First Lady Emine Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve “Dijital Çağda Çocuk Medyası: Aileyi Güçlendirmek, Değerler İnşa Etmek” başlığını taşıyan TRT Uluslararası Çocuk Medyası Zirvesi’ne katıldı. Zirve, çocuk medyasının güncel sorunlarına çözüm arayışı ve geleceğe yönelik stratejiler geliştirme amacı taşıdı.
Programda bir konuşma gerçekleştiren Emine Erdoğan, zirvenin dünyanın önemli gündem maddelerinden biri olan çocuk medyası meselesini ele alacağını belirtti. Erdoğan, yetişkinlerin temel görevinin, çocukları her türlü zarardan korumak ve onlara sağlıklı bir büyüme ortamı sağlamak olduğunu vurguladı. Konuşmasında, bu zirvede verilecek mesajların Türkiye ve dünyada daha iyi bir geleceğe hizmet edeceğine inancını dile getiren Erdoğan, “Dijitalleşmenin buhranlı dünyasında, kendini çıkmaza girmiş hisseden ailelere, derin bir nefes aldıracak çözüm yolları önerecek” ifadelerini kullandı. Ayrıca TRT’nin ilkeli yayıncılık anlayışını ve sergilediği örnek duruşu takdirle karşıladığını aktararak, zirve vesilesiyle teşekkürlerini sundu.
Dijital çağın getirdiği tanımlamalara da değinen Erdoğan, “Çocuklarımıza ‘dijital yerli’, bize ‘dijital göçmen’ denilmesi tanımlamalarına pek katılmadığını aktardı. Bu dijital dünyanın temelini yetişkinlerin attığını vurgulayarak, ‘Dolayısıyla, kendimize göçmenlik payesi verip yeni nesillerin, dijital dünyanın labirentlerinde kaybolmalarını bir köşeden izleyemeyiz’ şeklinde konuştu. Ebeveynlerin, çocuklarının dijital dünyaya olan düşkünlükleriyle ilgili endişeli olduklarını bildiğini dile getiren Emine Erdoğan, ‘Fakat gelin önce iğneyi kendimize batıralım. Çünkü çocukların hayatlarını doğdukları ilk andan itibaren dijitalleştiren bizleriz’ diyerek, sorumluluğun yetişkinlerde başladığına işaret etti.
Emine Erdoğan, günümüzde annelerin sesinden ninnilerle uyuyan bebeklerin yerini ‘beyaz gürültüyle’ uyuyanların aldığını belirterek, televizyon, tablet ve telefon gibi araçların ebeveynler tarafından bazen çocuğu sakinleştirmek için birer ‘dijital emzik’, bazen de yemek yedirmek için birer ‘dijital arkadaş’ gibi kullanıldığını kaydetti.
Ebeveynlerin, çocuklarının ev hallerinden okul hayatlarına kadar hemen her anlarını sosyal medyada paylaştığını anlatan Erdoğan, bu durumun çocuk adına hayatı boyunca peşini bırakmayacak bir dijital ayak izi oluşturduğunu ifade etti. Bu dijital ayak izinin sonucunda, “Çocukların her insanın hakkı olan ‘unutulma hakkı’ elinden alınıyor” sözleriyle ciddi bir uyarıda bulundu. Artık evlerin kapısı kapandığında dünyanın dışarıda kalmadığını dile getiren Emine Erdoğan, kendi rızalarıyla evlerinin kapılarını, duvarlarını şeffaflaştırdığını, tanıdık veya tanımadık birçok insanı evlerinin içine davet ettiklerini ifade etti. “Ne yazık ki mahremiyet kavramının, son derece muğlaklaştığı günlerden geçiyoruz” diyerek, dijital dönüşümün getirdiği kültürün insanları 7/24 kesintisiz, molasız, özel hayatsız ve adap kuralları belirlenmemiş bir iletişime mecbur bıraktığının altını çizdi.
Kullanılan haberleşme uygulamalarında çevrimdışı olma seçeneğinin bulunmamasını eleştiren Erdoğan, aile bireylerinin ancak elektrik ya da internet kesildiğinde birbirleriyle konuşur hale geldiğini dile getirdi. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de ekran süresinin günlük 6 saatin üzerinde olduğunu belirten Erdoğan, araştırmaların insanların telefonlarını günde ortalama 100 kez kontrol ettiğini gösterdiğini aktardı. Bu nedenle, “Yetişkinlerin başları ekranlara gömülü olduğu sürece çocuklar da farklı bir yol izlemeyeceklerdir. Dijital dönüşümün olumsuz etkilerine karşı bizi koruyacak olan güçlü ailelerdir” şeklinde uyardı.
