İstanbul’a hayat veren barajlardaki su seviyeleri, 15 Nisan tarihinde ulaştığı yüzde 82,22’lik yüksek seviyeden bu yana düzenli bir düşüş eğilimi sergiledi. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından açıklanan güncel verilere göre, kentte su sağlayan barajların genel doluluk oranı 23 Kasım tarihi itibarıyla yüzde 19,81 seviyesine indi. Azami 868 milyon 683 bin metreküp su depolama kapasitesine sahip olan bu kaynaklardaki toplam su hacmi ise yalnızca 171 milyon 89 bin metreküp olarak ölçüldü. Bu kritik düşüş, uzmanlar arasında ciddi endişelere yol açtı.
İSKİ’nin geçmiş yıllara ait 23 Kasım tarihlerindeki istatistikleri incelendiğinde, mevcut durumun ne denli kritik bir seviyeye ulaştığı daha net anlaşıldı. 2016’da yüzde 34,98, 2017’de yüzde 55,41, 2018’de yüzde 49,35, 2019’da yüzde 36,59, 2020’de yüzde 26,3, 2021’de yüzde 41,52, 2022’de yüzde 35,19 ve 2023’te yüzde 23,78 seviyeleri kaydedilmişti. Ancak, 23 Kasım 2024 tarihi itibarıyla ise bu oran yüzde 19,81 olarak ölçülerek son on yılın aynı dönemine göre en düşük seviye olarak tarihe geçti.
Bireysel baraj doluluk oranlarına bakıldığında da durumun ciddiyeti gözler önüne serildi. Kazandere Barajı, geçen yıl 23 Kasım’da yüzde 8,05 doluluk oranına sahipken, bu yıl aynı tarihte oran yüzde 1,7‘ye geriledi ve en düşük seviyedeki baraj oldu. Pabuçdere Barajı’nda ise geçen yıl yüzde 5,69 olan doluluk oranı, bu yıl yüzde 3,61 olarak ölçüldü. Sazlıdere Barajı’nda da geçen sene 23 Kasım’da yüzde 38,3 olarak tespit edilen doluluk oranı yüzde 19,35’e kadar düşüş yaşadı. Terkos Barajı’nın doluluk oranı geçen yıl yüzde 35,74 iken, bu yıl yüzde 21,97 oldu. Elmalı Barajı, geçen yılki yüzde 51,15 seviyesinden yüzde 50,05’e gerilerken, Alibey Barajı yüzde 7,08’den yüzde 12,19’a yükselerek kısmi bir iyileşme gösterdi. Istrancalar Barajı’nda geçen yıl yüzde 37,1 olan oran yüzde 21,72’ye, Büyükçekmece Barajı’nda yüzde 29,26 olan oran yüzde 21,65’e indi. Darlık Barajı’nda geçen yıl yüzde 29,19 olan doluluk yüzde 28,49’a geriledi. Ömerli Barajı’nda ise geçen yıl yüzde 25,39 olarak kayıtlara geçen su doluluk oranı, bu yıl yüzde 17,34 olarak ölçüldü.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, Türkiye’nin özellikle güney, batı kesimleri ile Marmara Bölgesi’nin son yıllarda son derece kurak dönemlerden geçtiğini belirtti. Kuraklığın su kaynağının gelişini engellediğini, yüksek sıcaklıkların ise mevcut kaynakların hızla tükenmesine yol açtığını vurguladı. Toros, Ekim ayındaki yağışlara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Ekimde güzel yağışlar aldık, son on yıldaki en yağışlı yıllardan birisi oldu. Temmuz, ağustos, eylülde her 3 günde bir barajlardaki değer yüzde 1 düşerken bu ekimde 6 güne çıktı. Yani yaz döneminde değer 3 günde bir yüzde 1 azalırken, ekimde bu neredeyse iki katına yükselmiş oldu.”
Ancak, Kasım ayında Türkiye’nin yeniden yüksek basınç sistemlerinin etkisine girdiğini belirten Prof. Dr. Toros, İstanbul’da hava sıcaklığının 25 dereceye kadar çıktığını hatırlattı ve ekledi:
“Sıcak günler yaşıyoruz. Yüksek basınç alanları yağışların gelmesini engelliyor. Yağış kaynağı gelmediği için baraj seviyeleri de düşmeye devam ediyor.”
Prof. Dr. Toros, İstanbul barajlarının kent nüfusuna yetecek düzeyde suya sahip olmadığını da vurgulayarak, durumun vahametini şu sözlerle açıkladı:
“Geçmiş verilere baktığımız zaman son yıllardaki en kurak ikinci yıl olduğunu görüyoruz. İstanbul barajları, İstanbul halkına yetecek kadar su seviyesine sahip değil. İstanbul’da 1 milyar 100 milyon metreküpün üzerinde su tüketiyoruz. Neredeyse 1 milyar 200 milyon metreküpe yaklaştı. Ama barajların doluluğu tamamen dolu olsa bile 900 milyon metreküp bile yapmıyor. Zaten barajlar son yıllarda yüzde 100 hiç dolmuyor. Tabii ki Yeşilçay ve Melen gibi kaynaklar imdadımıza yetişiyor ama onlar da çok uzak mesafeden, zahmetli oluyor.”
İstanbul’da kişi başı günlük su kullanımının ortalama 200 litre olmasının sürdürülebilir olmadığını belirten Prof. Dr. Toros, çözüm yolları hakkında önemli önerilerde bulundu:
“Çözüm, herkesin el birliğiyle suyumuzu daha uzun süre yetecek şekilde kullanmamız, yani su tasarrufuna yönelik adımlar atmamızdır. Apartmanların girişine basınç düşürücü takılması, evlerde ekonomik musluk başlıklarının kullanılması gibi önlemler önemli. Yöneticilerin ise uzun vadede hepimizi tasarrufa teşvik edecek kademeli ücretlendirme sistemine geçmesi gerekiyor. Şu anda İstanbul’da kişi başı günlük su tüketimi ortalama 200 litre ve bu çok yüksek. 100 litreye kadar standart bir fiyat uygulanmalı, ancak 100 litreyi aşan her kullanımda fiyatın kademeli ve giderek artan bir şekilde yükselmesi lazım ki insanlar suyu daha dikkatli kullansın.”
Gelecek dönemdeki yağışlı bir sürecin gelip gelmeyeceğinin mevcut teknolojiyle kesin olarak tahmin edilemediğini de ifade eden Toros, iklim modellemesinin zorluklarına değindi:
“Havayı etkileyen çok farklı faktörler var. Kelebek etkisi deriz ya, birçok faktör devrede olduğu için modellemek son derece zor. Dolayısıyla önümüzdeki sürecin nasıl geçeceğini genel anlamda bilemiyoruz ama birçok tahmin, çok yağışlı dönemleri öngöremiyor şu an için. Bu da baraj seviyesinin düşmeye devam etmesi anlamına geliyor. Onun için yapabileceğimiz en iyi çözüm tasarruf. Bunun için de doğal yönlendirici ve teşvik edici kademeli ücretlendirme.”
Güngören’de Tekstil Fabrikasında Çıkan Yangın Gökyüzünü Koyu Dumanlarla Kapladı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.