Malatya’nın Hekimhan ilçesine bağlı Ballıkaya köyünde dünyaya gelen emekli müzik öğretmeni Hüseyin Başaran, derin kültürel kökleri olan bir geçmişe sahip. Çocukluk yıllarının dedesi ve babasından miras kalan ozanlık geleneğiyle yoğrulduğunu dile getiren Başaran, doğa, hayvanlar ve üretimle iç içe, yardımlaşma, saygı ve sevginin güçlü olduğu bir köy ortamında büyüdüğünü ifade etti. İlkokuldan öğretmen okuluna uzanan eğitim hayatında müziğe olan ilgisinin giderek arttığını belirten Başaran için türküler, adeta bir iletişim diliydi.
1969 yılında mezuniyetinin ardından öğretmenlik görevine başlayan Başaran, bu mesleği yalnızca bir iş olarak görmediğini vurguladı. Onun için öğretmenlik, “hayatın ta kendisiydi” ve çocukların yaşamlarına yön vermek, onlara ışık olmak son derece kıymetliydi. Bu yaklaşım, onun mesleki yolculuğunun temelini oluşturdu.
Hüseyin Başaran’ın yaşamında unutulmaz bir yer edinen önemli anılardan biri, Türk edebiyatının usta ismi Yaşar Kemal ile tanışması oldu. Başaran, Çapa’da bulunan profesör bir aile dostunun aracılığıyla, söylediği türküleri Yaşar Kemal’e dinletme fırsatı bulduğunu anlattı. Türküyü dinledikten sonra büyük yazarın kendisine dönerek, “Bundan sonra benim ailemdensin” dediğini aktaran Başaran, bu sözü hayatı boyunca hiç unutmadığını ancak Yaşar Kemal’in ömrünün vefa etmemesinden dolayı üzüntü duyduğunu belirtti.
İstanbul’da geçirdiği yıllarda sanat ve kültür dünyasının pek çok önemli ismiyle yakın dostluklar kuran Başaran, bu dönemi adeta bir entelektüel zenginlik kaynağı olarak tanımladı. Büyük ozan Ruhi Su, eleştirmen ve yazar Vedat Günyol, edebiyat tarihçisi Atilla Özkırımlı, mimar Cengiz Bektaş ve edebiyatçı Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali gibi isimlerle bir araya geldi. Başaran, Vedat Günyol ile yaptığı sohbetlerin kendisi için adeta bir okul niteliğinde olduğunu ifade ederken, Filiz Ali’nin konserlerine gelip babası hakkında anılarını paylaştığını söyledi. Bu değerli dostluklar sayesinde müzik, kültür ve hayat üzerine derin bilgiler edindiğini vurguladı.
Müziğin, yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğunu her fırsatta dile getiren Hüseyin Başaran, sadece Türkiye’de değil, uluslararası arenada da sahne alarak sanatını icra etti. İngiltere, Almanya, Hollanda, İsviçre, İsveç ve Yunanistan gibi pek çok farklı ülkede konserler vererek Türk müziğini ve kültürünü yurt dışında tanıttı. Müzik, onun için sadece bir hobi değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi ve ifade aracıydı.
Hayatının son dönemlerinde büyük bir dönüşüm yaşayan Başaran, Malatya’da huzurevinde ikamet ederken 06 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve bölgeyi derinden etkileyen büyük depremi bizzat yaşadı. Depremin ardından aynı gece Antalya’ya gelerek yeni bir hayata başladığını anlatan Başaran, Akdeniz’in bu güzel şehrinde son derece mutlu olduğunu belirtti. Antalya’daki huzurevinde de kültürel ve müzikal sohbetlerini sürdürdüğünü ifade eden Başaran, bu kentin kendisi için son durak olduğunu vurguladı.
Yıllar boyunca eğitim, müzik ve kültürel çalışmalarla dolu bir yaşam süren Hüseyin Başaran, biriktirdiği tüm bu değerli anıları kaleme almaya başladı. Bu anıların sadece kendisine ait olmadığını, aksine toplumun kültürel birikiminin önemli birer parçası olduğunu belirten Başaran, “Bu anılar sadece bana ait değil, toplumun kültür birikiminin birer parçası” sözleriyle projesinin toplumsal boyutunu vurguladı. Hiçbir detayı değiştirmeden, olduğu gibi yazıya dökeceğini ifade eden Başaran, çalışmalarını yaklaşık 2 yıl içinde tamamlayarak kitap haline getirmeyi ve bu kıymetli mirası gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor. Bu proje, onun hem kişisel tarihini hem de tanık olduğu kültürel dönemi ölümsüzleştirecek önemli bir adım olarak öne çıkıyor.
Hataylı Ayşe Naz Kara Uluslararası Başarısıyla NASA’dan Davet Aldı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.