Ülkeyi derin bir yasa boğan uçak kazasının ardından, olayın nedenleri konusunda yoğun bir araştırma süreci devam ederken, uzmanlar hurriyet.com.tr için çeşitli iddiaları kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. Özellikle pilotlardan herhangi bir ikaz gelmemesi, kazanın aniden ve beklenmedik bir biçimde meydana geldiğine dair önemli bir ipucu olarak öne çıktı. Bu durum, teknik arızadan dış müdahaleye kadar geniş bir yelpazede senaryoların ele alınmasına neden oldu.
Dr. Öğretim Üyesi Osman Nuri Sunar, Türk Hava Kuvvetleri envanterinde uzun yıllardır görev yapan C130 uçaklarının, kendilerini kanıtlamış güvenilir hava araçları olduğuna dikkat çekti. Sunar, uçağın bilinen bir rotada seyrettiğini ve pilotların bu rotada tecrübeli olduğunu belirterek, pilotaj eğitimleri konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığını ifade etti. Kaza nedenleri arasında teknik aksaklıklar, pilotaj hataları ve olumsuz hava koşulları gibi klasik faktörlerin her zaman değerlendirildiğini söyleyen Sunar, “Bir de olmasını hiç istemediğimiz ancak bu tür olaylarda hep konuşulan, fiziki olarak içeriden ya da dışarıdan bir etkinin olması söz konusu” dedi. Sunar, “içeriden” bir etki olarak, tehlikeli madde taşıma kısıtlamalarına rağmen askeri havacılıkta savunma ihtiyaçları doğrultusunda taşınabilen silah veya mühimmatın bir tetikleyici olabileceği ihtimalini dile getirdi. Ayrıca, kargo uçağı olmasının getirdiği bir risk olarak yükün kayması veya yer değiştirmesinin, özellikle hava koşullarından kaynaklanan bir dengesizlik anında uçağı zor duruma sokabileceğini vurguladı. Dr. Sunar, “Yükün kayması, dengenin bozulması ve toparlanamaması sonucunda havada buna bağlı olarak bazı fiziki durumların söz konusu olması mümkün. Bunların hepsinin incelenmesi lazım” diyerek detaylı bir soruşturmanın önemini belirtti.
Emekli Hava Korgeneral Dr. Erdoğan Karakuş ise uçağın düşüş nedeni hakkında farklı bir tahmin ortaya koydu. Karakuş, uçağın bir motorunun koptuğunu, bu durumun diğer motoru da etkilediğini ve kalan motorlarla dahi ciddi sıkıntılar yaşandığını düşündüğünü belirtti. Dr. Karakuş, “Ben motorun koparak kokpit kısmını parçaladığını, önden giren havanın basınç farkı yüzünden kuyruk kısmını da parçaladığını tahmin ediyorum. ABD’de de benzer bir kaza olmuştu. ABD’deki kazada motoru tutan yan sanayi parçanın kopmuş olabileceği belirtilmişti. Dediğim gibi bu tarz kazalar ABD’de de oluyor” ifadelerini kullanarak benzer vakaların uluslararası havacılık tarihinde de görüldüğüne işaret etti.
Emekli Hava Korgeneral Dr. Karakuş, uçağın vurulmuş olabileceği yönündeki spekülasyonlara da temkinli yaklaştı. Kesin bir şey söylemenin bu aşamada mümkün olmadığını ancak ihtimal dışı da olmadığını ifade eden Karakuş, bölgedeki mevcut jeopolitik gerilimlere dikkat çekti. Özellikle Türkiye ile Azerbaycan’ı bağlayacak Zengezur Koridoru’nun açılmasının bölgede büyük bir sıkıntı yarattığını, Rusya’nın bu koridorun açılmasına karşı çıktığını ve Ermenistan içinde de koridor karşıtlarının bulunduğunu belirtti. Karakuş ayrıca, Ermenistan’ın Hindistan’dan yeni hava savunma sistemleri almasını ve uçağın Ermenistan sınırına çok yakın bir noktadan geçmesini göz önünde bulundurarak, bu tür bir ihtimalin tamamen göz ardı edilemeyeceğini ifade etti. Gürcistan içindeki ABD ve Rusya taraftarları arasındaki gerilimin de bölgesel dinamiklerde rol oynadığını ekledi.
Dr. Karakuş, dış müdahale ihtimali değerlendirilirken tarihten de iki olayı hatırlattı. Bunlardan ilki, 1976 yılında Kars’ta bir Türk savaş uçağının Sovyetler Birliği tarafından düşürülmesi olayıydı. Karakuş, “Sovyetler Birliği, Ermeni bir erin Türklere kızdığı için uçağı SA füzesi ile vurduğunu açıkladı ve olay bu şekilde kapandı” dedi. İkinci örnek olarak ise, Ege Denizi’nde yaşanan ve beş şehit verdiğimiz Muavenet gemisinin ABD gemisi tarafından vurulması olayını hatırlatarak, “Bu tür şeyler her an olabiliyor. Belli bir araştırma yapılmadan bir yorum yapamam. Ama olmama ihtimali yok da diyemeyiz” ifadeleriyle konunun hassasiyetini vurguladı.
Kazanın nedeni hakkında süregelen bilgi kirliliğinin, kara kutu deşifresiyle netleşeceği belirtiliyor. Dr. Öğretim Üyesi Sunar, “Ana konu yani uçağın düşüşüne sebep olan konu çok kısa bir sürede netleşir. Ondan sonra detayların incelenmesi gerekir. Yani herhangi bir patlayıcı iziyle ya da dışarıdan herhangi bir müdahaleyle ilgili ihtimaller çok çabuk netleşir diye düşünüyorum. Orada emareler çok fazladır” diyerek, ana nedenin kısa sürede ortaya çıkacağını öngördü. Ancak, paylaşılan görüntülerdeki uçağın bütünlüğünün bozulmuş ve yanmış olması nedeniyle, yük kayması veya stall gibi durumların emarelerinin enkazdan çıkarılmasının zor olabileceğini, bu noktada kara kutudaki ses kayıt ve veri kayıt cihazlarının deşifresinin bekleneceğini sözlerine ekledi.
