Son dönemde Türkiye’nin hazır giyim ve tekstil sektöründe yaşanan zorluklar, ülke ekonomisinin gündemine önemli bir konu olarak damgasını vurdu. Sektör temsilcileri, özellikle Mısır gibi düşük iş gücü maliyetine sahip ülkelere karşı pazar payı kaybedildiğini sıklıkla dile getiriyordu. Bu kritik konjonktürde, köklü geçmişiyle öne çıkan Desa’nın Yönetim Kurulu Başkanı Melih Çelet ve CEO’su Burak Çelet, firmanın geçmişini, bugünkü durumunu ve gelecek vizyonunu içeren kapsamlı açıklamalarda bulundu. Hem 53 yıllık tecrübeyle donanmış Melih Çelet hem de babasından bayrağı devralan Burak Çelet, sektördeki mevcut sıkıntılara değinmekle birlikte, Desa’nın izlediği stratejiyi detaylandırarak aslında tüm sektöre uygulanabilir bir yol haritası sundu.
Melih Çelet, Türkiye’nin tekstil sektöründen tamamen vazgeçmek zorunda olmadığını vurgulayarak önemli bir perspektif ortaya koydu. Çelet, açıklamasında, “Fransa ve İtalya gibi ülkeler de hala giyim ve deri ihracatı gerçekleştiriyor. Bu sektörde katma değer üretmemiz gerekiyor. Herkesin uçak üretmesini bekleyemezsiniz” ifadelerini kullandı. Bu sözler, nicelikten ziyade niteliğe odaklanma gerekliliğinin altını çizdi. Elbette markalaşmak ve güçlü bir küresel itibar inşa etmek, uzun yıllar süren ve sabır gerektiren bir süreçtir. Bu noktada Desa CEO’su Burak Çelet, katma değerli üretim için mutlak surette kendi markasına sahip olmanın şart olmadığına dikkat çekti. Çelet, ‘ara istasyon’ olarak nitelendirdiği bir yaklaşımla, lüks ve tanınmış küresel markalarla iş birliğine gidilebileceğini belirtti. Bu tür iş birliklerinin ülke ihracatına hızlı ve somut katkılar sağlayabileceğini vurgulayan Çelet, “Böyle bir markayla işbirliğine gittiğinizde ülke ihracatına bir anda 50 milyon Dolar katkı sunabiliyorsunuz” değerlendirmesinde bulundu.
Desa, yıllar içinde birçok farklı küresel markayla başarılı iş birliklerine imza atsa da, kendi markalaşma yolunda da önemli hedeflere ulaşmış bir firma olarak öne çıkıyor. Günümüzde Desa ürünleri, 34 farklı ülkede toplamda 120 noktada tüketicilerle buluşuyor. Firmanın Sefaköy, Düzce, Çorlu ve İtalya’da modern üretim tesisleri bulunuyor.
Desa’nın üretim merkezleri arasında en dikkat çekici ve stratejik olanı, son dönemde gerçekleştirdiği İtalya yatırımıdır. Ancak İtalya’daki bu önemli adımı tam anlamıyla kavrayabilmek için, Desa’nın Düzce’deki kuruluş hikayesini ve Çin’e yönelik stratejik kararını hatırlamak gerekiyor. Burak Çelet, 2000’li yılların başlarında Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne katılmasıyla birlikte babası Melih Çelet tarafından potansiyel yatırım fırsatlarını araştırmak üzere bu ülkeye gönderildiğini aktardı. Çelet, o günlerde aldığı kararı şu sözlerle özetledi: “Yaklaşık 1.5 ay orada kaldım ve dönünce dedim ki; ‘Burada yatırım yaparsak benim Çin’de yaşamam gerekiyor ve ben bunu istemiyorum.’ Ancak daha önemlisi, burada fabrika kurarsak bir süre sonra üretimi (Çinlilere) kaptırabileceğimizi düşündüm.” Bu vizyoner kararın ardından Desa, Çin’de yatırım yapmaktan vazgeçti ve 1999 Marmara depremi sonrasında teşvik bölgesi ilan edilen Düzce’de bir tesis kurma kararı aldı. 2020’li yıllara gelindiğinde ise Desa, markalaşma yolculuğunda daha da ileri bir adım atarak İtalya’nın modanın kalbi olarak bilinen Toskana bölgesinde bir fabrika satın aldı. Burak Çelet, bu tesis için 1.5 milyon Euro ödediklerini ve toplam yatırım tutarının 5 milyon Euro’yu bulduğunu ifade etti.
Burak Çelet’in aktardığı bilgilere göre, Desa’nın İtalya’daki üretim tesisi, sanayiden ziyade turizm ve tarım faaliyetlerinin yoğun olduğu bir bölgede yer alıyor. Bu durum, Desa’nın farklı sektörlerden gelen insanları istihdam ederek özel eğitimler vermesini gerektirdi. İşte tam bu noktada, yıllardır Düzce’deki insan kaynağına yapılan yatırımın önemi ortaya çıktı. Burak Çelet, Düzce’de bugüne kadar yaklaşık 5 bin kişiye eğitim verdiklerini belirterek, “Düzce’de yetişenler gitti ve İtalyanları eğitti” dedi. Modanın ve giyimin dünya merkezi olan İtalya’da, kendi yetiştirdikleri personelin İtalyanlara ‘işi öğretmesinin’ gurur verici olduğunu dile getiren Melih Çelet ise bu durumu ustalıkla “tereciye tere sattık” şeklinde ifade etti.
