Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed) Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), 09-10 Aralık tarihlerinde gerçekleştireceği yılın son para politikası toplantısına kritik bir eşikte girdi. Ekim ayında alınan 25 baz puanlık faiz indiriminin ardından, bu kez politika faizinin geleceği üzerine derin görüş ayrılıkları yaşandığı gözlemlendi. ABD hükümetinin kapanmasından kaynaklanan aksaklıklar sebebiyle sınırlı ekonomik veriler ışığında karar alacak olan Fed yetkilileri, bu zorlu süreci yönetmeye çalıştı.
ABD tarihinde en uzun süreli hükümet kapanışının 12 Kasım’da sona ermesinin ardından, ekonomik veri akışında önemli gecikmeler ve eksiklikler meydana geldi. Bu durum, kurumların veri takvimlerini güncellemesini gerektirdi. Kapanma sürecinde bazı verilerin toplanamaması nedeniyle, ekim ayına ait istihdam raporu ile Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) gibi ekonomi için hayati önem taşıyan göstergeler zamanında yayımlanamadı. Bu belirsizlik döneminde, resmi kurumlar tarafından gecikmeli olarak açıklanan eylül ayı verileri ve özel kuruluşlar tarafından sunulan alternatif göstergeler, piyasalar ve Fed tarafından dikkatle takip edildi.
Son dönemde açıklanan iş gücü piyasası verileri, ekonominin bu kritik alanına dair karışık bir tablo çizdi. ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, eylül ayında tarım dışı istihdam 119 bin kişi artarak beklentilerin üzerinde bir performans sergilemişti. Ancak aynı dönemde işsizlik oranı yüzde 4,3’ten yüzde 4,4’e yükselerek iş gücü piyasasındaki potansiyel zayıflığa işaret etti.
Öte yandan, Bakanlığın bu hafta yayımladığı işsizlik maaşı başvuruları verileri, 29 Kasım ile biten haftada ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısının 191 bine gerilediğini gösterdi. Bu rakam, Eylül 2022’den bu yana kaydedilen en düşük seviyeyi temsil ediyordu. Buna karşın, ADP Araştırma Enstitüsü tarafından bu hafta açıklanan veriler, kasım ayında özel sektör istihdamının artış beklentilerinin aksine 32 bin kişi azaldığını ortaya koydu. Bu düşüş, Mart 2023’ten bu yana özel sektör istihdamındaki en yüksek gerileme olarak kayıtlara geçti. Danışmanlık şirketi Challenger, Gray & Christmas’ın raporuna göre ise, ABD merkezli işverenlerin duyurduğu işten çıkarmaların sayısı kasım ayında bir önceki aya kıyasla azalmasına rağmen, yıllık bazda yüzde 24 artışla 71 bin 321’e ulaştı. Yılın ilk 11 ayında toplam işten çıkarmalar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 54 artarak 1 milyon 170 bin 821 kişiye yükseldi.
Hükümetin yeniden açılmasından bu yana enflasyon görünümüne ilişkin daha az veri elde edilmesine rağmen, mevcut göstergeler genellikle beklentilerle uyumlu bir tablo çizdi. Eylül ayında Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), aylık bazda yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 2,7 artış kaydederek piyasa beklentilerine paralel seyretti.
ABD Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan veriler, Fed’in yakından takip ettiği enflasyon göstergelerinden biri olan gıda ve enerji kalemleri dışındaki çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksinin eylülde aylık yüzde 0,2, yıllık ise yüzde 2,8 arttığını gösterdi. Yıllık bazda yüzde 2,9 yükselmesi beklenen endeksin, beklentilerin biraz altında kalması dikkat çekti. Ağustos ayında ise endeks aylık yüzde 0,2 ve yıllık yüzde 2,9 artış kaydetmişti. Ayrıca Michigan Üniversitesi tarafından ölçülen tüketici güven endeksi, aralık ayında 5 ay sonra ilk kez yükseliş gösterirken, kısa vadeli enflasyon beklentilerinin yüzde 4,5’ten yüzde 4,1’e, uzun vadeli enflasyon beklentilerinin ise yüzde 3,4’ten yüzde 3,2’ye gerilediği belirtildi. Bu durum, ocak ayından bu yana en düşük enflasyon beklentilerini işaret ediyordu.
Fed’in 28-29 Ekim’de düzenlenen son toplantısında alınan 25 baz puanlık faiz indirimi kararı, 2’ye karşı 10 oyla kabul edilmişti. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Stephen Miran 50 baz puanlık faiz indiriminden yana oy kullanırken, Kansas City Fed Başkanı Jeffrey Schmid ise politika faizinin sabit tutulması gerektiğini savunmuştu. Bu durum, Fed içerisindeki “şahin” ve “güvercin” ayrışmasının derinliğini ortaya koydu.
