a

Terörsüz Türkiye Hedefinde Göç Önemli Bir Başarı Unsuru Olacak

İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, 2025 sonu itibarıyla Türkiye'deki Suriyeli sığınmacı sayısının 2.3 milyona gerilediğini söyleyerek, Artık göçün 'güce...

İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Aktaş Turan, Göç ve Diaspora Vakfı tarafından düzenlenen “Göç, Diaspora ve Diplomasi Zirvesi”nde yaptığı konuşmada, göç olgusuna yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu. Turan, doğru politikalarla yönetildiğinde göçün toplumsal, ekonomik ve demografik bir güce dönüşebilecek potansiyele sahip tarihsel bir gerçeklik olduğunu vurguladı. Bu kapsamlı zirve, göçün çok boyutlu etkilerini ve uluslararası ilişkilerdeki rolünü derinlemesine ele almayı amaçlıyor.

Göçün Tarihsel Boyutu Ve Toplumsal Algı

Bakan Yardımcısı Turan, göçün güncel gelişmelerle sınırlı bir olgu olmadığını belirterek, tarihsel derinliğine dikkat çekti. Suriye iç savaşı ile göçün tanımlanmasının eksik bir yaklaşım olduğunu ifade eden Turan, insanlık tarihinin antik çağlardan itibaren göç hareketleriyle şekillendiğini kaydetti. Konuşmasında, göçün bir toplum için yıkım getirdiğine dair somut bir kanıt bulunmadığını ve göç nedeniyle çöken hiçbir devletin olmadığını dile getiren Turan, şu ifadeleri kullandı: “Göçü yalnızca Suriye iç savaşıyla tanımlamak doğru değil. Antik çağlardan bu yana insanlık tarihi göçlerle şekillenmiştir ve göçün bir toplum için yıkım olduğunu gösteren bir kanıt yoktur; göç yüzünden yıkılan bir devlet de yoktur.” Bu vurgu, göçe yönelik yaygın önyargıları ortadan kaldırmaya ve olumlu bir bakış açısı sunmaya yönelikti.

Yanlış Politikalar Ve Siyasi İstismar

Göçmenlerin yeni topluma uyum süreçlerinin ve alışkanlık edinme zorluklarının farkında olduklarını belirten Turan, bu durumu bir güvenlik meselesi olarak görmenin, sınırları kapatmanın veya göçmenleri “şeytanlaştırmanın” doğru ve sonuç odaklı bir yaklaşım olmadığını vurguladı. Esas meselenin, göçü sağlıklı bir şekilde yönetmek, düzensiz göçü engellemek, göçmenlerin yerleşik topluma entegrasyonunu sağlamak ve hatta bu süreçten ekonomik ve demografik bir güç üretmek olduğunu ifade etti. Turan, insanları birbirinden uzak tutmak yerine birlikte yaşama imkanı sunmanın, ancak bu imkanı sunarken kamu düzenini, ülkenin egemenlik haklarını ve temel insan haklarını koruyan düzenlemeleri göz ardı etmemenin temel yaklaşımları olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin, çeşitli iddia ve risklere rağmen son 13 yıllık dönemde bu politikayı uygulamaya çalıştığını belirten Turan, göç konusunun ülkede siyaset malzemesi haline getirilmesinden ve milli duyguların tahrik edilmesinden duyduğu üzüntüyü şu sözlerle ifade etti: “Ancak bunu bir güvenlik sorunu olarak görmek, kapıları kapatmak, muhatabını şeytanlaştırmak doğru ve sonuç üreten bir yaklaşım değildir. Göçü sağlıklı yönetmek, illegal alana kaymasını engellemek, göçmenlerin yerleşik topluma uyumunu sağlamak, hatta buradan ekonomik, demografik bir güç üretmek esas mesele olmalıdır. İnsanları birbirinden uzak tutmak yerine birlikte yaşama imkânı vermek, bu imkânı verirken de kamu düzenini, egemenlik haklarını ve temel insan haklarını koruyan düzenlemeleri ihmal etmemek temel yaklaşımımız olmalıdır. Türkiye, birçok iddiaya ve riske rağmen geçtiğimiz 13 yıl boyunca bunu yapmaya çalıştı. Ama maalesef göç, ülkemizde siyaset malzemesi yapıldı, insanımızın milli duyguları tahrik edildi, göç karşıtlığı üzerinde kampanyalar yapıldı.”