Emekli Hava Korgeneral Dr. Karakuş da kara kutunun hızlıca bulunacağını belirterek, “Bu uçakların modernizasyonunu biz yaptık. Bizim koyduğumuz kara kutuysa zaten deşifresi hemen yapılır. ABD malı kara kutu ise uçağı üreten firma ile karşılıklı işbirliği içerisinde kara kutu kısa zamanda çözülür” diyerek deşifre sürecine dair bilgi verdi.
Dr. Öğretim Üyesi Sunar, kazaya ilişkin en dikkat çekici ayrıntılardan birinin, pilotlardan herhangi bir ikazın gelmemesi olduğunu vurguladı. Sunar, “Herhangi bir ikaz yok pilotlardan. Çok ani gelişen bir durum. Bir mecburi iniş teşebbüsü ve buna benzer bir şeyden bahsedilmiyor. Bu dikkat çekici bir şey. Olayın ani geliştiğini, birdenbire olduğunu gösteriyor bize. Bunun incelenmesi önemli olabilir” sözleriyle, olayın ani ve beklenmedik bir şekilde meydana geldiğinin altını çizdi. Bu durum, pilotların müdahale etmeye veya durumu rapor etmeye zaman bulamadığı, dolayısıyla potansiyel olarak çok hızlı gelişen bir felaket senaryosunu işaret ediyor.
Kazanın ardından uçağın yaşına dair tartışmalar da gündeme geldi. Emekli Hava Korgeneral Dr. Karakuş, havacılıkta bir uçağın yaşından ziyade, yapılan bakım ve modernizasyonun kritik önem taşıdığını belirtti. ABD’de çok daha yaşlı B-52’ler gibi uçakların hala faal olarak kullanıldığını hatırlatan Karakuş, Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki F-4 savaş uçaklarının Türkiye’ye gelişinin 50’nci yılını kutladığını ve bazı F-4’lerin 2044 yılına kadar uçabilecek gövde ömrüne sahip olacak şekilde modernizasyon geçirdiğini ifade etti.
Dr. Karakuş, Türk Hava Kuvvetleri’nin bakım kabiliyetlerinin üstünlüğüne dikkat çekerek çarpıcı bir örnek verdi. Kendi Lojistik Komutanı olduğu dönemde Hollanda Hava Kuvvetleri’ne ait F-16’ların uçuş yüzdesinin %45 iken, Türk F-16’larının uçuş yüzdesinin %85’in üzerinde olduğunu belirtti. Hatta Hollanda Hava Kuvvetleri Komutanı’nın Türkiye’yi ziyaret ederek lojistik ve bakım tesislerini incelemek ve bilgi almak istediğini aktaran Karakuş, “Düşünebiliyor musunuz milli geliri bizden yüksek bir ülke uçak bakımı konusunda bizden destek almak istiyor. Türkiye’nin bakım ve lojistiğe gösterdiği hassasiyet tartışılmaz. Zaten Kayseri’deki bakım merkezi 1920’lerde uçak fabrikası olarak kurulmuştu. Türkiye 1960’lardan ve 74’teki Kıbrıs Harekatı’ndan itibaren havacılığını geliştirmek için yoğun çaba sarf etti” sözleriyle Türkiye’nin bu alandaki yetkinliğini vurguladı.
Dr. Öğretim Üyesi Sunar da uçağın eski olmasının veya eski dönemde tasarlanmasının önemli olmadığını, asıl meselenin bakım ve gerekli kontrollerin doğru zamanda yapılması olduğunu belirtti. “Bu uçaklar dünyada halen güvenle kullanılıyor, biz de kullanıyoruz. Bakım sistemimizin de oturduğu bir uçak. Dolayısıyla burada deneyimimiz de iyi. Düşündüğünüz zaman geçmiş yıllarda bir kaybımız da yok” diyen Sunar, malzeme yorulması veya gövde yorulması gibi durumların tespit edilememesi halinde büyük parça kopmalarının olabileceğini, ancak bu tür durumların genellikle önceden bazı işaretler verdiğini ifade etti. Sunar, “Bu uçak 70 yıla yakın süre kullanıldı ve bu süreçte mutlaka bazı işaretler verirdi. Burada teknik anlamda gözden kaçan kritik bir husus olabilir. Çok ekstrem bir durum olabilir yoksa yine yakalanırdı” değerlendirmesinde bulundu.
Emekli Hava Korgeneral Dr. Erdoğan Karakuş, İngiltere’den alınacak ikinci C130-C uçaklarının Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki mevcut C130’lardan çok daha yeni ve modern olduğunu belirterek, “Onlar taş gibi uçaklar” dedi. Karakuş, İngiltere’nin C17 uçaklarına geçiş yapması nedeniyle C130-C’lerini elden çıkardığını ifade etti. Karakuş ayrıca, düşen uçak haricinde envanterimizde 18 adet C130-C ve E model uçak bulunduğunu, keşke tüm uçakların C130-C seviyesinde olabilseydi hatta 10 tane alınan A400M kargo uçaklarından daha fazla alınabilseydi temennisinde bulundu.
Yıldırım’da Pompalı Tüfekli Saldırgan İş Yerine Ateş Açtı Güvenlik Kameraları O Anları Kaydetti
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.