parti’den bu tür bir yaklaşım olmasını istemezdim,” dedi. DEM Parti heyetini kabul edip bu konuları masaya yatıracaklarını belirten Cumhurbaşkanı, Terörsüz Türkiye’nin tüm ülkeye faydası olduğunu vurgulayarak Diyarbakır’da yaşananları üzüntüyle karşıladığını ifade etti.
Irak ve Suriye tezkeresi oylamasında CHP’nin ret oyu vermesini de değerlendiren Erdoğan, “Irak ve Suriye’de neden bulunduğumuzu artık cümle alem biliyor. Ama Cumhuriyet Halk Partisi hala, biz oralarda niye varız, bunu öğrenemedi. Sıkıntı burada,” dedi. Yürütülen mücadelenin sadece teröre karşı olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin bekasına karşı oynanan oyunu bozma operasyonu olduğunu ifade eden Erdoğan, istikrarsızlığın yaşandığı yerlerde terör örgütlerinin palazlandığını ve buna fırsat verilmemesi gerektiğini belirtti. Eurofighter alımı konusunda Katar ve Umman ile görüşmelerin devam ettiğini ve Hava Kuvvetlerini güçlendirmek istediklerini yineledi.
İstanbul, Ankara, Bursa ve İzmir başta olmak üzere büyükşehirlerde yaşanan su sıkıntısına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuraklığın doğal bir gerçek olduğunu ancak tedbir almamamanın bir yönetim zafiyeti olduğunu belirtti. Bugün yaşanan tablonun ihmallerin sonucu olduğunu ifade eden Erdoğan, “Belediyecilik, billboardlara slogan asmakla, sosyal medyada poz vermekle, algı oluşturmakla yapılmaz,” diyerek geçmişte İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde benzer sıkıntılar yaşadığını ve çözüme kavuşturduğunu hatırlattı. Devlet Su İşlerine (DSİ) gerekli talimatları verdiklerini ve halkı susuz bırakmayacaklarını vurgulayan Erdoğan, yeni barajlar inşa ettiklerini ve mevcut barajları devreye aldıklarını, Melen’den İstanbul’a su aktardıklarını ve deniz altından borularla Anadolu yakasından Avrupa yakasına su naklettiklerini örnek gösterdi.
Son olarak, Beşiktaş Belediyesi’ne yönelik “Aziz İhsan Aktaş davası” olarak bilinen yolsuzluk davası ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bu konudaki açıklamalarına değinen Erdoğan, CHP’nin düşünce yapısının hala “Yassıada” olduğunu ve “iktidara gelirlerse AK Partilileri yargılayacakları” tehdidinin faşizan bir zihniyetin ürünü olduğunu söyledi. “Milletim artık CHP’yi gayet iyi tanıyor. Bunların ‘cambaza bak’ siyasetini çok iyi biliyor,” diyen Erdoğan, “adalet yerini bulsun, kim ne yaptıysa hesabını hukuk önünde versin” anlayışını savunduklarını dile getirdi. CHP’li belediyelerde yaşananların deliller, ispatlar ve bizzat CHP’lilerin itiraflarıyla ortaya konulmaya başlandığını belirten Erdoğan, “Sayın Özel’in tehditleri ‘minareye kılıf hazırlama’ gayretidir, başka bir şey değil,” diyerek sözlerini tamamladı.
Bodrum’da Su Krizi Derinleşiyor Barajlarda Sadece On Günlük Rezerv Kaldı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.