Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki en tartışmalı olaylardan biri olan ve kamuoyunda “Hayata Dönüş Operasyonu” olarak bilinen yargı süreci, operasyonun üzerinden 22,5 yılı aşkın bir süre geçmesinin ardından önemli bir kararla sonuçlandı. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi, operasyona ilişkin açılan davanın zamanaşımı süresinin dolması gerekçesiyle düşürülmesine hükmetti. Bu karar, operasyonda hayatını kaybedenlerin yakınları ve mağdurlar için uzun yıllardır süren adalet arayışının hukuki seyrini değiştirdi.
19 Aralık 2000 tarihinde, Türkiye genelindeki cezaevlerinde hükümlü ve tutukluların başlattığı ölüm oruçları ve açlık grevlerini sonlandırmak amacıyla eş zamanlı olarak 20 farklı infaz kurumuna “Hayata Dönüş Operasyonu” düzenlenmişti. Ancak operasyonun özellikle İstanbul Bayrampaşa Cezaevi’ndeki bölümü, trajik sonuçlara sahne oldu. Resmî kayıtlara göre, operasyon sırasında Bayrampaşa Cezaevi’nde 12 kişi hayatını kaybederken, 29 kişi de çeşitli derecelerde yaralandı. Bu olaylar, insan hakları örgütleri ve kamuoyu nezdinde geniş çaplı tartışmalara ve eleştirilere yol açmıştı.
Operasyonun üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra, yaşanan ölümler ve yaralanmalarla ilgili sorumluların tespiti amacıyla hukuki süreç başlatıldı. Başlangıçta 39 er ve 157 rütbeli asker olmak üzere toplam 196 askeri personel hakkında dava açıldı. Bu süreçte, davanın sanıkları arasında yer alan 2 askeri personel hayatını kaybetti. Yıllarca süren yargılama, tanık ifadeleri, delillerin incelenmesi ve bilirkişi raporları gibi karmaşık aşamalardan geçti. Mağdur avukatları ve sanık müdafileri arasında çetin bir hukuk mücadelesi yaşanırken, davanın seyri kamuoyunun yakından takibindeydi.
Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi, “Hayata Dönüş Operasyonu” davasında nihai kararını 19 Haziran 2023 tarihinde açıkladı. Mahkeme, oybirliğiyle aldığı kararda, operasyonun gerçekleştirildiği 19 Aralık 2000 tarihinden itibaren geçen sürenin, yasalarda öngörülen zamanaşımı süresini doldurduğunu belirtti. Kararda, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine hükümler içeren 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca, 22,5 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu ifade edildi. Bu nedenle, mahkeme tüm sanıklar hakkındaki kamu davasının ayrı ayrı düşürülmesine hükmetti.
Mahkemenin kararına dayanak olarak gösterdiği 765 sayılı Türk Ceza Kanunu, o dönemde yürürlükte olan ve ceza hukuku ilkeleri gereği sanıkların lehine olduğu kabul edilen hükümleri içeriyordu. Türk hukuk sisteminde, suç işlendiği tarihte yürürlükte olan kanunun sanık lehine olması durumunda o kanunun uygulanması esastır. Verilen kararda, bu düşme kararının henüz kesinleşmediği ve tarafların karara karşı istinaf yolunun açık olduğu da vurgulandı. Bu durum, dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşınarak yeniden incelenme ihtimalini barındırıyor ve davanın akıbeti üst mahkemenin vereceği kararla netleşecek.
Komisyon Raporu Öncesi Sürece İlişkin Kapalı Oturum Tamamlandı İmralı Ziyareti Olasılığı Görüşüldü
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.