Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta düzenlenen “Uluslararası Barış ve Güven Forumu”nun ardından Türkiye’ye dönüş yolculuğunda önemli açıklamalarda bulundu. Uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, bölgesel ve uluslararası gündeme dair kritik değerlendirmeler yaparak çeşitli konularda mesajlar verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşmenin oldukça verimli, kapsamlı ve derinlikli olduğunu ifade etti. Putin’i Türkiye’ye davet ettiğini belirten Erdoğan, Rus liderin bu daveti kabul ederek en kısa sürede geleceği sözünü verdiğini aktardı. Erdoğan, bu ziyaretin yakın zamanda gerçekleşeceğine dair ümidini dile getirerek, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin günübirlik çıkar hesaplarına dayanmadığını, aksine köklü bir tarih, güçlü bir diplomatik zemin ve karşılıklı güven üzerine inşa edildiğini vurguladı. Görüşmede ağırlıklı olarak Ukrayna’daki savaş ve barış çabalarının ele alındığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin bu meseledeki duruşunun tüm aktörler tarafından yakından bilindiğini ve savaşın bir an önce bitmesi gerektiğini düşündüklerini, bunu da tüm muhataplarına açıkça ifade ettiklerini söyledi.
Ukrayna’daki ateşkes sürecine dair umutlu bir tablo çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, barışın uzak olmadığını gözlemlediklerini belirtti. Bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump’ın devrede olduğunu hatırlatan Erdoğan, Türkiye’nin de Amerika Birleşik Devletleri’ni teşvik ettiğini kaydetti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Amerikalı yetkililerle sürekli irtibat halinde olduğunu ve kendisinin de zaman zaman liderlerle telefon diplomasisi yürüttüğünü açıkladı. Erdoğan, Putin ile yapılan görüşme sonrası ABD Başkanı Trump ile de barış planını değerlendirme fırsatı bulacaklarını dile getirdi. Özellikle Karadeniz’in bir hesaplaşma alanı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, böyle bir durumun Rusya ve Ukrayna’ya sadece zarar vereceğini, hiçbir fayda sağlamayacağını belirtti. Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğinin herkes için bir ihtiyaç olduğunu ve bunun mutlaka sağlanması gerektiğini sözlerine ekledi.
Suriye’deki duruma da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 Mart Mutabakatı’nın hayata geçirilmesinin bölgenin geleceğini yakından ilgilendiren kritik bir süreç olduğunu ifade etti. Mutabakatın öngördüğü hedeflere ulaşılmasının Suriye için en hayırlı netice olacağını belirten Erdoğan, mutabakatın uygulanmasıyla Suriye’nin toprak bütünlüğünün, birliğinin, beraberliğinin, istikrarının ve müreffeh geleceğe yürüyüşünün tahkim edileceğini dile getirdi. Erdoğan, “Tuzak kuranların oyunlarını bu mutabakatın hayata geçirilmesi bozacaktır.” diyerek, Türkmen, Arap, Kürt, Sünni ve Nusayri ayırt etmeksizin kardeş Suriye halkının tamamının barışını, huzurunu ve refahını istediklerini ve bu mutabakatın uygulanmasının bu iradeyi güçlendireceğini sözlerine ekledi.
Gazze’deki son duruma ilişkin olarak, bölgeye Türk askeri gönderilmesi yönünde henüz kendilerine ulaşmış bir teklif ya da talep bulunmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tür toplantıların yapılacağı yönündeki dedikoduları duyduklarını ifade etti. “Yeter ki barış için bu tür toplantılar yapılsın. Adım atalım, biz her an hazırız.” sözleriyle barış için her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazır olduklarını vurguladı. İsrail’in ateşkes ihlallerinin devam ettiğini ve 11 Ekim’den bu yana 370’i aşkın kişinin şehit olduğunu belirten Erdoğan, İsrail’in taahhütlerini yerine getirmediğini dile getirdi. İsrail’in verdiği sözleri tutması, ateşkese tam anlamıyla uyması ve Gazze’de hayatın normale dönmesine müsaade etmesinin şart olduğunu söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin hiçbir zaman elini taşın altına koymaktan kaçınmayacağını belirtti.