Burak Çelet, İtalya yatırımının detaylarını anlatırken, sektörde Mısır gibi ülkelere doğru bir kayma olduğunun hatırlatılması üzerine, maliyet odaklı rekabetin sürdürülemezliğini vurguladı. Çelet, bu konuya ilişkin olarak “Ucuzun sonu yok. Bugün Mısır’a gidiyorsunuz. Oradan sonra da Kamboçya’ya mı gideceksiniz?” şeklinde bir cevap verdi. Eğer yeni bir yatırım yapacak olsalar, Mısır’a değil, Fransa’ya yöneleceklerini belirtti. Çelet, Fransa örneğini şirketin vizyonunu anlatmak amacıyla kullandığını ve halihazırda bu ülkeye yönelik somut bir yatırım planı olmadığını da sözlerine ekledi.
İtalya’da üretim yapmanın getirdiği avantajlardan da bahseden Burak Çelet, bu avantajların yalnızca ‘Made in Italy’ etiketiyle sınırlı olmadığını dile getirdi. Çelet, İtalya’daki üretim tesislerini ziyaret eden küresel markaların aynı zamanda Türkiye’deki tesislerinden de sipariş vermeye başladığını belirterek, “İtalya’daki tesis aynı anda bizim pazarlama yüzümüz” dedi. Desa’nın İtalya’daki yatırımlarının etkisiyle Milano Moda Haftası’nda podyumda yer aldıklarını gururla ifade eden Burak Çelet, bu prestijli etkinlikte hiçbir Çinli markayı göremediğini de sözlerine ekledi.
Desa Yönetim Kurulu Başkanı Melih Çelet, son dönemde yaşanan ekonomik zorluklara rağmen iç pazarın canlılığını koruduğunu ve perakende sektöründe bir düşüş yerine tam aksine bir yükseliş trendi izlediklerini belirtti. Desa’nın mali açıdan oldukça sağlam bir konumda bulunduğunu vurgulayan Çelet, bu durumun en önemli nedenlerinden birinin “yükümlülüklerimizin düşük olması” olduğunu dile getirdi. Başka bir deyişle, hem yurt içi hem de küresel ölçekte ekonomik dalgalanmaların yaşandığı bu döneme Desa, ciddi bir borç yükü olmadan girmişti. Burak Çelet, yönetim dümenini devralmasına rağmen babası Melih Çelet’in her gün işe geldiğini belirterek, “Bu beni de çok rahatlatıyor. Melih Bey’in bizlere öğrettiği gibi hep dağın ardında ne olduğunu görmeye çalışarak iş yapıyoruz. ‘Çatı yağmur yağmazken tamir edilir’ anlayışıyla hareket ediyoruz” ifadeleriyle şirketin proaktif yönetim felsefesini anlattı.
Melih Çelet de kendi yaşamındaki önemli dönüm noktalarından birinin 1994 yılında yaşandığını paylaştı. Çiller hükümeti döneminde yaşanan ekonomik krizin zorlu bir süreç olduğunu belirten Çelet, o günleri şu sözlerle hatırlattı: “O dönem bankalar evime haciz yolladı. Bunun üzerine ‘adresi Türkiye’de ancak küresel bir marka olmalıyız’ dedim.” Bu deneyim, Desa’nın küresel bir vizyon benimsemesine ve uluslararası pazarlara açılmasına giden yolu açtı.
Melih Çelet ve Desa’nın 1994 krizinden çıkardığı dersler, 2001 krizini çok daha az hasarla atlatmalarına yardımcı oldu. Melih Çelet’in çok daha eskiye dayanan, derinlemesine tecrübeleri ve anıları bulunuyor. Desa’nın 53 yıllık üretim ve markalaşma serüveni, Nuri Çolakoğlu tarafından kaleme alınan ‘Olmazı Oldurmak’ isimli kitapta detaylı bir şekilde anlatıldı. Kitap, Çelet’in ders niteliğindeki kişisel hikayesini sunarken, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik gelişimine ilişkin de önemli tarihsel bilgiler içeriyor.
Melih Çelet, uzun yıllardır iş birliği yaptıkları küresel bavul ve çanta devi Samsonite markasını da Türkiye’de üretim yapmaya ikna ettiklerini duyurdu. Samsonite üretimi için Düzce’de hazır bir arazilerinin olduğunu belirten Çelet, bu önemli fabrika yatırımı için “doğru zamanı bekliyoruz” diyerek geleceğe yönelik stratejik planlarını da paylaştı.
Türkiye’de 20 Yıl Primle Emeklilik Avrupa Ortalamasının Çok Altında
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.