Ailenin direncini artırmak için geleneklerin sürdürülmesi, kültürel dokunun korunması ve aile içinde yüz yüze, gönül gönüle bir iletişim hattı kurulması gerektiğinin altını çizen Emine Erdoğan, sanal dünyanın çocuklar için hem mekan hem kültür üreticisi hem de sözde ‘değerlerin’ öğrenildiği bir yer olmaması çağrısında bulundu. Çocukların, sosyal medyada aradıkları beğeniyi, ilgiyi, özgüveni, sevgiyi aile ocağında bulmaları gerektiğini belirterek, “O yüzden gelin, bayramlaşmayı görüntülü konuşmalarla, özel günleri kutlamayı sanal kartlarla, duygularımızı anlatmayı emojilerle ikame etmeyi bırakalım. Hayatın da, tıpkı bir bahçe gibi, bakım ve özen istediğini unutmayalım” diyerek aile içi bağların güçlendirilmesinin önemini vurguladı.
Teknolojinin eğitimde, sağlıkta, ulaşımda ve sosyal hayatta hayat kalitesini artıran, insanlığı ileri taşıyan sayısız faydası olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, toplumdan yana olan ve insanlığa hizmet eden teknolojiyle barışık olunması gerektiğini belirtti. Ancak, ailelerin çocuklarını gecenin bir yarısı tek başlarına, tenha ve karanlık sokaklarda yalnız bırakmıyorsa, dijital dünyanın tekinsiz sokaklarında da yalnız bırakmaması gerektiğine değinen Erdoğan, “Bu alanı kontrol etmek, sınırlamalar koymak, anne baba olmanın gereklerini yapmak, sansür olarak görülmemelidir” sözleriyle ebeveynlere düşen sorumluluğu hatırlattı.
Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın, dünyada bir ilki gerçekleştirerek uzman isimlerle birlikte Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni hazırladığını ve ilk imzacısı olduğunu duyurdu. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ı ve emeği geçen herkesi kutlayan Erdoğan, çocukların dijital ortamlarda güvenliğini sağlamak, haklarını korumak ve onları desteklemek amacıyla kendisinin de sözleşmeyi imzaladığını belirtti. Bu vesileyle, “Herkesi, Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzalamaya davet ediyorum” çağrısında bulundu.
Bakanlığın ayrıca 15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesi üzerinde çalıştığını ve bu çalışmanın çok yakında hayata geçeceğini aktaran Erdoğan, diğer ülkelerde de sosyal medyaya yönelik yasal düzenlemeler yapıldığına dikkat çekerek, bu hususta dünya genelinde artan bir farkındalık olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “Bizim önceliğimiz her zaman çocuklarımızın yüksek yararını merkeze alan politikalar üretmek ve haklarının tüm mecralarda korunmasıdır” dedi.
Emine Erdoğan, TÜİK’in 2024 Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’nın çarpıcı sonuçlarını da paylaştı. Araştırmaya göre, Türkiye’de 6-15 yaş arasındaki çocukların internet kullanım oranının %91’den fazla olduğu ortaya çıktı. Kullanım amaçlarına bakıldığında, her ne kadar %75 eğitim amaçlı kullanılsa da internet yaklaşık %84 video seyretme, %73 oyun oynama ve %72 oranında sosyal medya için kullanılıyor.
Bu verilerin yanı sıra, Erdoğan dijitalleşmenin getirdiği olumsuzluklara da değindi. “Araştırmalar, dijital oyunlarla çocukların intihara sürüklendiğini, şiddete meyilli hale geldiğini, gerçeklik duygularını yitirdiklerini, akademik başarılarının düştüğünü açıkça ortaya koyuyor” uyarısında bulundu. Cep telefonlarının hafızanın bozulmasına, bilişsel becerilerin azalmasına, hatta antisosyal davranışlara sebep olduğu bilgisini de aktardı. Çocukların sosyal medya mecralarında çevrimiçi istismardan siber zorbalığa, cinsiyetsizleştirme propagandasından dijital bağımlılığa kadar birçok riskle karşı karşıya kaldığını belirtti.
Günlük hayatın içinde çocuklarda ve gençlerde şiddet davranışlarının arttığını dile getiren Emine Erdoğan, sırf sosyal medyada beğeni toplamak uğruna kamusal alanlarda ve toplu taşımalarda toplum huzurunu bozan eylemler sergilendiğini üzülerek gördüklerini ifade etti. Zararlı içeriklerin yalnızca sosyal medya ya da oyunlarla sınırlı kalmadığını, dijital yayın platformlarında ve televizyonlarda da şiddetin ve toplumsal değerlerle bağdaşmayan konuların evcilleştirildiği içeriklerle kuşatılmış durumda olunduğunu belirtti. Erdoğan, bu konuda toplumun her kesiminde günden güne büyüyen bir eleştiri ve ‘temiz içerik’ talebi olduğunu vurguladı.
