Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Johannesburg kentinde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nin ardından yurda döndüğünde gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu. Küresel meselelerden iç politikaya kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yapan Erdoğan, özellikle terörle mücadelede kararlılık mesajları verdi ve Gazze başta olmak üzere bölgesel sorunlara dikkat çekti.
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ev sahipliğinde “Dayanışma, Eşitlik, Sürdürülebilirlik” temasıyla gerçekleşen G20 Liderler Zirvesi’ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada diplomatik temaslarını sürdürdü. Zirve sonrası yaptığı kapsamlı değerlendirmelerde, özellikle Gazze’deki insanlık dramına ve Filistin meselesine güçlü bir şekilde değindi. Erdoğan, küresel barışın sağlanması için Filistin devletinin kurulmasının elzem olduğunu vurgulayarak, “Başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devleti kurulmadan küresel barış sağlanamaz” ifadelerini kullandı. Zirvede, Gazze’de iki yıl süren vahşetin ardından Türkiye’nin de çabalarıyla sağlanan ateşkesin mutlaka korunması gerektiğini ve bölgenin yeniden imar faaliyetlerinin önemine dikkat çekildiğini belirtti. Ayrıca, en az gelişmiş ülkelerin Birleşmiş Milletler’in 2030 sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde geri kalmaması için ihtiyaç duydukları mali desteğin temin edilmesi gerektiğini vurguladı ve “Kimseyi geride bırakmama” ilkesinin uluslararası topluma rehberlik etmesi gerektiğinin altını çizdi.
G20’nin ilk oturum başlığı olan “Kimseyi geride bırakmadan kapsayıcı ve sürdürülebilir iktisadi büyüme” temasını değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu başlığın yalnızca bir slogan değil, küresel adalet arayışının bir yansıması olduğunu ifade etti. Son yıllarda dünya ekonomisinin salgınlardan sıcak çatışmalara, ticaret savaşlarından göçlere, iklim krizi ve doğal afetlere kadar birçok ağır sınamayla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Türkiye’nin de bu süreçlerden etkilendiğini ancak tüm zorlu imtihanlardan başarıyla çıkarak hızla toparlandığını belirtti. Erdoğan, küresel sürdürülebilir kalkınmanın yalnızca bir ya da iki ülkenin gayretleriyle değil, topyekûn ve kararlı adımlarla sağlanabileceğine inandığını dile getirdi. Bu doğrultuda, uluslararası platformlarda ve ikili görüşmelerde iş birliğinin önemini vurgularken, ekonomilerin çeşitlendirilmesi ve krizlere karşı dirençli hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enerji güvenliği artık bir lüks değil, stratejik bir zorunluluktur” diyerek bu alandaki önceliğin altını çizdi. Ayrıca, sadece belirli ülkelerin kazanması anlayışının sürdürülebilir olmadığını, daha adil bir dünyanın mümkün olduğunu ve büyük devletlerin insanı merkeze alan politikaları samimiyetle yürütmesi gerektiğini kaydetti.
Gazze’deki insani kriz ve İsrail’in saldırgan tutumuna ilişkin sorulan bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası toplumun kararlı, tutarlı ve yaptırım gücü olan bir irade ortaya koyması durumunda İsrail Başbakanı Netanyahu’nun durdurulabileceğine inandığını belirtti. Erdoğan, “Uluslararası toplumun kararlı, tutarlı ve yaptırım gücü olan bir irade ortaya koyması, ben inanıyorum ki; Netanyahu’yu durduracaktır” dedi. İsrail’in sözlerini çiğneyen, çekinmeden cinayet işleyen bir canilikle hareket ettiğini ve Filistinlilere zulmettiğini herkesin görmesi gerektiğini vurguladı. Hamas’ın tüm provokasyonlara karşı büyük bir sabır gösterdiğini ve ateşkese bağlı kaldığını ifade eden Erdoğan, bu ateşkesin eksiksiz uygulanmasının şart olduğunu belirtti. Filistinlilerin Gazze’deki insani felaketle mücadelesine destek olmanın tüm ülkelerin borcu olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı, özellikle İsrail’i bu denli pervasız hale getiren ülkelerin sorumluluk alması gerektiğini söyledi. Birleşmiş Milletler’in bugüne kadar üzerine düşeni yapamadığını, ancak bundan sonra atılacak adımlarla ağırlığını hissettirmesinin şart olduğunu belirtti. İsrail’e yönelik diplomatik baskının artırılması ve engelsiz insani yardımların bölgeye kesintisiz ulaşımının sağlanmasının ertelenemez bir mecburiyet olduğunu vurguladı.
