a
  • Tek Sayfa Haber
  • Gündem
  • İmamoğlu Suç Örgütü İddianamesinde 13 Şüpheli Özel Vasfa Haiz Üye Olarak Belirlendi

İmamoğlu Suç Örgütü İddianamesinde 13 Şüpheli Özel Vasfa Haiz Üye Olarak Belirlendi

İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, 13 şüphelinin özel vasfa haiz üye konumunda bulunduğu...

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir soruşturma neticesinde, “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü”ne yönelik hazırlanan iddianame tamamlandı. Toplam 407 şüphelinin yer aldığı ve bunlardan 105’inin tutuklu, 5’inin ise “müşteki şüpheli” statüsünde bulunduğu bu iddianamede, örgütün kilit isimleri arasında gösterilen 13 kişinin “özel vasfa haiz üye” olarak konumlandırıldığı tespit edildi. Bu özel vasıftaki üyelerin, örgüt içindeki hiyerarşide üst düzeyde yer almakla birlikte yönetici pozisyonunda bulunmadıkları ancak diğer üyelere nazaran daha ağır cezai müeyyidelere tabi tutulabilecekleri vurgulandı.

“Özel Vasfa Haiz Üye” Kavramının Hukuki Değerlendirmesi

İddianamede, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) güncel 5237 sayılı düzenlemesinde “özel vasfa haiz üye” kavramına doğrudan yer verilmediği belirtildi. Ancak bu kavramın, daha önceki 765 Sayılı Kanun’un 168/1 maddesinde düzenlendiği ve mevcut yargılama sürecinde göz ardı edilemeyecek bir önem taşıdığı ifade edildi. İddianamede yer alan kritik tespit şu şekilde aktarıldı: “Her ne kadar 765 Sayılı Kanun’un 168/1 maddesinde düzenlenmesine rağmen 5237 Sayılı TCK’nın düzenlenmesinde ‘özel vasfa haiz üye’ kavramına yer verilmemiş ise de, bahsedilen bu kavramın, kişilerin haklarında yapılacak olan yargılama sonucundaki karar aşamasında ceza miktarı tayininde üst sınırdan takdir edilmek suretiyle dikkate alınması gerektiği, aksi bir uygulamanın yani ‘özel vasfa haiz olan üye’ ile ‘özel vasfa haiz olmayan üye’ arasında aynı uygulama (aynı sınırdan ceza belirlenmesi) tatbikinin ceza adaletine aykırı olacağı unutulmamalıdır.” Bu açıklama, 13 şüpheli hakkında yapılacak yargılama sonucunda ceza tayininde, diğer örgüt mensuplarından farklı olarak, alt sınırdan uzaklaşarak üst sınırdan cezalandırılmaları gerektiği anlamına gelmektedir. Söz konusu şüphelilerin, örgüt yöneticisi olmamalarına rağmen, “örgüt üyesi” sıfatının üzerinde bir konumda bulundukları kaydedildi.

İddianamedeki Kilit İsimler Ve Rolleri

İddianamede “Özel Vasfa Haiz Üye Kadrosu” başlığı altında sıralanan 13 şüphelinin isimleri ve örgüt içindeki rolleri dikkat çekti. Bu isimler arasında görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü Melih Geçek, Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas, İmamoğlu İnşaat ve SSB Gayrimenkul isimli şirketlerin genel müdürü Tuncay Yılmaz, İBB Hukuk Müşaviri İbrahim Bülbüllü, örgüt elebaşı Ekrem İmamoğlu’nun Koruma Müdürü Mustafa Akın, İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, İmamoğlu’nun siyasi danışmanlığını yapan Necati Özkan, İBB Harita Mühendisi Yakup Öner, Emrah Bağdatlı, ile birlikte iş insanları Ali Nuhoğlu, Hüseyin Köksal ve Seza Büyükçulha yer aldı.

Bu kişilerin bir kısmının belediye içerisinde resmi bir görevi olmamasına rağmen, belediye görevlilerine veya diğer örgüt üyelerine talimatlar verdikleri belirlendi. Bir diğer kısmının ise kamu görevlisi olmalarına karşın, kendi görev tanımlarının tamamen dışında başka birimlerdeki görevlilere talimatlar ilettiği, örgüt elebaşı Ekrem İmamoğlu ile sürekli diyalog halinde oldukları ve diğer örgüt üyelerinden daha aktif bir pozisyonda bulundukları iddianamede detaylarıyla anlatıldı.