Bu tepkilere karşılık olarak dizi ve film senaryolarında hayatın farklı karakterlerinden ilham alındığının söylendiğini hatırlatan Emine Erdoğan, ancak hayatta ilham alınacak çok güzel insanların olduğunu ifade etti. Bu bağlamda, vatan nöbeti tutanlardan hastalara çare bulmak için ömrünü laboratuvarda geçirenlere, yetim çocuklara evini açanlardan kimsesiz yaşlı komşusuna öz annesi gibi bakanlara kadar toplumun birçok kesiminden örnekler sundu. Sosyal medyanın, dizilerin, filmlerin ya da çizgi filmlerin dünyanın güzelleşmesi ve yeryüzüne iyilik tohumlarının serpilmesi için de kullanılabileceğini anlatan Erdoğan, “Yeter ki biz bu niyette olalım ve tüm paydaşlar üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirsinler” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
Emine Erdoğan, zirvenin çocukların medya okuryazarlığını güçlendirmeyi ve çocuk dostu içerik üretimini teşvik etmeyi amaçlayan yapısına dikkati çekmek için düzenlenen etkinlikleri de yerinde inceledi. Alana girişte, TRT’nin geçmişten günümüze çocuk yayıncılığındaki yolculuğunu kronolojik bir akışla sunan özel LED tünelden geçen Erdoğan, alandaki stantları ziyaret etti. TRT stantlarında yeni nesil dijital içeriklerden kültür ve değer temelli yapımlara uzanan geniş yelpazeyi ilgiyle inceleyen Emine Erdoğan, TRT yayınlarının güvenli ve öğretici niteliğine yönelik memnuniyetini ifade etti.
Erdoğan, ardından çocukların çizdiği 28 eserden oluşan “Çocuklar Büyüklerden Ne İster?” sergisini gezdi ve bu çizimlerin zirvenin çocuk merkezli yaklaşımını en yalın haliyle yansıttığını vurguladı. Alanda bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı standını da ziyaret eden Emine Erdoğan, bakanlık tarafından çocukların dijital haklarını görünür kılmak, bu hakları ihlal eden sistematik tehditleri açığa çıkarmak ve tüm toplumu bu konuda sorumluluğa davet etmek amacıyla hazırlanan Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni de inceledi ve sözleşmeyi dijital olarak imzalayarak bu dönüşüm çağrısına katkıda bulundu. TRT’nin, TRT ortak yapımı filmlerini Türkiye’nin dört bir yanına ve sinemaya erişimin zor olduğu bölgelere götürmeyi amaçlayan projesi TRT Sinema Tırı’nda da çocuklarla sinema filmi izleyen Erdoğan, çocuklar tarafından sıcak bir şekilde “hoş geldiniz” sözleriyle karşılandı.
TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın ev sahipliği yaptığı zirvenin açılışına Emine Erdoğan’ın yanı sıra İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Valisi Davut Gül ve eşi Gülden Gül, akademisyenler, psikologlar ve alanında uzman kişiler katılım gösterdi. Çocuk Korosu’nun şarkılar söylediği program, çocuk sunucuların yetişkin sunucuları sahneye davet etmesiyle başladı. Duran ve Sobacı’nın da konuşma yaptığı açılış programı, aile fotoğrafı çekimiyle tamamlandı.
“TRT Uluslararası Çocuk Medyası Zirvesi”, psikolog ve teknoloji uzmanı Dr. Warren Buckleitner, psikoterapist, yazar ve pedagog Isabelle Filliozat, Müslim Kids TV Kurucusu Michael Milo, akademisyen Chi-Kim Cheung ve akademisyen Nilüfer Pembecioğlu gibi alanında uzman isimlerin konuşmacı olarak yer aldığı üç panele ev sahipliği yaptı. “Çocuk Medyasında Meydan Okumalar ve Fırsatlar: Aile ve Toplumun Ortak Sorumluluğu”, “Gizli Kodlar, Açık Riskler: Çocuk İçeriklerinde Kimlik ve Değer İnşası” ve “Gelecek Nesiller için Yol Haritası: Politikalar, İş Birliği ve Çözümler” başlıklı panellerle, çocuk ve medya ilişkisi detaylı bir şekilde ele alındı.
Denizli Merkezli Evlilik Vaadiyle Dolandırıcılık Operasyonunda 5 Kişi Gözaltına Alındı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.