ŞANLIURFA’da insanlık tarihinin başlangıç noktalarından biri kabul edilen Göbeklitepe’de, gelecek nesillere miras bırakılması amacıyla yürütülen koruma ve sağlamlaştırma çalışmaları büyük bir titizlikle sürdürüldü. Bu kapsamda, 2025 yılında gerçekleştirilen faaliyetler arasında yaklaşık 30 metre çapındaki C yapısına yönelik kapsamlı restorasyon uygulamaları öne çıktı. Bu çalışmalar, antik yapıların dayanıklılığını artırırken, Göbeklitepe’nin görkemli siluetini yeniden ayağa kaldırmayı hedefledi.
Restorasyon süresince, C yapısının duvarları özenle sağlamlaştırıldı. Aynı zamanda, zamanla devrilmiş olan dikilitaşlar kaldırılarak orijinal konumlarına geri yerleştirildi. Yapının tam ortasında bulunan ve onlarca parçaya ayrıldığı tespit edilen 5 metre 40 santimetre yüksekliğindeki anıtsal dikilitaş da büyük bir çabayla yeniden dikildi. Bu hassas operasyonlar, Göbeklitepe’nin eşsiz mimarisini ve sanatsal değerini koruma altına almanın yanı sıra, ziyaretçiler için daha anlaşılır bir deneyim sunma amacını taşıdı.
Taş Tepeler Projesi Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul, Göbeklitepe ve Taş Tepeler’in kültürel mirasının gelecek yüzyıllara aktarılmasının önemine dikkat çekti. Karul, yürütülen koruma çalışmalarının bu değerli alanların uzun ömürlü olmasını sağlamak için hayati bir rol oynadığını belirtti.
Projenin mimarlarından Restoratör Murat Akman, uygulanan koruma tekniklerinin detaylarını aktardı. Akman, hem deneyimli bir arkeolog hem de koruma uzmanı olarak, Göbeklitepe’nin ilk keşif süreçlerinde yer almış ve merhum Klaus Schmidt’in yakın çalışma arkadaşı olmuştu. Taş Tepeler’deki restorasyon ve koruma çalışmalarının sorumluluğunu üstlenen Akman, özel bir harç karışımı geliştirdiklerini açıkladı. Bu harç, duvarların içindeki orijinal toprak dolgu çıkarıldıktan sonra, Göbeklitepe kazılarından elde edilen toprak ve küçük çakıl taşlarının karıştırılmasıyla hazırlandı. Harcın en önemli bileşeni ise, bağlayıcılık özelliğini artırmak üzere eklenen kıyılmış keçi kılıydı. Kuru duvar tekniği ile inşa edilmiş yapıların derzleri, bu özel harç ile tek tek temizlenerek yeniden dolduruldu. Akman ve ekibinin bu yenilikçi yaklaşımı sayesinde, Göbeklitepe’deki anıtsal yapılar çok daha sağlam ve anlaşılır bir görünüme kavuşturuldu.
Murat Akman, saman yerine keçi kılı kullanımının ardındaki bilimsel nedeni şu sözlerle açıkladı: “Saman hızlı bir şekilde eriyerek yerini boşluklara bırakır ve tutuculuğunu kaybeder. Keçi kılı çok daha ince olduğu için, hem bağlayıcılığı hem de zamana dayanıklılığı açısından tercih ettiğimiz bir malzeme.” Bu malzeme seçimi, toprağın tutuculuğunu artırarak duvarların uzun vadeli stabilitesini sağlamayı amaçladı. Harcın dayanıklılığı, Karahantepe ve Göbeklitepe’de yaklaşık dört yıl boyunca farklı oranlarda ve farklı yerlerde yapılan denemelerle titizlikle test edildi. Bu kapsamlı testler sonucunda en doğru karışıma ulaşıldıktan sonra, geniş çaplı uygulamalara geçildi.
Bu özel harç ve teknik, geçtiğimiz yıl Göbeklitepe’deki “Aslanlı Yapı” olarak bilinen önemli bir yapının koruma ve sağlamlaştırma işlerinde başarıyla kullanıldı. Edinilen deneyim ve başarıların ardından, bu yıl C yapısının restorasyonunda da aynı yöntemler tercih edildi. Bu sayede, Göbeklitepe’nin antik mirasları, modern koruma teknikleriyle desteklenerek binlerce yıl sonra bile ayakta kalmaya devam edecek.
Siber Suç Operasyonlarında 403 Şüpheli Yakalandı 72 Milyon Lira Değerindeki Varlığa El Konuldu