Şüphelilere Yönelik Özel Tespitler

Tuncay Yılmaz: Kamu Görevlisi Olmayan Kilit İsim

Örgüt elebaşı Ekrem İmamoğlu’na ait İmamoğlu İnşaat ile SSB Gayrimenkul isimli şirketlerin genel müdürü olan Tuncay Yılmaz‘ın, herhangi bir kamu görevlisi sıfatı taşımamasına rağmen, İmamoğlu ile olan yakın bağlantısı sayesinde iş insanlarından iskan, imar veya ruhsat işlerinde kolaylık sağlanması karşılığında rüşvet aldığı iddia edildi. Bu rüşvetlerin kimi zaman örgüt elebaşına ait şirketler üzerine, kimi zaman da yönlendirilen üçüncü kişilere ev, daire veya villa şeklinde taşınmaz devri olarak gerçekleştiği kaydedildi. Yılmaz’ın, örgüt yöneticileri Fatih Keleş, Murat Ongun, Adem Soytekin ve Ertan Yıldız ile de yakın ilişkiler içinde olduğu belirtildi. Basın ve yayın organlarında “Para Kuleleri” olarak anılan CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alma sürecini de siyasi partiyle resmi bir bağı olmaksızın, örgüt elebaşının talimatlarıyla bizzat yürüttüğü ifade edildi. Ayrıca, akrabaları adına kurduğu firmalar aracılığıyla İBB iştiraki olan Ağaç AŞ’den aldığı işler karşılığında yapılan ödemeleri, suç örgütüne ait firmalara yani “sisteme” aktardığı da tespitler arasında yer aldı.

Emrah Bağdatlı: Örgüt Yöneticisi Ongun’a Yakınlık

“Özel vasfa haiz üye” konumunda bulunan Emrah Bağdatlı‘nın, örgüt yöneticisi Murat Ongun’a en yakın kişi olduğu ve İBB iştirakleri olan Medya AŞ ile Kültür AŞ’nin yönetiminde destek sağladığı öne sürüldü. İmamoğlu’na kendi nikahını kıydıracak kadar yakın bir ilişki içinde olduğu kaydedilen Bağdatlı’nın, belediyeyle herhangi bir resmi bağı bulunmamasına rağmen sahibi veya gayri resmi ortağı olduğu firmalara usulsüz ihaleler verildiği aktarıldı. Bağdatlı’nın, örgüt yöneticisi Ongun ile birlikte hareket ederek ihale verilecek şahıs ve firmaları belirlediği, Ongun adına rüşvet görüşmeleri yaptığı ve hem kendine hem de örgüte maddi menfaat temin ettiği bildirildi.

Yakup Öner: Boğaziçi İmar Dosyalarındaki Etki

İBB Harita Mühendisi şüpheli Yakup Öner‘in, Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nde salt mühendis olarak görev yapmasına karşın, örgüt elebaşının kendisine sağladığı güç ve nüfuzu kullanarak Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’na emir ve talimatlar verdiği, imar dosyalarını incelediği belirtildi. Öner’in İstanbul’un Boğaz bölgesindeki tarihi ve lüks evlerin/yalıların tamirat, tadilat ve ruhsatlandırma işlemlerini bizzat takip ettiği, İmamoğlu adına bu bölgede bulunan taşınmaz ve işletme sahipleriyle imar veya iskan süreçlerini yürüttüğü ve “sisteme” önemli miktarda para akışı sağladığı kaydedildi.

Ali Nuhoğlu: Usulsüz İhaleler Ve Mal Varlığı Edinimi

İş insanı şüpheli Ali Nuhoğlu‘nun, örgüt yöneticisi Fatih Keleş ile yakın ilişki içerisinde olduğu tespit edildi. Nuhoğlu’nun sahibi olduğu inşaat firmaları üzerinden İBB iştirakleri olan KİPTAŞ AŞ ve İSFALT AŞ üzerinden usulsüz ihaleler aldığı ve bu ihaleler neticesinde İBB üzerinden maddi kazanç elde ettiği iddianamede yer aldı. Nuhoğlu’nun söz konusu paraları Güllüce Tarım unvanlı firmaya aktardığı, bu paralarla taşınmaz satın aldığı ve şirketi bünyesindeki taşınmazları, çok düşük bir fiyata, muvazaalı şekilde İmamoğlu’nun sahibi olduğu İmamoğlu İnşaat’a devrettiğine dair MASAK raporu düzenlendiği belirtildi.