Şahin olarak bilinen Fed yetkilileri, enflasyonla mücadelede daha sıkı bir para politikasını benimserken, faiz indirimlerine karşı çıkma eğilimindeydi. Güvercinler ise, zayıflayan iş gücü piyasasının devam eden faiz indirimlerini desteklediğini öne sürdü. FOMC’nin ekim ayı toplantı tutanakları da bu ayrışmayı teyit etti ve şu ifadelerle kamuoyuna yansıdı: “Toplantıda birçok yetkili federal fon oranı için hedef aralığın düşürülmesinden yanaydı, bazıları bu kararı desteklemekle birlikte sabit tutulmasını da destekleyebilirdi, birkaçı ise hedef aralığın düşürülmesine karşıydı.” Analistler, FOMC üyeleri arasındaki bu görüş ayrılığının para politikasında belirsizlik yarattığını ve oy birliğiyle bir karara varılmasının pek olası görünmediğini belirtti.
Fed Başkanı Jerome Powell, ekim ayındaki para politikası toplantısının ardından yaptığı basın açıklamasında, aralık ayında faiz indiriminin kesin olmadığını ifade etmişti. Powell, “Komitenin bu toplantıdaki tartışmalarında, aralık ayında nasıl ilerleneceği konusunda güçlü şekilde farklı görüşler vardı. Aralık toplantısında politika faizinde daha fazla indirim yapılması kesin değil, bundan oldukça uzak. Politika önceden belirlenmiş bir rotada değil.” şeklindeki açıklamalarıyla aralık ayında faizlerin sabit tutulabileceği yönündeki beklentileri güçlendirmişti. Kansas City Fed Başkanı Schmid de faiz indirimine karşı oy kullanma gerekçesi olarak enflasyon endişelerini ve iş gücü piyasasının dengede olduğunu belirtmiş, “Benim değerlendirmeme göre iş gücü piyasası büyük ölçüde dengede, ekonomi ivmesini koruyor ve enflasyon hala çok yüksek. Para politikasını yalnızca ılımlı ölçüde kısıtlayıcı olarak görüyorum.” diyerek politika faiz oranını sürdürmenin uygun olacağını belirtmişti.
Ancak geçtiğimiz ay, New York Fed Başkanı John Williams’ın iş gücü piyasasının zayıflamasıyla kısa vadede faiz oranlarının yeniden düşürülmesi için alan gördüğünü belirtmesi ve diğer bazı Fed yetkililerinden gelen benzer yöndeki açıklamalar, piyasalarda 25 baz puanlık bir faiz indirimine dair beklentilerin ağırlık kazanmasına neden oldu.
Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dün açıklanan kişisel tüketim harcamaları verilerinin geçmişe dönük olsa da iki olumlu haber içerdiğini belirtti. Sonola, enflasyonun ılımlı seyrettiğini ve beklentilerle uyumlu olduğunu ifade ederken, eylül ayında yatay seyreden tüketici harcamalarının üçüncü çeyrekte yüzde 2,7’lik güçlü bir artış kaydederek ikinci çeyrekteki yüzde 2,5’lik artışı geride bıraktığını aktardı. Sonola, “Fed’in gelecek haftaki kararı açısından, odak ılımlı enflasyon baskılarının olduğu bir ortamda zayıflayan iş gücü piyasasında kalmaya devam ederse, bu muhtemelen faiz indirimi gerekçelerini destekler.” değerlendirmesinde bulundu.
ING Amerika Araştırma Bölgesel Başkanı Padhraic Garvey ise, iş gücü piyasasının bir miktar baskı altında olduğuna dair yaygın kanıya rağmen, verilerin ABD ekonomisinin dirençli olduğunu gösterdiğine dikkat çekti. Garvey, bu haftaki verilerin özellikle Fed’in ocak ayında faiz indirimi yapıp yapmayacağına dair soru işaretleri yarattığını belirterek, “Yani faiz indirimi olacak. Bu haftaki verilerin en büyük etkisi, Fed’in ocak ayında faiz indirimi yapıp yapmayacağına dair soru işaretleri yaratması oldu.” ifadelerini kullandı. American Enterprise Institute (AEI) kıdemli uzmanı Steven Kamin de istihdam verilerinin karışık olduğunu vurgulayarak, “İş gücü piyasasının görünümü belirsiz ancak aşağı yönlü risklerin olduğunu belirtmek isterim.” dedi. Kamin, “Riskli istihdam tablosu ve enflasyonda daha güçlü bir artışın olmaması, Fed’e önümüzdeki hafta faizleri 25 baz puan daha indirmek için ihtiyaç duyduğu mazereti verecek.” şeklinde konuştu.
Rolls-royce’un Tarihindeki En Güçlü Modeli Spectre Türkiye’de Tanıtıldı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.