Türkiye’nin Göç Yönetimi Ve Mevcut Durum

Türkiye’nin, 3,8 milyon göçmen geçişiyle dünyanın en büyük ikinci göç koridoru konumunda bulunduğu bilgisini paylaşan Turan, ülkenin bu alandaki stratejik önemine değindi. Düzensiz göçle mücadele ve mevcut göçmen nüfusuna ilişkin güncel verileri açıklayan Bakan Yardımcısı Turan, Aralık 2025 itibarıyla 148 bin 934 düzensiz göçmenin yakalandığını bildirdi. Türkiye’de yaşayan Suriyeli sayısına ilişkin çarpıcı bir düşüşe dikkat çeken Turan, en yoğun dönemde 3,7 milyon seviyesinde olan bu sayının günümüzde 2,3 milyona gerilediğini belirtti. Bu düşüşün, uygulanan politikaların ve geri dönüşlerin bir sonucu olduğunu vurguladı.

Göçün Dönüşümü Ve Gelecek Vizyonu

Konuşmasının devamında, Türkiye’de göç meselesinin bir dengeye oturduğunu ve bu konuyu siyasi arenada istismar eden oluşumların gündemden düşmeye başladığını dile getiren Turan, sosyal medya üzerinden yapılan olumsuz propagandaların da azaldığına işaret etti. Hatta, “geriye göç olmasın” diyen sivil toplum kuruluşlarının ve iş insanlarının seslerinin daha yüksek çıkmaya başladığını aktardı. Turan, artık göçün “güce dönüşme” zamanının geldiğini ifade ederek, Suriye iç savaşının başlangıcından itibaren izlenen “açık kapı” politikasının ve göç yönetimi stratejisinin eleştirilere maruz kaldığını kabul etti. Ancak savaşın bitmesiyle birlikte bu politikanın sonuçlarının daha net görüldüğünü savundu. Sınırın hemen yanı başında, Türkiye’nin kendilerine kucak açtığını belirten milyonlarca insanın bulunduğunu hatırlatan Turan, sözlerini şu önemli soru ve öngörüyle tamamladı: “Ülkemizde Aralık 2025 itibarıyla 148 bin 934 düzensiz göçmen yakalandı. Türkiye’de yaşayan Suriyeli sayısı, en fazla olduğu dönemde 3.7 milyondu; şu anda bu rakam 2.3 milyona geriledi. Göç, Türkiye’de dengeye geliyor. Bu konu için kurulan siyasi partiler gündemden düşüyor, sosyal medya çığırtkanları sesini kesiyor, hatta ‘geriye göç olmasın’ diye kısık sesle konuşan sivil toplum kuruluşlarının, iş insanlarının sesleri daha çok çıkmaya başlıyor. Artık göçün ‘güce dönüşme’ zamanı geldi. Suriye iç savaşı başladığından beri ‘açık kapı’ politikası, göçü yönetme politikası izledik. Çok eleştirildik. Şimdi savaş bitti. Sınırımızın yanı başında ‘Bize kucak açtınız, sahip çıktınız’ diyen milyonlar var. Soruyorum şimdi: Ülke olarak kâr mı ettik zarar mı? ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimize ulaştığımızda, bugün ‘sorun’ dediğimiz göç, başarının önemli bir ayağı olacak.”

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Ak Parti Sözcüsü Çelik ABD’nin Suriye Yaptırımlarını Kaldırmasını Olumlu Değerlendirdi

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.