Hüseyin Köksal: Medya Ve Kültür Şirketlerindeki Rolü

Şüpheli Hüseyin Köksal‘ın, Murat Ongun’la birlikte hareket ettiği, Ongun’a İBB iştiraklerinden Medya AŞ ve Kültür AŞ unvanlı firmaların yönetiminde destek verdiği ifade edildi. Köksal’ın sahibi veya gayri resmi ortağı olduğu firmalara usulsüz bir şekilde ihaleler verildiği ve bu yolla hem kendisine hem de örgütün kurduğu “sisteme” maddi menfaat sağladığı bildirildi.

Necati Özkan: Siyasi Danışmanlık Ve Bilgi Aktarımı İddiaları

Örgüt elebaşı Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanlığını yapan şüpheli Necati Özkan‘ın, örgüt yöneticisi Hüseyin Gün ile birlikte hareket ettiği belirtildi. İddianamede, “siyasal ve askeri casusluk suçundan” adli işlem gördüğü anlaşılan Gün ile uçtan uca şifreli gizli mesajlaşma uygulamaları aracılığıyla yurt dışında bulunan kişilere bilgi aktardığı kaydedildi. Özkan’ın Gün ile İmamoğlu’nun seçim propagandalarında yapacağı konuşmalar üzerine yazışmalarının bulunduğu ve İmamoğlu’nun uzun yıllardır siyasi danışmanlığını yaptığı vurgulandı. Özkan’ın bu ilişki neticesinde örgütün rüşvet eylemlerinden elde ettiği maddi menfaatin temininde bedelsiz bir şekilde taşınmaz edindiği, rüşvetin teminine aracılık ederek örgütün kurduğu “sisteme” maddi menfaat sağladığı ifade edildi.

Melih Geçek: Veri Sızdırma Ve Usulsüz İhaleler

İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü şüpheli Melih Geçek‘in de örgüt yöneticisi Hüseyin Gün ile hareket ettiği, İBB’ye ait verilerin yurt dışına sızdırılması konusunda dahlinin olduğu belirtildi. Geçek’in kendisiyle irtibatlı birçok bilişim firması üzerinden “3G” yönetimi ile ihaleler alarak menfaat temin ettiği, hem kendisine hem de örgütün kurmuş olduğu “sisteme” maddi menfaat sağladığı iddianamede anlatıldı.

Resul Emrah Şahan: Şişli Belediyesi’ndeki Rüşvet Çarkı

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan‘ın da “özel vasfa haiz üye” konumunda bulunduğu, suç örgütünün Şişli Belediyesi yapılanmasında örgüt elebaşı adına rüşvet görüşmeleri yaptığı ve rüşvetin temin edilmesinde rol oynadığı ifade edildi. Şahan’ın İmamoğlu ve diğer örgüt yöneticileriyle irtibat kayıtlarının olduğu, hem kendisine hem de örgütün kurmuş olduğu sisteme maddi menfaat sağladığına dair tespitler iddianamede yer aldı.

Seza Büyükçulha: İnşaat Firmalarıyla Belediye İlişkileri

Şüpheli iş insanı Seza Büyükçulha‘nın, “Güven Asfalt” unvanlı firmanın belediyeden alacağını tahsil etmesi konusunda destek istediği ve bu durumun örgüt elebaşı İmamoğlu’nun bilgisi dahilinde olduğunu söylediği yönünde beyanlarının olduğu belirtildi. Büyükçulha’nın İstanbul’da faaliyet gösteren inşaat firmalarının belediyeyle ilişkilerini kontrol eden kişi olduğu, söz konusu firmalarla belediye arasındaki irtibatı sağlayarak hem kendisine hem de örgütün kurmuş olduğu “sisteme” maddi menfaat sağladığı kaydedildi.

Mustafa Akın: Güvenlik İhlalleri Ve Talimatlar

Şüpheli Mustafa Akın‘ın, İmamoğlu’nun katıldığı toplantılardaki kameraların bantlanması hususlarını organize ettiği bildirildi. Akın’ın başkanlık konutundaki kamera kayıt cihazının tahrip edilmesi olayında talimatlar verdiği belirtilirken, koruma müdürü olması nedeniyle doğrudan suç örgütü elebaşı İmamoğlu ve diğer yöneticilerle irtibatının bulunduğu ifade edildi.

