Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen 11. Tıp Kurultayı ve TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında son 23 yılda sağlık alanında elde edilen başarıları değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin bu alanda kaydettiği ilerlemeyi vurgulayarak, “Sağlık alanında büyük bir devrime imza attığımız tartışılmaz bir gerçektir” ifadesini kullandı. Bu prestijli tören, Türkiye’nin sağlık bilimlerindeki gelişimini ve geleceğe yönelik vizyonunu ortaya koydu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törendeki konuşmasında katılımcılara hitaben, Başkent Ankara’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve kurultay sonuçlarının millete hayırlı olmasını temenni etti. Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar’a uzun ömürler dilediği konuşmasında, insanlığın varoluşundan bu yana hastalıklarla mücadele ettiğini ve sağlığın, medeniyetlerin temel meselelerinden biri olduğunu anımsattı. Eski Türk, İslam ve dünya medeniyetlerinde hekimliğin sadece şifa veren değil, aynı zamanda bilgelik ve halden anlama vasıflarını da barındırdığına dikkat çekti.
Konuşmasında kapitalist sistemin tıp alanındaki yaklaşımlarını da eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Para kazanmayı, rantı, çıkarı, kâr hırsını teşvik eden kapitalist sistem, hayatın pek çok alanı gibi tıpla ilgili paradigmayı dönüştürüyor” dedi. Sağlığın her şeyin başı olduğunu belirten Erdoğan, hastalanan her insanın tedavi imkanı bulamadığı bir dünyanın adil ve yaşanabilir olamayacağını vurguladı. İnsan hayatının sömürülemeyeceği gibi, insan sağlığının ve hastalığının da bir pazar metaı olarak görülemeyeceğinin altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de tam iki yıl boyunca hastanelerin bombalanmasına, çocukların ve sağlık çalışanlarının katledilmesine sessiz kalan bir dünyaya atıfta bulunarak, bu tür bir anlayıştan uzaklaşmanın kolay olmayacağını ifade etti. Türk milletinin Yunus Emre’nin “Bir hastaya vardın ise bir yudum su verdin ise, yarın anda karşı gele, hak şarabın içmiş gibi” sözleriyle ifade ettiği gibi, hastaya şifa olma bilincini genlerinde taşıdığını belirtti. Türkiye’nin İbn-i Sina’nın mirasçısı olarak nerede durduğunu idrak etme mecburiyetinde olduğunu vurguladı.
Sağlık sistemindeki gelişmeleri sayısal verilerle de destekleyen Erdoğan, bugün toplam 1 milyon 470 bini aşkın sağlık personeli ile 86 milyon vatandaşa birinci sınıf sağlık hizmeti sunulduğunu bildirdi. 2002 yılından bu yana sağlık personeli sayısının %208 oranında arttırıldığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı, son 1,5 yıl içinde ise 57 bin 404’ü hekim olmak üzere toplam 99 bin 567 yeni atama yapıldığını aktardı. Kamu hastanelerinin %80’inin yenilendiğini veya yeniden inşa edildiğini belirterek, sağlık altyapısındaki modernleşmenin boyutlarını gözler önüne serdi.
Konuşmasında şehir hastaneleri projesinin önemine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın döneminde hayati bir rol üstlenen 25 şehir hastanesinin halihazırda hizmet verdiğini hatırlattı. Ayrıca, 13 şehir hastanesinin yapımının devam ettiğini, 9 şehir hastanesi için ise ihale, proje ve arsa çalışmalarının sürdüğünü kaydetti. Yakın zamanda Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi’nin 300 yataklı ek binası ile Kahramanmaraş 600 yataklı devlet hastanesinin yıl sonuna kadar açılacağını müjdeledi.
Erdoğan, Türk sağlık sisteminin gücü, kabiliyetleri ve şoklara karşı kapasitesinin Covid-19 salgınında net bir şekilde görüldüğünü dile getirdi. Mevcut başarılarla yetinmediklerini, milletten gelen teklif, tenkit ve şikayetler doğrultusunda sağlık sistemini sürekli iyileştirmeye devam ettiklerini ifade etti. Son 23 yılda sağlık alanında atılan tüm adımların bilim insanlarıyla istişare içinde gerçekleştirildiğini sözlerine ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelinen noktanın gurur verici olduğunu ancak hedeflere tam olarak ulaşıldığı anlamına gelmediğini belirtti. Donanım ve sağlık altyapısında dünya genelinde birinci ligde olmanın yeterli olmadığını vurgulayan Erdoğan, vatandaşın sağlık hizmetlerine eşit erişiminde gıpta edilen ülkelerden biri olmanın, hizmetleri devlet olarak ücretsiz karşılamanın ve dünya standartlarının üzerinde doktorlar yetiştirmenin tek başına yeterli olmadığını ifade etti. Asıl hedefin, tıp ve ilaç başta olmak üzere bilimsel araştırmalarda da dünyanın en iyi ülkeleri arasında yer almak olduğunu dile getirdi.
Sağlıkla ilgili hususlarda kapsamlı bir millileşme hamlesine duyulan ihtiyacı sık sık dile getirdiğini anımsatan Erdoğan, tüm kişisel çabalara rağmen bu alandaki hedeflerin hala uzağında olunduğunu kabul etti. Savunma sanayiinde olduğu gibi sağlık sektöründe de içeriden ve dışarıdan çeşitli engellerle karşılaşıldığını ancak bu zorlukların yerli ilaç ve tıbbi cihaz üretiminde de aşılacağını belirtti. Cumhurbaşkanı, “Çalışacağız, geliştireceğiz, hepsinden de öte zorluklar karşısında yılmayacağız” diyerek kararlılık mesajı verdi. Türkiye Yüzyılı’nın sancaktarlarından birinin de doktorlar ve sağlık çalışanları olacağına olan inancını dile getirdi.
Bursa’da Eski Damadını Tüfekle Darbedip Bıçaklayan Baba Oğul Gözaltına Alındı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.