Avrupa Birliği (AB) üyeliği sürecindeki oyalama taktiğini eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 86 milyonluk nüfusu, sanayisi ve kapasitesiyle Birliğe büyük güç katabilecek bir ülke olmasına rağmen hâlâ AB’ye alınmadığını belirtti. Dışişleri Bakanı’na bu konuyu Avrupalı muhataplarıyla her görüşmesinde hatırlatması talimatını verdiğini ve kendisinin de liderlerle görüşmelerinde bu durumu dile getirmeye devam ettiğini açıkladı. Türkiye’nin NATO’nun en büyük ikinci kara gücü olduğunu vurgulayan Erdoğan, savunma sanayisinde son yıllarda kaydedilen atılımların herkesçe bilindiğini ifade etti. Dostluk ve müttefiklik bağlarının bulunduğu Avrupa ülkeleriyle “kazan kazan” temelinde her alanda işbirliğini güçlendirmeye hazır olduklarını belirtti.
Türkiye futbolunu sarsan bahis skandalına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, yaşanan son gelişmelerin kendilerini ciddi manada üzdüğünü ve şaşırttığını ifade etti. İdarecisinden yöneticisine ve futbolcusuna kadar birçok ismin böylesi skandallara karışmasının, bir Cumhurbaşkanı olarak kendilerini hayretlere düşürdüğünü belirtti. Milyonlarca Lira transfer ücreti alan insanların bu tür işlere nasıl bulaştığını sorgulayan Erdoğan, yöneticilerin de benzer eylemlerde bulunmasına anlam veremediğini dile getirdi. “Futbolun ruhu adalettir. Eğer biz bu adaleti tesis edemezsek, sahalardan çıkan netice bizi asla tatmin etmez.” diyen Erdoğan, futbolun asil ve temiz ruhundan yana olduklarını vurguladı. Yargı mekanizmasının adil bir şekilde çalışmasıyla adaletin tesis edileceğine inandığını belirten Erdoğan, kulüp fark etmeksizin adaletin herkes için çok önemli olduğunu ve yargının bu görevini şu anda en ideal şekilde yaptığını düşündüğünü sözlerine ekledi.
Yeni anayasa çalışmalarına ilişkin de açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, somut netice almak için yola çıktıklarını ve sivil, özgürlükçü, kuşatıcı bir anayasa yapma arzusu içerisinde olduklarını belirtti. Partisinin bu konuda en hazır parti konumunda olduğunu ve sürekli olarak kurulan anayasa çalışmaları ekibinin bu işi yürüttüğünü, kendilerinden zaman zaman brifingler aldığını ifade etti. “Şüpheye yer bırakmayacak, köhnemiş değil, milletimize ‘her yönüyle benim anayasam’ dedirteceğimiz anayasamızı hazırlıyoruz.” diyen Erdoğan, bu işin takvimi olmadığını, sürekli çalışılması gerektiğini ve bu dönemin neticeye bağlanacağı dönem olacağını söyledi.
Nüfus artış hızı konusundaki endişesini de dile getiren Erdoğan, bu hızı artırmanın şart olduğunu belirtti. Rusya’nın “en az iki çocuk” politikasından “en az üç çocuk” söylemine geçtiğini öğrendiğini aktaran Erdoğan, Türkiye’nin bu konudaki eleştirilere rağmen haklılığının bu gelişmelerle ortaya çıktığını kaydetti. “Aile Yılı” derken, ailenin kutsiyetini ifade etmek istediğini belirten Erdoğan, ailenin kutsal olduğunu, anneyle, babayla, bütün kardeşlerle bu kutsiyeti ihya etmenin önemli olduğunu vurguladı. “Aileyi ne kadar ihya edersek, ailede ne kadar birbirimize kenetlenir, bağlanırsak o zaman güçlü millet oluruz. Güçlü aile, güçlü millet. Yani güçlü milletler güçlü ailelerden doğar.” diyen Erdoğan, yeniden ayağa kalkacaklarına, yeniden küllerinden doğacaklarına olan inancını dile getirdi.
Kahramanmaraş’ta Ayrıldığı Kız Arkadaşına Kurulan Pusu Can Aldı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.