Netanyahu’nun Suriye topraklarındaki askerlerini ziyaret ederek “Türkiye’yi Suriye’de biz durdurduk” mealindeki sözlerine de tepki gösteren Erdoğan, Türkiye’nin defalarca dile getirdiği üzere Suriye’nin toprak bütünlüğünün esas olduğunu vurguladı. Suriye’nin kaderine halkının karar vereceğini belirten Erdoğan, ülkenin milli güvenliği ve huzuru söz konusu olduğunda daha önce atılan adımların herkesçe bilindiğini ve benzeri bir tehditle tekrar karşılaşılması durumunda gereğinin yapılacağını ifade etti. Türkiye’nin kimsenin toprağında ve egemenliğinde gözü olmadığını, bölgenin her karışında barış, huzur ve güvenlik istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail yönetiminin attığı her adımın hukuksuz ve istikrarsızlık kaynağı olduğunu bildiğini kaydetti. Gazetecilere, “Siz İsrail basınının ne yazdığından çok Türkiye’nin ne yaptığına odaklanın” tavsiyesinde bulunan Erdoğan, Türkiye’nin kendi stratejik öncelikleri çerçevesinde neye ihtiyaç duyuyorsa onu yapmaya devam edeceğini vurguladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’ya sunduğu 28 maddelik barış önerisi ve Ukrayna’nın bu öneriye “Egemenliğimiz için büyük tehdit” diyerek karşı çıkması üzerine yöneltilen bir soruya yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna’da barış için zemin oluşmasının uzun zamandır Türkiye’nin de gayret gösterdiği bir konu olduğunu belirtti. Trump ile Ukrayna konusunda çeşitli vesilelerle görüştüklerini ifade eden Erdoğan, “Biz, adil bir barışın kaybedeninin olmayacağını düşünüyoruz” dedi. Adil barışa ulaşmanın yolunun müzakereden ve bir araya gelmekten geçtiği kanaatinde olduklarını dile getiren Erdoğan, sunulan barış planının tarafların meşru beklentilerini ve güvenlik ihtiyaçlarını yeni istikrarsızlıklar doğurmayacak şekilde karşılaması halinde anlaşmanın mümkün olabileceğini kaydetti. Herkesi tatmin eden bir zemin oluşturulursa kalıcı bir çözüm kapısının açılabileceğini ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin daha önce İstanbul’da üstlendiği önemli rol gibi, bugün de aynı yapıcı tavrı sürdürmeye hazır olduğunu vurguladı.
Mecliste oluşturulan Milli Birlik ve Dayanışma Kardeşlik Demokrasi Komisyonu’nun İmralı’ya gitme kararı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) heyette yer almama kararına ilişkin bir soruya yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak “Terörsüz Türkiye” çalışmalarını eşgüdüm içinde yürüttüklerini belirtti. Bu çalışma modeli ile sürecin bugüne kadar kazasız belasız getirildiğini ifade eden Erdoğan, Mecliste kurulan komisyonun farklı siyasi partilerin sürece dahil olması ve katkı vermesi açısından çok önemli olduğunu dile getirdi. Erdoğan, komisyonun aldığı son kararı, sürecin önünü açan, sürece katkı sunacak ve terörün tasfiyesini hızlandıracak bir karar olarak değerlendirdiklerini vurgulayarak, “Komisyonun aldığı en son kararı, sürecin önünü açan, sürece katkı sunacak, terörün tasfiyesini hızlandıracak bir karar olarak değerlendiriyoruz” dedi. Parti adına Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın görevlendirildiğini, kendisinin uzun yıllar bu meseleyi çalışmış ve daha önce Akil İnsanlar Heyetinde yer almış bir isim olduğunu hatırlattı. Terörsüz Türkiye menziline varana kadar sabırla, samimiyetle, cesaretle ve kararlılıkla hareket etmeye devam edeceklerini ifade etti.
