ABD Başkanı Donald Trump’ın 09 Ekim tarihinde, Mısır’da gerçekleşen dolaylı müzakerelerin ardından İsrail ve Hamas arasında Gazze’deki ateşkes planının ilk aşamasının onaylandığını duyurması, bölgede yeni bir diplomatik sürecin başlangıcını işaret etti. Bu gelişmenin ardından Trump’ın bölge ülkeleriyle Mısır’da düzenleneceğini ilan ettiği zirve, 35 ülke liderinin katılımıyla Şarm El-Şeyh kentinde gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin eşbaşkanlığında düzenlenen “Barış Zirvesi Niyet Beyanı İmza Töreni”nde, Gazze’deki ateşkesin korunması ve kalıcı barışın tesisi hedeflendi. Türkiye Cumhuriyeti’ni bu kritik zirvede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan temsil etti.
Şarm El-Şeyh’e Türkiye saatiyle 14:00’te ulaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve alanında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi tarafından sıcak bir şekilde karşılandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu önemli toplantıda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç eşlik etti. Başlangıçta Mısır’dan yapılan resmi açıklamalarda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun zirveye katılacağı belirtilmiş olsa da, İsrail Başbakanlık Ofisi bu bilgiyi hızla yalanladı. Netanyahu’nun, Yahudi dini bayramı Sukkot’un yedinci büyük günü olan Hoşana sebebiyle toplantıya iştirak edemeyeceği açıklandı. Benzer şekilde, Hamas ve İran da zirvede temsil edilmediler. Zirveye katılan liderler arasında ABD Başkanı Donald Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed El Sani, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ve Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt gibi önemli isimler yer aldı. Ürdün Kralı 2’nci Abdullah, Kuveyt Başbakanı Ahmad Al Abdullah Al Sabah, Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Yunanistan Başbakanı Kriakos Mitsotakis, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Kanada Başbakanı Mark Carney, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani gibi birçok ülke temsilcisi de bu tarihi toplantıya katılım gösterdi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar da ülkelerini temsil eden diplomatlar arasındaydı. Tüm liderlerin Uluslararası Konferans Merkezi’ne ulaşmasının ardından aile fotoğrafı çekilerek zirvenin açılışı sembolik olarak gerçekleştirildi.
Anlaşmanın başarıyla uygulanması için kritik rol üstlenen garantör ülkeler; Türkiye, Katar, Mısır ve ABD olarak belirlendi. Bu dört ülkenin başkanları, “BARIŞ 2025” logolu uzun bir masada ön sırada yer alarak zirvenin ana eksenini oluşturdular. Toplantıda ilk sözü alan ABD Başkanı Trump, konuşmasına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı överek başladı. Trump, “Türkiye, dünyanın en güçlü ordularından birine sahip, Erdoğan uzun zamandan beri çok iyi bir dostum, bizi yüzüstü bırakmadı” ifadelerini kullandı. Liderler, önlerine gelen ‘yeşil dosyayı’ imzalamak suretiyle Gazze’deki ateşkes anlaşmasının ilk aşamasının resmen yürürlüğe girmesini sağladılar.
ABD Başkanı Donald Trump, zirve öncesinde yaptığı açıklamalarda ve imza töreni sırasında Gazze’deki ateşkes sürecine katkı sağlayan ülkelere ve liderlere özel vurgu yaptı. Özellikle Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rolünü takdir eden Trump, “Türkiye harikaydı. Cumhurbaşkanı Erdoğan harikaydı, gerçekten çok yardımcı oldu. Çünkü çok saygı duyulan biri. Çok güçlü bir milleti var, çok güçlü bir ordusu var” sözleriyle Türkiye’nin diplomatik ve askeri gücüne dikkat çekti. Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “Harika bir beyefendi kendisi. Çok çetin ceviz. Geçmiş çatışmalara bakarsanız hepsini kazandı. Adının anılmasını istemiyor. Ordusu, onun söylediğinden çok daha güçlü. Son zamanlardaki bazı süreçlere bakarsanız, kazanıyordu ama hiçbir övgü istemiyor. Her zaman yanımda oldu. Bu yüzden Erdoğan’a teşekkür etmek istiyorum” şeklinde tanımladı. Gazze’ye ilişkin planın ikinci aşamasına ne zaman geçileceği sorusuna ise Trump, bu aşamanın zaten başladığı cevabını verdi. “Gazze’deki savaşı hep beraber bitirdik. Biliyorsunuz, aşamalar biraz birbirine girmiş durumda. Yakında her şey temizlenmeye başlanacak. Yeniden inşa süreci başlıyor. Gazze’de yeni bir hayat başlayacak” diyerek bölgenin geleceğine yönelik umutlu mesajlar iletti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Zirvesi öncesinde Şarm El-Şeyh’te yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Başkan Yardımcısı ve Başbakan Yardımcısı Mansur Bin Zayid Al Nahyan, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed El Sani gibi birçok liderle ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Basına kapalı olarak gerçekleşen bu görüşmeler, Türkiye’nin bölgedeki ve küresel siyasetteki aktif rolünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Mısır ordusu, zirve için Şarm El-Şeyh genelinde olağanüstü güvenlik önlemleri aldı. Bu kapsamda, kentin çevresine Rus yapımı Buk-M2E hava savunma sistemi konuşlandırıldı. Toplantı alanına giden yollar, ‘Together in Peace’ (Barış İçinde Birlikte) yazılı afişler ve ABD Başkanı Trump ile Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin fotoğraflarıyla donatıldı. Zirvenin dikkat çeken anlarından biri ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasındaki samimi diyalog oldu. İkili görüşme sırasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Meloni’ye “Sana sigarayı bıraktırmam lazım” demesi üzerine Meloni, “Biliyorum, biliyorum” yanıtını verdi. Bu anlara şahit olan Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise gülerek “Bu imkânsız” yorumunda bulundu.
Bu zirve, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ortadoğu barışı konusundaki geçmişteki duruşunu da akıllara getirdi. Özellikle 2009 yılında İsviçre’nin Davos kasabasındaki Dünya Ekonomik Forumu’nda (WEF) gerçekleştirdiği “One Minute” çıkışı hafızalarda tazeliğini korumaktadır. 29 Ocak 2009’da düzenlenen “Gazze: Ortadoğu’da Barış Modeli” başlıklı panelde, dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in Gazze saldırılarını meşrulaştıran sözleri ve diplomatik sınırları aşan tutumu, moderatör David Ignatius’ın taraflı tavrıyla birleşince Erdoğan’ın sert tepkisine yol açtı. Peres’in Türkiye’ye ve Filistinlilere yönelik suçlamalarına yanıt vermek isteyen Erdoğan’ın konuşması moderatör tarafından kesilmeye çalışıldığında, Erdoğan defalarca “One minute” diyerek müdahale edilmemesi gerektiğini vurguladı. Ardından Peres’e hitaben yüksek sesle, “Sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum” sözleri tarihe geçti. Paneldeki çifte standardı kabul etmeyen Erdoğan, “Davos benim için bitmiştir” diyerek oturumu terk etti. Bu cesur çıkış, Arap kamuoyu başta olmak üzere tüm dünyada geniş yankı uyandırdı ve Filistin’de büyük sevinçle karşılandı. “One Minute” çıkışı, yıllarca hem yerli hem de yabancı medya organlarında geniş yer bulmaya devam etti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistin meselesine olan hassasiyetini pekiştiren bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.
Tedmem Ortaöğretimdeki Yığılma Ve Sınav Baskısı Sorunlarına 3+1 Modeliyle Çözüm Sundu