a
  • Tek Sayfa Haber
  • Gündem
  • Hakan Fidan AB Vize Uygulamalarını Ve Üyelik Sürecindeki Siyasi İrade Eksikliğini Vurguladı

Hakan Fidan AB Vize Uygulamalarını Ve Üyelik Sürecindeki Siyasi İrade Eksikliğini Vurguladı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ermenistan'la normalleşmeye ilişkin, Türkiye'nin bu konuyla ilgili defalarca ilan edilmiş bir politikasının olduğunu...

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Dışişleri Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi görüşmeleri esnasında milletvekillerinin sorularını ve eleştirilerini yanıtlayan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, kritik açıklamalarda bulundu. Demokrasinin farklı görüşlerin varlığını temel bir gerçeği olarak gördüğünü belirten Bakan Fidan, milletvekillerinin Türkiye’nin iyiliğini ve daha ileriye gitmesini arzu ettiğine dikkat çekti.


Bütçe Tartışmaları Ve Özel Kalem Açıklaması

Bakan Fidan, Komisyon’da milletvekillerinin Bakanlığın Özel Kalem Müdürlüğü’ne ayrılan bütçeye yönelik eleştirilerine açıklık getirdi. Fidan, söz konusu bütçe kaleminin aslında planlanan önemli uluslararası etkinlikler için ayrılmış olduğunu belirtti. “O para, şimdi önergeyle değiştireceğiz, yapılacak NATO Zirvesi’nin parasını nereye koyalım demişler, Özel Kalem’e koymuşlar. Antalya Diplomasi Forumu’nu da oraya koymuşlar. Bu paralar, oraya ait paralar.” ifadelerini kullandı. Bakan Fidan, bu durumun düzeltilmesi adına talimat verdiğini ve paraların Protokol Genel Müdürlüğü bütçesine aktarılacağını vurguladı. Komisyon Başkanı Mehmet Muş’un bilgisine sunduğu ve AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan önerge, oy çokluğuyla kabul edildi. Böylece, 2026 yılında Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için belirlenen ödenek, Protokol ve Diplomatik İşlemler Genel Müdürlüğü’nün ilgili tertibine resmen aktarıldı.


Bakanlıktaki Kadro Yapısı Ve Liyakat Vurgusu

Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki kadro yapısına yönelik eleştirilere de yanıt veren Bakan Fidan, Bakanlıktaki liyakat ilkesini ve atamaların kariyerden gelen diplomatlar tarafından gerçekleştirildiğini özellikle vurguladı. Fidan, “Şu anda Dışişleri Bakanlığı’nın bütün genel müdürleri yanımda görev yapan… Liyakatten bahsettiler, dışarıdan atama vesaire. Şu anda diplomatik konularla ilgili genel müdürlerin ve genel müdür yardımcılarının hepsi kariyerden gelen arkadaşlar.” şeklinde konuştu. Dışarıdan büyükelçi atamasının demokrasilerde siyasi bir tasarruf meselesi olduğunu kabul etmekle birlikte, Bakanlığın içerisinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı olup da atanma sırası gelmiş ve atanmamış hiçbir personel bulunmadığını dile getirdi. Bakan Fidan, uzmanlık gerektiren daimi birimler için yapılan dışarıdan atamaların ise Bakanlığın profesyonel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapıldığını, örneğin bir bilgi işlemci atanacaksa, o görevin gerektirdiği uzmanlığa sahip bir kişinin getirileceğini ve bunun diplomat yapılmayacağını ifade etti. Fidan ayrıca, Dışişleri Bakanlığı’nın sistem içerisinde en fazla kadın yönetici ve kadın personel yüzdesine sahip bakanlıklardan biri olduğunu ve kendi bakanlığı döneminde ilk kez bir kadın meslektaşın, Dışişleri Bakan Yardımcısı Ayşe Berris Ekinci’nin, en üst unvana kariyerden atandığını gururla belirtti.


Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı’nın Faaliyetleri

Dışişleri Bakanlığı’nı Güçlendirme Vakfı’na ilişkin soruları da yanıtlayan Bakan Fidan, Vakfın kuruluş sürecini ve faaliyetlerini detaylandırdı. Vakfın Meclis onayı sonrası hayata geçtiğini, ancak Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri tarafından Anayasa Mahkemesi’ne taşındığını anımsattı. Fidan, iptali istenen hemen hemen tüm maddelerle ilgili olarak Anayasa Mahkemesi heyetine bizzat çıktığını ve iki buçuk saat süren bir sunumla Vakfa neden ihtiyaç duyulduğunu, kuruluş perspektifini ve niyetini anlattığını belirtti. Vakfın faaliyetlerine hemen başladığını ve özellikle vize hizmetleri alanında ticari bir şirket kurduğunu aktaran Fidan, bu ticari faaliyetlerin önemine değindi. Daha önce Meclis tarafından kabul edilen bir kanunla vize işlemlerinin belli şirketlere verildiğini ve bu şirketlerin gelirlerinin bir kısmını Hazineye göndererek Dışişleri Bakanlığı’nda kullanılmak üzere aktardıklarını hatırlattı. Bakan Fidan, “Biz de dedik yani böyle bir alan var. Bakanlığımızın da gelire ihtiyacı var belli alanlarda, onun için bir vakıf üzerinden hem diğer teşkilata desteği hem de bu vize gelirlerinden istifadeyi hayata geçirelim.” diyerek Vakfın amacını açıkladı. Kurulan vize şirketinin mevcut firmalarla görüşmeler halinde olduğunu ve 2026’dan sonra bitecek sözleşmelerle ilgili çalışmaların devam ettiğini belirten Fidan, Vakıf’la sadece gelir elde etmenin değil, aynı zamanda vize sürecine disiplin ve kontrol getirmenin de hedeflendiğini kaydetti. Türkiye’ye her yıl 60 milyondan fazla insanın geldiğini ve çoğunun vize uygulamasıyla giriş yaptığını belirten Fidan, vize verirken talep eden ülkelerin perspektifiyle yaklaşıldığının altını çizdi.


Avrupa Birliği İle Vize Sorunu Ve Üyelik Süreci

Bakan Fidan, Türkiye için vize meselesinin stratejik önemine vurgu yaparak, özellikle Avrupa Birliği (AB) ile yaşanan sorunlara değindi. İlk kez tüm başkonsolosların toplandığı bir çalıştay düzenlendiğini ve Konsolosluk hizmetleri ile vize işlemlerinin ayrı genel müdürlükler altında uzmanlaştırılarak daha iyi yönetildiğini aktardı. Fidan, “Bir tane kapı var vizeyle ilgili problemimizin olduğu; Avrupa Birliği (AB) kapısı.” sözleriyle, asıl sorunun AB ülkelerinin ortak veri tabanı, ortak kriterler, kontrol mekanizmaları ve kotalar üzerinden hareket etmesinden kaynaklandığını belirtti. Fidan, pasaportun itibarsızlaşması gibi ifadelerin abartılı olduğunu ifade etti.

