Uzun yıllar İstanbul’da özel sektörde görev alan Umut Aydın, büyük şehrin getirdiği yoğun stres, kalabalık ve trafik gibi unsurların bunaltıcı etkilerinden kaçış arayışıyla önemli bir karar alarak memleketi Tunceli’ye döndü. Aydın, haziran ayında döndüğü Çemişgezek ilçesinde, Keban Baraj Gölü’nün sunduğu imkanları değerlendirerek kerevit avcılığına başladı ve bu yeni mesleğiyle hem huzuru hem de ekonomik sürdürülebilirliğini temin etti.
Umut Aydın, 1965 senesinde yapımına başlanan ve 1975 senesinde tamamlanarak su tutmaya başlayan Keban Barajı’nın bir kısmını sular altında bıraktığı Kıraçlar köyünden, işsizlik sebebiyle yaklaşık 15 yıl evvel İstanbul’a göç etmişti. Şehirde özel sektörde çeşitli işlerde çalışan Aydın, metropol yaşamının getirdiği zorluklar ve yorucu temposu karşısında yeni bir yaşam arayışına girdi. Bu arayışın sonucunda, haziran ayında doğduğu topraklara, Tunceli’ye geri dönme kararı aldı.
Memleketine döndükten sonra bir tekne satın alan Aydın, Türkiye’nin en büyük ikinci baraj gölü olan Keban Baraj Gölü’nde kerevit avcılığına başladı. Doğal göller arasında 675 kilometrekarelik yüzölçümüyle üçüncü sırada yer alan bu devasa göl, Aydın’a yeni bir geçim kapısı açtı. Kerevit ağlarını 10 ila 50 metre derinliğe kadar salan Aydın, avını toplamak için bir hafta kadar bekliyor. Toplanan kerevitler arasında titiz bir seçim yapan Aydın, 10 santimetrenin altında kalan küçük bireyleri tekrar göle bırakarak sürdürülebilir avcılık prensiplerine uygun hareket ediyor.
Umut Aydın, avladığı kerevitleri Elazığ kıyılarında faaliyet gösteren toptancılara ortalama 350 Türk Lirası karşılığında satarak ekonomik olarak ayakta kalıyor. Bu kerevitler, toptancılar aracılığıyla Isparta’daki işleme tesislerine gönderiliyor. Tesislerde gerekli işlemlerden geçen kerevitler, buradan Avrupa’nın birçok ülkesine ihraç edilerek ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Aydın, küçük bir köyden yakaladığı kerevitlerin yurt dışına gönderilmesinden ötürü büyük bir gurur duyduğunu belirtiyor.
Teknesinde hem huzurlu hem de ekonomik açıdan iyi durumda olduğunu ifade eden Umut Aydın, eski yaşamına dair şunları dile getirdi: “Uzun yıllar İstanbul’da yaşadım, özel sektörlerde çalıştım. İş, stres, kalabalık ve trafik tam anlamıyla bir eziyetti. Bu duruma daha fazla dayanamadım ve köyüme geldim. Bir tekne ayarladım, kendime kerevit avlıyorum. Ağları 15 ila 20 metre arasında baraj gölüne bırakıyoruz. Haftalık ortalama 70 kilo civarında kerevit yakalıyoruz.” Aydın, kerevitlerin avlandıktan sonra 10 santimetre alt sınırı bulunan bir ölçütle değerlendirildiğini, bu boyutun üzerindekilerin alındığını ve küçüklerin tekrar göle bırakıldığını ekledi. Sözlerini şöyle sürdürdü: “Kerevitleri tüccara veriyoruz. Tüccarlar vasıtasıyla fabrikaya gidiyor. Orada da işlenip, iç piyasaya ve yurt dışına gönderiliyor.”
Köyüne gelip bu işe giriştiği için çok mutlu olduğunu vurgulayan Aydın, tüm arkadaşlarına ve yaşıtlarına önemli bir tavsiyede bulundu: “İyi ki köyüme geldim ve bu işe girdim. Bunun için çok mutluyum. Avladığımız kerevitlerin de küçücük bir köyden yurt dışına ihraç edilmesinden dolayı çok gururluyum. Arkadaşlarıma, yaşıtlarıma tavsiyem; büyük şehirlerde eziyet çekip yok olmayın. Köyünüze yerleşin, üretim yapın, daha mutlu ve huzurlu olacaksınız.” Bu sözler, Umut Aydın’ın sadece kendi hayatını değiştirmekle kalmayıp, benzer durumdaki diğer insanlara da ilham vermeyi amaçladığını gösterdi.
İzmir’de Plastik Ürün Deposunda Çıkan Yangın Kent Genelinde Endişe Yarattı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.