İstanbul’un Beylikdüzü ilçesinde, E-5 Karayolu üzerinde yer alan ve Kanuni Sultan Süleyman dönemi önemli devlet adamlarından Kapi Agasi Yakup Aga tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan tarihi Haramidere Köprüsü, günümüzde kaderine terk edilmiş haliyle dikkat çekiyor. Yaklaşık beş asırdır ayakta kalmayı başaran bu değerli mimari eser, 1980’li yıllarda E-5 Karayolu’nun inşasi sırasında oluşturulan bir çukurun ortasında atıl bırakılarak, adeta unutulmuş bir geçmişin sessiz tanığı haline geldi.
Edirne’yi İstanbul’a bağlayan tarihi kervan yolu üzerinde, yaklaşık 470 ila 500 yıl önce inşa edilen Haramidere Köprüsü, 75 metre uzunluğu ve 7 metre genişliği ile Türk köprü mimarisinin nadide örneklerinden biridir. Üç büyük ana gözü, boşaltma gözleri ve sağlam ayaklarındaki dalgakıranlarla asırlara meydan okuyan bu yapı, dönemin mühendislik ve estetik anlayışını bugüne taşıyor. Bölgenin ismini, geçmişte kervanları soyan haramilerin varlığından aldığı rivayet edilirken, köprü de bu dere üzerinde yükseliyordu. Ancak, 1980’li yıllarda modern otoyol E-5’in yapılmasıyla birlikte, köprünün etrafi yükseltilerek çevresiyle bağı kesildi ve Haramidere Kavsaği’nin ortasındaki bir çukurda kalmasına neden oldu. Bu durum, köprünün günümüzde kullanıma kapali ve erisilemez bir vaziyette bulunmasına yol açtı.
Arkeolog Ömer Faruk Yavasçay, Haramidere Köprüsü’nün tarihi önemi ve günümüzdeki durumu hakkinda önemli bilgiler paylaştı. Yavasçay, köprünün Topkapi Sarayi Kapi Agasi Yakup Aga tarafından Mimar Sinan’a yaptırıldığını ve yaşının 470 ila 500 yıllık olduğunu belirtti. Köprünün teknik özelliklerine değinen Yavasçay, “Köprünün uzunluğu kaynaklarda 69 ile 75 metre arasında değişmekle birlikte, genellikle 75 metre olarak kabul edilir. Genişliği 6 ile 7 metre, ayak genişliği ise 3 metredir. Ortasında üç büyük göz bulunmaktadır; en büyük gözü 8,8 metre uzunluğundadır, diğerleri ise 7,9 metredir. Dere yatağındaki olası su yükselmelerine karşı ayaklara dalgakıranlar inşa edilmiştir,” ifadelerini kullandı. Bu detaylar, yapının dönemin mimari dehasını ve mühendislik bilgilerini gözler önüne sermektedir.
Arkeolog Yavasçay, köprünün mevcut durumuna ilişkin endişelerini de dile getirdi. “Günümüzde çok bakımsız ve atıl durumda. Üstü otlarla kaplanmış, altında simsiyah bir su birikintisi varken, çevresi de maalesef bir çöplüğe dönüşmüş durumda,” diyerek yapının acil bir restorasyon ihtiyaci olduğunun altini çizdi. Köprünün üzerinde bulunmasi gereken kitabenin kayip olduğunu ve bunun araştırılması gerektiğini vurgulayan Yavasçay, E-5’in yapılmasıyla birlikte kavsağin ortasında kaldiğini ve bu nedenle halk arasında “Çukur Köprü” olarak da anıldığını ekledi. Tarihi köprüyü ziyaret etmek isteyen vatandaşların E-5 Karayolu’nun yakinliği nedeniyle duramadığını belirten Yavasçay, “Buranın insan erişimine açılması lazım. Yapılacak alt ve üst geçitle beraber insanlar rahatça bu köprüye ulaşım sağlayabilir,” diyerek acil çözüm çağrısında bulundu. Mimar Sinan’ın bu değerli emanetinin yeniden canlandırılarak kültürel mirasımıza kazandırılması ve gelecek nesillere aktarılması için somut adımlar atılması bekleniyor.
Kocaeli Dilovası’ndaki Kozmetik Fabrikası Yangınında 6 Can Kaybı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.