Belediyelerin imkan ve kaynaklarının çıkar amaçlı suç örgütleri tarafından kullanıldığına dair somut tespit, iddia ve iddianamelerle karşı karşıya kalınmasına ilişkin soruları da yanıtlayan Erdoğan, belediyelerin milletin emaneti olduğunu ve bu emanete el uzatmaya yeltenenlerin ellerini kırmanın devletin en temel vazifesi olduğunu belirtti. Milletin bir kuruşunun dahi kimsenin çetelerine, çıkar gruplarına peşkeş çekilmesine izin vermediklerini ve bundan sonra da vermeyeceklerini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Başkanı’nın rüşvet iddialarına ilişkin açıklamalarına değinerek, “Sayın Kılıçdaroğlu da görüyoruz ki; koyunlarında besledikleri yılanlardan rahatsız olmuş ve isyan etmiştir” yorumunda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi rüşvet, irtikap, hırsızlık, yolsuzluk girdabına sürükleyen anlayıştan rahatsız olduğunu ifade ettiğini hatırlatan Erdoğan, bunun bir rüşvet çarkının varlığını bizzat kendisinin de kabul ettiğini gösterdiğini söyledi. Erdoğan, bugün CHP yönetiminin tek gündeminin yargının önündeki korkunç iddiaları perdelemek, dikkatleri başka yönlere çekmek ve gürültü çıkararak partinin içine düştüğü bataklığın görülmesini engellemek olduğunu iddia etti.
Deprem bölgesinde 350 bininci konutun teslim edildiğini hatırlatarak, “Asrın felaketinin” ardından yıkılan şehirlerin hızla ayağa kaldırıldığını belirtti. Muhalefetin verilen sözlerin tutulmadığı ve yapılması gerekenlerin yapılmadığı yönündeki eleştirilerine sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllardır milletimize muhalefetin gerçekleri görmediğini, hakikatleri işitmediğini ve doğruları söylemediğini anlattıklarını ifade etti. Erdoğan, “Halep oradaysa arşın burada. Gidin asrın felaketinin yıktığı şehirlerimizin nasıl ayağa kalktığını görün” diyerek yapılan çalışmaları yerinde görmeye davet etti. Muhalefetin depremzedelere sadece oy istemeye gittiğini ve milletin durumuyla zerre kadar ilgilenmediğini iddia eden Erdoğan, seçim zamanı depremzedelerin kendilerini seçmeyince onlara ağır hakaretlerle saldırdıklarını hatırlattı. Ayrıca, temel belediyecilik hizmetini dahi veremeyen CHP’nin en büyük şehirleri trafiğe, susuzluğa mahkûm ettiğini ve çöplerini toplayamadığını belirterek, milletin CHP’nin sözüne asla itibar etmeyeceğini vurguladı.
Dünyada yeni ittifaklar oluşurken Türkiye’nin “yükselen güç” olarak öne çıkabileceği başlıca stratejik gelişme alanları ve planlanan yeni hamleler hakkında da açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgemizin ve dünyanın parlayan yıldızı olduğunu belirtti. Ülkeyi her alanda kalkındırmak için gayret gösterdiklerini ifade eden Erdoğan, bir ülkenin gücünün kendi ayakları üzerinde durmasıyla ölçüldüğünü söyledi. “Biz kendi yolumuzu çiziyoruz, kendi kaderimizi kendi ellerimizle inşa ediyoruz” diyen Erdoğan, Türkiye’nin potansiyelinin farkında olduklarını ve bunu harekete geçirmek için çaba gösterdiklerini dile getirdi. Yüksek teknoloji, enerji, araştırma-geliştirme gibi alanlarda yerli üretim kapasitesini artırmanın temel amaçları arasında olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, kendi tankımızı, uçağımızı, insansız hava aracımızı ürettiklerini hatırlattı. Sağlam bir aile yapısının korunmasını ve aileye yönelik saldırıların bertaraf edilmesini son derece önemsediklerini ifade eden Erdoğan, her alanda bugünü değil, geleceği, 50 yıl sonrasını, 100 yıl sonrasını düşünerek adımlar attıklarını vurguladı. Devraldıkları Türkiye ile bugünün Türkiye’si arasında uçurum olduğunu belirten Erdoğan, gelecek nesillere devredecekleri Türkiye’nin de bugünün çok daha ilerisinde olacağını sözlerine ekledi.
İzmirde Hastanede Hemşireye Saldırı Japon Hastaya Adli Para Cezası
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.