Ali Sukas: Ağaç Aş İhalelerindeki Rüşvet İddiaları

Ağaç AŞ Genel Müdürü şüpheli Ali Sukas‘ın örgüt yöneticisi Ertan Yıldız ile birlikte hareket ettiği, Yıldız’dan talimatlar aldığı ve bu talimatlar neticesinde Ağaç AŞ tarafından gerçekleştirilen ihaleleri alacak kişileri usulsüz bir şekilde belirlediği bildirildi. Sukas’ın, ihaleyi alan kişilere yapılacak hak ediş ödemeleri karşılığında rüşvet temin ettiği belirtilirken, bu şekilde kendisine ve örgüte maddi menfaat sağladığı kaydedildi.

Mehmet Pehlivan: Örgütün Hukuki Savunması Ve Kaçış Organizasyonları

Örgüt elebaşı İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan‘ın da örgütün hukuk grubu içerisinde yer aldığı, örgütün deşifre olmasının engellenmesi amacıyla “tutuklananlara maddi destek verileceği” yönünde talimatlar verdiği tespit edildi. Pehlivan’ın güvenmediği örgüt üyelerinin yurt dışına kaçışlarını organize ettiği ve kaçmaları için talimatlar verdiği kaydedildi. Ayrıca, şüphelilerin tutuklu bulundukları ceza infaz kurumlarına avukatlar göndererek İmamoğlu’nun talimatlarını ilettiği ve tutuklu bulunan şüphelilere örgütün çözülmemesi için baskılar yapılması gibi önemli süreçleri yürüttüğü anlatıldı.

İbrahim Bülbüllü: Beylikdüzü Döneminden Gelen Etkinlik

İBB Hukuk Müşaviri şüpheli İbrahim Bülbüllü‘nün örgüt yöneticisi Fatih Keleş’e bağlı hareket ettiği, örgütün kuruluş aşaması olan Beylikdüzü döneminden beri örgüt içerisinde aktif olduğu belirtildi. Örgüt elebaşı İmamoğlu’nun İBB Başkanı olmasından sonra kendisini hukuk danışmanı olarak tanıttığı ifade edildi. Bülbüllü’nün İETT ve hafriyat alanında ihale alan müteahhitlerle iletişime geçerek baskı yaptığı ve şirketlerdeki parasal kontrol ile yönetimi sağladığı iddianamede kaydedildi.

Örgütün Yapılanması Ve Yolsuzluk Çarkı

İddianamede, örgütün elebaşı, yöneticisi ya da üyelerinin bir kısmının kamu görevlisi olmasına rağmen, örgütteki hiyerarşik yapı ile şüphelilerin kamudaki görev ve sorumluluğu arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunmadığı belirtildi. Yapılan tespitlerde şu ifadeler kullanıldı: “Şüphelilerin görev yaptıkları kamu kurumunun içerisinde kendi öz yapılanmalarını oluşturarak, ‘iç örgütlenme’lerini sağlamayı amaçladıkları, bu nedenle örgüt elebaşı dahil olmak üzere örgüt içerisindeki hiyerarşik silsilede yer alan şüphelilerin kamudaki görevleri ile kurmuş oldukları ‘sistemin’ birbiriyle karıştırılmaması gerekmektedir. Bunun en somut örneği, örgüt içerisindeki hiyerarşik silsilede yönetici ya da üye konumunda bulunup da kamuda görevli olmayan örgüt mensuplarının İBB’de ya da bağlı iştiraklerinde görevli kamu personellerine emir ve talimatlar vermesidir. Bu bağlamda örgüt elebaşı olan şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun kamu görevini yürütmüş olduğu kurumda kendisiyle birlikte kamu görevini ifa eden kişilere yönelik değil, elebaşının kurmuş olduğu ‘sistem’ içerisine dahili bulunan kişilere yönelik olarak kurulan yolsuzluk çarkının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.” Bu değerlendirme, soruşturmanın, İmamoğlu’nun kamudaki resmi görevi dışında, kendisinin kurduğu iddia edilen “yolsuzluk çarkı” üzerindeki yapılanmaya odaklandığını gözler önüne serdi.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Milli Eğitim Bakanı Tekin Malatya’da Demokratikleşme Ve Eğitim Reformlarını Vurguladı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.