AB’nin vize sınırlamalarının temelinde kendi içindeki göç meselesinin yattığını belirten Fidan, aşırı sağın yükselişinin göçmen hareketleriyle ilişkilendirildiğini ifade etti. Özellikle Müslüman göçmenlere yönelik “adı konmamış örtülü birtakım uygulamaların” Avrupa ülkeleri tarafından hayata geçirildiğini dile getirdi. Bakan Fidan, bu durumun Türkiye-AB ilişkilerinde ciddi bir anomali oluşturduğunu ve vize serbestisinin karşılıklı bağımlılık ve hareketlilik için elzem olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin AB üyeliği sürecine dair ise Fidan, AB’nin Türkiye’yi fasıllardaki kriterler üzerinden değerlendirmesinin normal olduğunu, ancak “2007’de bu irade donduruldu” diyerek siyasi irade eksikliğine dikkat çekti. Avrupa’nın Müslüman bir ülkeyi kendi içerisine almama konusunda bir irade ortaya koyduğunu savunan Fidan, bu konuda Fransa’nın daha net bir irade sergilediğini, Almanya’nın ise sessiz kaldığını belirtti. Fidan, Türkiye’nin bazı hatalarının düzeltilebileceğini ancak bunun AB ile üyelik ilişkisinde karşılaşılan anomaliyi değiştirmediğini ifade etti. AB’nin “Biz Türkiye’yi şu gerekli şartları karşıladığı zaman kendi içimize almaya hazırız. Biz sadece ulus üstü bir yapı değil, medeniyetler üstü bir yapı olmaya ve 21. yüzyılda insanlığın ihtiyaç duyduğu vizyonu ortaya koymaya hazır bir yapıyız.” diyerek bir irade ortaya koyması gerektiğini belirtti.


Ermenistan’la Normalleşme Sürecinde Şartlar

Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesine ilişkin politikayı da dile getiren Bakan Fidan, bunun Azerbaycan’la Ermenistan nihai barış anlaşmasına imza attıkları zaman gerçekleşeceğini yineledi. Fidan, bu yaklaşımın, Ermenistan’ın bölgede barış için istekli olmasının ve Türkiye ile ilişkilerini normalleştirme iradesi göstermesinin en büyük sebebi olduğunu belirtti. Güney Kafkasya’da donmuş bir çatışma istemediklerini vurgulayan Fidan, şu an itibarıyla ilişkilerin normalleştirilmesinin Ermenistan’ın Azerbaycan’la barış anlaşmasını imzalaması için gerekli olan motivasyonu ortadan kaldırabileceği riskine işaret etti.

İki ülkenin Washington’da anlaşmaya paraf attığını ancak Zengezur Koridoru meselesi ve Ermeni anayasasındaki bazı hususlar gibi iki önemli noktanın henüz çözüme kavuşturulmadığını dile getirdi. Bu hususların aşılması ve Azerbaycan’ın nihai anlaşmaya imza atmasıyla Türkiye’nin de Ermenistan ile sınır kapılarını açacağını belirtti. Zengezur Koridoru’nun stratejik önemine değinen Fidan, bu koridorun Nahçıvan ile Azerbaycan’ı birleştireceğini ve Avrupa’dan gelen transit rotanın önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Türkiye’nin mevcut ticari rotalarını Gürcistan ve İran üzerinden Orta Asya, Kafkasya ve Rusya ile sürdürdüğünü ancak Zengezur Koridoru’nun Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki tartışmanın ana konusu olmayı sürdürdüğünü ekledi.


Kıbrıs Meselesine Tarihsel Bakış

Komisyonda DEM Parti milletvekillerinin Kıbrıs meselesine ilişkin açıklamalarına değinen Bakan Fidan, “DEM’in Kıbrıs konusunda kapsamlı bir açıklama yapması aslında konuların nereye geldiğini de gösteriyor. Güzel bir şey. Yani ilk defa Suriye dışında bir şey konuştunuz. Onun için tebrik ediyorum.” ifadeleriyle bu çıkışı değerlendirdi. Fidan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığının Türkiye için tarihsel bir zorunluluk olduğunu güçlü bir şekilde vurguladı.


Bütçeler Oy Birliğiyle Kabul Edildi

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Dışişleri Bakanlığının yanı sıra Avrupa Birliği Başkanlığı ve Türk Akreditasyon Kurumunun 2026 yılı bütçeleri, görüşmelerin tamamlanmasının ardından oy birliğiyle kabul edildi.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

CHP Lideri Özelden Milli Dayanışma Komisyonu Toplantısı Hakkında Kritik Açıklama

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.